25 Nisan 2009 Cumartesi

Ne Aşk vaR Ne Mutlu sonlar...


Tırnak cilası gibi yarı aydınlıktan sarıya kavuşmuş mutlu sonların ışıldamasından öte,diğer tarafımdaki yüzlerde güneşe karşı bir soğukluk hissederdim kalbime uzanan elimde.
Ve görsellikten öte düşünmeye çalışırdım yitirilen ben miyim yoksa yitirdiklerim arasında kaybolup gidenmiydim.Aslında değer vermekten ziyade bir sınır çizgisi olmalıydı hislerim ve duygularım arasında.Hissedebilirdim ama duygularımda duymazdan gelmeliydim,en azından üzülmem gerektiği zamanlardan önce.
Kremalı bir bisküvi gibi tatmalıydım ara sıra mutluluğun beyazından,sonra acı bir çay içmeliydim tadını unutabilmek için.
Siyah bir ekranda sarı sayfalı ilanlar gibi arardım bazen içinde kaybolduğum sihirli sözcükleri.
Ve bana ait olan ne varsa sadece benim olarak kalırdı ve yinede benimdi.21:51 25.04.2009

11 Nisan 2009 Cumartesi

hislerinden ayrılmış sözler...


Ne istedim ki dostlarımdan başka.
Saçma sapan duygularım.
Karma karışık efkârlarım…
Neyi aldım ki borçlu kalim.
Söyleyemezler,
Bilmedikleri için.
Görmezler,
Hiç göremedikleri için.
Nasıl bilsin ki insan içinde olmayanlar adına.
Nasıl karar versin ki insan,
Hissetmedikten sonra.
Nasıl yargılar insan,
Öğrenmedikten sonra.
Anlamak nasıl son çare olur,
Yanlış yapıp geriye döndükten sonra.
Düşüncelerim! kurtarsın beni bu azap yolundan.
Ama ellemesin,
Ne rüyalarımı
Ne de hislerimi
Hislerinden ayrılmış kara bir dul eli.
Ve kırık bisikletim hala ayaktadır aslında.
23:01 11.04.2009

Meltem rüzgarları...


Çökük ruhlu mektuplar,kırılmış bisikletler,ansızın gelip geçen rüzgarlar,düşen sarı yapraklar…Olup ta bitmek istemeyen düşler gibi hiç durmak istemezdi rüyalarımın arabası.Kadim düşünceler toplardı dökülen sarı yaprakları.Keserdi içimde açan güneş keskin rüzgarları.Kırılmış bisikletler işe yarardı rüyalarıma giden yolda ve hiç düşürmezdi beni yankıların havaya dağılışında.Bir tek ruhlar kalırdı geride olduğu ve kaldığı gibi,birde mektuplar…20:58 11.04.2009

10 Nisan 2009 Cuma

terminaldeki adam...

Yâr olmaz bu dünya,
Ne yedisine
Ne yetmişine.
Kalmaz,
Ne sevgilerin
Ne üzüntülerin
Adından başka.
10:45 09.04.2009

8 Nisan 2009 Çarşamba

Biraz yoğunluk...


Uğrunda bırakılan adımlar günü gelir terk edilir.Bırakılan adımlar içinde kalan tüm gözler ihanet,kötüye meyilli ve düşüncelerde tutarsızlık gösterebilir.Ama bunlar olup biterken kararlarınızda yeri olmaması gereken tek şey geriye dönük nefrete tutarlı duygularınız.Arkanızda bir adım sizden önce olmak isteyenler olabilir elbette,nihayetinde hepimizde ufakta olsa irade yenilgileri vardır içimize dönük.Ve bu yenilgiler eşliğinde içinizde tutamadığınız söyleme dönük duygularınız dışa atabilir kendisini.
Karaladığınız sayfalar geriye dönük yenilgileriniz olabilir,lâkin birde ileriye sormak gerekir kendinizi içinizde.Bulmak gerekir yanlışların içinde kendinizi.Olmak gerekir tüm yanılgıların ortasında erdem sahibi.Ve bilmeniz gerekir tüm insanlar hata yapabilir.En önemlisiyse insan düşüncelerinde kendini geliştirebilir : kendine doğruları öğretebilir ve olanları en içinden hissedebilir ; biraz yoğunluk yeter duygularda ve hislerde görebilmek için en doğruyu.10:58 08.04.2009

7 Nisan 2009 Salı

Sihirli Melodilerim...


Sihirli bir melodi dolaşır gizem avcısı gözlerimde,içimde kıvraklığıyla dans eder düşüncelerim.Düşünmek istediklerim dolanır içimde sihirli melodiler eşliğinde.Ben aklımla karışık sarılırım duygularıma ve ne zaman hissederim yaklaştığını işte o zaman bilirim nelerin beni içine almak istediğini.Bilmekle kalmayıp hiç durmaksızın göklerden yerlere kadar hem düşer hem seyir ederim hayaller ülkemde.Bulamadığım tüm yerler gibi dokunurum havadaki neme,gitmediğim duygular bana kadar gelir dünyanın nefes alıp verişiyle.İşte o zamanlardan tutunda bu zamanlar içinde pelerinimin şapkası yüzümü hafifçe örter kaçak duygularımın eşliğinde ve sihirli melodiler gizemli yolculuğumda bana refakat eder tüm adımlarımda…13:14 07.04.2009

5 Nisan 2009 Pazar

bir Kızılderili yolundaki hayalim...


Çarpık kentleşmenin maruzu ülkem,çarpık ilişkilerin maruzu olduğu insanlar eşliğinde bir günün sabahında düşünürdüm bir Kızılderili yolunda.Saklanabildiğim düşünceler içinde kalmaya çalışırdım her adımımda.Anlayamadığım bir noktam var nereden geldiğini ya bilmiyorum yada hatamı göremiyorum.Düşünüyorum ama düşüncelerime vuran insanlarda kendimi bulamıyorum bir türlü,neyim ben? kimim?
Heves işgali eşliğinde dinlenilecek duygu bahçesi miyim?
Yazık kendim bile tanıyamamışım gözlerimdekini,peki nasıl biri yaslanır duygularıma hislerime,tutabilir miyim,kalabilir miyim içinde ve gözlerinde.
Ne yapsam ne söylesem içimdekilerden,dinlemesen de bilmesen de bilirim ben kendimi...ve yinede severim seni,sen inanmasanda.
Ve bir gün geçer,
Selam eder güneş uzaklardan
Bir kız yüreğime akar gözlerimden
İçimde bakınır etrafına
Telaşlı,heycanlı…
Ürkek bir duygu var elimde
Gitmemesi için her şeyi yapardım
Ama duyguların tüm gerçekleriyle
Düşünürdüm yanımdayken zaman öncesini
Aklım yinede dönerdi gözlerinde
Ne güzelde bakardı sağ omzundan
Ne güzel kıvırırdı elleriyle saçlarını
İçinde bir sürü düşünce var
Doğru mu Yanlış mı…
Saklardım tüm günü
Güne bakan gözlerinde
Ve bilmesen de
Kalırdın içimde batan güne baktığın yanı başımda.
Ve bilmesen de
severdim seni bir gün içinde
Ve bilmesen de o küçük bir gün içinde aşık olurdum gözlerine…
23:13 05.04.2009

1 Nisan 2009 Çarşamba

adımlarından bir an sonrası...

İzlediğin ufak bir yol,çıkar karşına bir günün şafak zamanında ve o zaman alırsın ektiğini yüreğindeki temizliğinle.İnsan yinede çıkış yapar duygularından emin olamadığında.Bazen düşünürsün ve yaparsın.Bazense ilerisini görmeden yapasrın anlık eylemlerinden ufak bir zincirleme ve sonra bulduğunda karşında bir ödül olarak onu,nasıl bir his bırakır sende...
Nasıl bir yarına çıkacağını bilebilir misin...
Hayatının şekillenmesindeki süreçte adımlarına neler katabileceğini kestirebilir misin önceden...
Ve düşünür müsün her adımında seni neyin beklediğini kısa bir an sonrasında...
Nereye doğru gidersin düşlerinde,rüyalarında ve gerçeğe yakın adımlarında.
Seni tatmin edebileni tanıyabilir misin,ona ne kadar yakın olabilirsin.
Işığın altında bakabilirmisin hayallerine.
Yürüyebilirmisin karanlıkta doğrularınla.
Ve neyi istersin adımlarından bir an sonrası gözlerini kırptığın hayatta.22:23 01.04.2009

27 Mart 2009 Cuma

Kara saçlı kıza...


Küçük adımlarda gözler var
İçinde durmaktan çekinmediğim
Bilsem ki bir yüz o kadar yakın bana
Elimi uzatır tutardım rüyalarından
Keşke gelseydi adımlar gerilere doğru
Ve sen ne kadar büyük olsan da
Benim için hala bir kız çocuğu
Sevgine ne çareyim nede yalancı
Ve ben insanım,sevebilirimde
Ama sende büyümektense
Bende bitti bile
Olsan gözlerimde “küçük bir kız çocuğu”
Yinede bilirim duygular büyüktür
Küçük eller olsa dahi
Ah be küçük kız gönül avutma benimle
Ah be küçük kız sevme beni
Ve ben unuttum artık aşkı
Yalancı bakışlar…
Yalandan aldanışlar…
Bir kalp var elimde,ben oyum
Ah be kara saçlı kız sen kimsin?
Nesin…
Sen yinede elleme kalbimi
Ben severim seni uzaktan
Ne kal Ne de git…
Kara saçlı kıza…
02:36 27.03.2009

24 Mart 2009 Salı

bulamadığım ben...




! Elimde olsa aşkı kendim büyütmek isterdim.Tamamen bana ait olmasını ama kendi benliğinle.Büyüttükten sonra uçurtmalar gibi benden kopmasını istemezdim,nede koyu kahve rengine dönüşmesini.
İki gerçeğin “bir” olması gibi…
Küçük adımlarla büyütür içinde kalırdım aşkın.Ve yürümekten hiç sıkılmazdım bulabilseydim.Ve bulsaydım gezmek istemezdim karışmış şehir manzaralarında.
Gözlerin içinde kalmaktan sıkıldım.
Adımlarda kalmaktan sıkıldım.
Düşmekten sıkıldım düşlerin bulutundan.
Ama yinede kalamadım.
Mavi bir rüya : benden kaçanlar.
Gerçeğe yakın olmaktan uzaklaşıyorum attığım adımlarda.
Her nefes alışımda geçmişte kalıyorum yürüyen adımlar gölgesinde.
Ve her serüvende yıkılıyorum.
Ama her defasında sanki pes etmiş gibi yapıyorum.
İçimden çıkarıyorum her defasında,adımlarda bulduğum sevgi sözcüklerini.
Dostlarımdan ötesine bir yalnızlık bu.
Bazen gözlerimden hayat geçer ve akar gönlümdeki sahilden bir kum damlası.
Kayıp bir zaman daha geçer ve bulamam rüyalarımda.
Ve artık ne duygular,ne hisler,nede içimdekiler bendedir.
Elimde kayıp sevgilerden başkası kalmaz.
Ve biraz sonrası yalnızlık…
Yinede güldürür kendimi kendim ve şarkı söylerim.
Hımh! Hiçbir şeyin güzel hayatı…23:53 24.03.2009

22 Mart 2009 Pazar

Deli doktoru...


Dizlerimin ucundan kalkan eskinin şeytan makinesi arabalar.
Her gün hayatlar kalkar önümden yakın bir sefere,nefesim yorulur,gözlerim yorulur ama yinede ayakta kalırım ve severim uğraşımı.
Kalkan bir cam parçası yer çekiminden,içinden dönüpte geçmişin bakışı bir bakış daha atar.
Biletler tükense bile bende onlardan çok vardı,geri dönmeyecek olanlardan alırdım hep.
Koşturmacalar içinde hayaller dolu bavullar ama hep ordaydım,hiç ayrılmadım yerimden.
Deli bir familyadan çıkmış yeşil bitkiler,dibinde biten mantarlar gibi düşünürdüm sağa sola…
Her gün dizlerimin ucundan kalkan hayat seferleri,bazen içlerinde ne varmış gibisine düşünür gibi yapardım kendimi.
Olsun yinede düşünürdüm sağa sola…
22:44 23.02.2009

15 Mart 2009 Pazar

City landscape of my...


Every day a woman will not know that the people's sins in the hands of the scale weight.
People stay on the path as possible:
Right to apply.
Is separated from the path:
Apply to lie.
What is the inspiration that after that,
What is love nor passion,
It no shelter.
I remember dreaming a dream,
Yesterday I got earlier.
And I ask you did you I was in?
...
Three points,
And then here.
Later as an excerpt stranger. 21:09 14.03.2009 mixed townscape ...
A scene from my city ...

14 Mart 2009 Cumartesi

Şehirden manzaralar...



Mısırdan bir diş,biraz sonra bir toz bulutu ve biraz cıvık birazda balçıktan tepeler,ilerisinde evden şekiller var.Şemsiye altında bir kadın,beyaz bir çikolata ağzımda.Donuk boyalar çember çember.Duvarda bir palyaço gördüm birkaç gün önce.Yaşlanmış gözler ve rüyalar,soğuk ve renkli bir bulut.
Gece ve ışık.
Pencere köşesindeki masada yemek yedik şehrin balkonunda.
Küçük bir başlangıç aslında sonucun öznesi.03:11
Annem kırmızı bir ceket verdi soğuktan korunabilmem için,ya diğerlerinden.
Oyunun rehbercisi şaşırır telafuz ettiği adımları.
Ve yana doğru bir adım kaydırır insanı yolundan.
Az ilerde bir söz bekler seni Özne’nin Sonucundan.
Ve bir Kızılderili şiirinde yüreğime bakan sözleri bulurum:
"Yavrularım,önceleri sevmiştim beyazları,
Yavrularım,beyazları önce sevmiştim de,
Yemişler vermiştim onlara,
Yemişler vermiştim. "
Küçük bir uçurum basamaktan atlamak,diğerlerinden diğerlerine bir bağlanış düşüncelerimde.
Sol gözümden gerçekler akar kalemim tokat attığı için.
Doğru bir söz,sokaktaki lamba direğinin ışığında .00:34
Bilmezler ki bir kadın her gün elindeki tartısıyla insanların günahlarını tartar.
İnsan,kalabildiğince yolunda:
Başvurur doğrularına.
Ayrılır yolundan:
Başvurur yalanlarına.
İlham nedir ki olmadıktan sonra,
Ne sevgidir ne de tutku,
İçinde barınamayınca.
Hayal meyal bir rüya hatırlıyorum,
Dünümden önceki bende.
Ve soruyorum Sendeki Ben miydim?
…
Üç nokta,
Ve sonrası için.
Sonradan bir alıntı gibi yabancı.
Karışık şehir manzarası…21:09 14.03.2009
Şehrimden bir manzara…

2 Mart 2009 Pazartesi

Ahmedime (mamudum)...




Geçmiş yelkovanlarda salıncak yapmış oynarken bir dostum yalnızlığınla sıkılır.
Ölüm yok sonunda ama keder bile üzülür annelerin gözündeki yaşa.Sarılmak bazen yalnızlığa güzeldir,dostun yanında olamayınca.
Koca koca şehirlerde insanlar yaşar,bir anlık ufak bir adım ileriye nelerde değişir insanın hayatında,nereler uzaklaşır,neler kalır içinde soğuk bir kışla selamında.
Gecenin selamını aldım içinden,derinlere kadar yürüdüm geldim yanına,sarılırım tüm içtenliğimle yalnız kalmış rüyalarına;dostum.
Kardeşim benim senle ağlarım ve gelirim yalnızlığına.
Geldi geçti “o” gün,zamandan öte farklı bir uzaklaşma ve duygularda burukluk.Omzuna elimi koyamasam da,her zaman bir şekilde yanındayım,dostların olduğu gibi.
Yanındayım adamım…02:16 01.03.2009

27 Şubat 2009 Cuma

Gayrı Laf-ı Güzaftan 'i'nsanlar...


Durup düşünürdü insan;düşünmekten ziyade yarım kareden bir film gürültüsüne gizlenmiş hayatı okurdu gözleriyle.Gizlenmiş hayatlar,sokak aralarında üşümekli hayatlar,gözleri donupta ağlayamayan hayatlar,paramparça olmuş hayatlar;hayatlarından ziyade ağlardı gözleri,dünya haline.Yolundan bir ak düşer eksik adımlarından,gizemli bir rüya açıklaması ve ne zaman senin için orda olması gerektiğini asla bilemezsin eğer ki gerçekten görmek istemezsen.Ve hayat saklardı acılarını görmek,bilmek ve onları tanımak istemeyenler için.Saklanmaktansa hiç bu yaşamda olmak istemeyen insanlar görürüm köşe başındaki bakışlarda,düşünmekten çok üşümüş gözler görürüm ayakkabısındaki yırtıkta ve hepsinden ziyade insanlar görürüm tepelerde,kucakladıkları yalan duygularla yaşamayı öğrenmiş insanlar.22:46 27.01.2009

25 Şubat 2009 Çarşamba

Rapunzel...


Adamın bile değil…
Soğuk deniz yüzü,
dumanıyla zehirlensen,
gelsen de görsen,gitmeden bir adem yüzü.
Desen de “güzel bir deniz” ne güzel 'bir gün'…yanındayken.
İçinde neler var bu akşam?
Katmer katmer hayat.
…güldüm gerçekten güldüm.
Ve güzeldi hayat gözlerinde.
Rahat ve özgür bir düşünce var avuçlarında.
Olmak istediklerin bir pencere gibi yanında olsun.
Ve anladığın gibi üç nokta içinde her zaman belirsiz bir yaşam.
21.02.2009

19 Şubat 2009 Perşembe

kötü Söz...


Anladımki yüzün gerek yoktu yezid sözüne
Ve yaptıklarımı düşünmekten daha önce düşünmek...
Bilinenden ötesinide bilmek,
söylenenden öncesinide tanımak
söylenenden sonrasınıda kendin de kabul bulunmamak.
Kanatlı yada Kanatsız,
iki alem yok,ne dünyada ne de başka bir solukta.
Kalıpta gitmemek yok.
Tatlar,zevkler,mutluluklar ve acılar,
geçici olmasından öte bir yanı olmalı önündeki adımların hesabında.
Ve yapılanlardan önce;yapılanların bir düşünce çemberi olmalı.

13 Şubat 2009 Cuma

Olmayan ülke...


Hatırlamalıydın uçmayı,uçabilmeyi,olmayan diyarlarda yaşadığını…ve bilmeliydin hala Tink’in seni uykuyla uyumak arasındaki yerde unutmadığını.Uçabilmeliydin ufacık gözler için.Bir kez olsun daha hatırlamalıydın girdiğin bu hayat mücadelesinden önce hayaller ülken olduğunu.
Biraz iyi şeyler,güzel şeyler düşünmen yeterli aslında…Ve Peter Pan sen buydun olmayan ülkenin kahramanı evet Peter Pan’sın sen…
Mozaikten bir yelkovan,rüyaların kovalayıcısı.
İnsanların sahtekarlık ruhuna hiç inanmadım,gittiğim ülkeler,gezdiğim şehirler,yürüdüğüm insanlar,gördüğüm rüyalar.
İnsan gençlik yıllarındayken zamanı ağır işler sanır.
Birileri düşler içindeyken biri izler ve şöyle der “oradaydı”.
Gidebildiğimiz kadar yere gideriz,sınırsız bir yolculuk,hatırladığım Nazım Hikmet şiirlerindeki kadar özgür olabilmek ve Sunay Akın kitaplarında koşturmak.
Alaca bir düşünce perdesi gibi,odamdaki lambayı söndürdüğümde karanlık.Harfler,virgüller,noktalar,düşünceler,sözcükler.01:23 12.02.2009

6 Şubat 2009 Cuma

Yoğun bir beton tadı...


Yoğun bir meyve tadı gibi dümdüz bir orman yolunda yürümek.Arkandan gelen bir his var.Yorulmayı düşünürsem bir gün,tepelerde bir yerde kalırım tüm insan karmaşasından uzakta.Aklın çelişirdi aslında ve eskimeden yenilerdi kendisini.Unutmadığın anları yalan gibi hatırlamıycaksın.yorgun bir vadi,dikenleri yorulmuş bitkiler.Bahisler açılmadan tükenir dünya kargaşasında.12:40 06.02.2009

1 Şubat 2009 Pazar

güzel olurdu anlasaydın

yaşam gider gelirdi...
yaşam gelir ve giderdi.
gitmekten yada gelmekten,
üzülmeden önce bunu düşünebilmenden.
hey! dedikten sonra salıncakta sallanabilmen.
ne güzel olurdu bilseydin .
bir kaç fotoğraf...eski günler gizlenmiş.

31 Ocak 2009 Cumartesi

çocuk...

denge tahtasından bir hayal gücü...
küçük bir çocuğun oyun serüveni.
parmaklarındaki anlamsız kıvrılışlar,
zihin karmaşasından yoksun düşünceler.
sadece görmek istediği ve bilmek istediği yerde.
hiç düşünmeden tutar düşüncelerimi,bir sabahın akşamında.
00:14 31.01.2009

28 Ocak 2009 Çarşamba

Şapkamın Üstünden Bir Hayat Geçti...




Oturduğum tahta bankın önünde bir hayat.
Hastanenin önünden bir hayat geçti.
Işıklardan bir hayat geçti.
Masamın önünden bir hayat geçti.
Yürümekle geçmeyen hayat,
Korktu benden
Bir anda geçti şapkamın üstünden.
Fısıldamalar yüzünden duyamadım,göremedim hayatı.
Otobüsün içinden bir hayat geçti.
Bir hayat yürüdü benden,geçti benden.
Yürüdü benden hayat
Ben indirdim artık şapkamı
Kaldım artık koltuğumda
Gittim geldim.
Şapkamın üstünden

22 Ocak 2009 Perşembe

terk edilmişliğin sona vuruşu...


Anlayamadığım bir gezinti var…içinde olmadığım bir düş var…görmek istediğim bir rüya var ama içinde yokum.
Anlayamadığım bir gezinti…
İçinde olmadığım bir düş…
Görmek istediğim bir rüya ama içinde yokum.
Ne dövüştüm
Ne barıştım
Güzeldi geçmişim
Güzel bir gençtim
Kara bir günlük ,hayat.
Uçar gibi iradene sahip olmaktı hayat.
Ayrılmayı kim ister ki ?
Belki bir gün yok.
Belki bir gün yoktu.
Ne de ilerisinden ilerisi,ötesinden ötesi.
Yapmadığın şeylerden övünmek;insanın içindeki oyun perdesi.
Aşağıdakilerinin yukarısından bir bakış.
Elimdeki hayalet kalem görür beni.
Uzaktan gelen yanılgı sesleri,metrukluğun ahire vuruşu.
Üşüyorum yatağımda
Düşünüyorum yatağımda
Düşünüyorum da yatak beni üşütüyor bensiz.
Üşüyorum da ruhum çekilmiş benden.
Yürüyorum da sanki benimmiş hayat.
Dönerimde,hayat döner miydi benim için geriye.
Zamansız bir yazılım…
Sondan bir bakış…
Ah! Ne koştu zaman
Ah! Ne hoştu zaman
Tek bir sözden kaçış…
Tek bir özün vardı kaçamadığın.15:18 22.01.2009

10 Ocak 2009 Cumartesi

içinde olup bitenler var...


Mavi bir derinlik ,korkarsın yalnızlığın için.
Bir gürültü…içinde olup bitenler var.
Kaybolan bir anı defteri gibi zaman.
Yolsuz barksız insanlar gibi yüreğin var.
Unuttuğun insanlar gibi unutulduğun doğru.
Dostun olduğu doğru yalnızlığın.
Gülümseyen insanlar devri az bir zaman sonra biter.
Gerçek gibi nefes alıyorum.
Ve izliyorum benden kaçanları.
Gözlerim soğuk ağlayamam.
Kimseyi değil sadece kendimi tanıyorum.
18:28 09.01.2009

cadı aynası


Basit bir adamım yeşil ışığın altında.
Nefes alamayan kalabalık bir kalbim var.
Sanırım kendimi seviyorum birde cadı aynasını.
Aslında birazda küçüğüm,büyümek çok zor.
Yürürken insanların yüzlerinde hep fısıltılar duyarım.
İçlerindeki duygularını tutarım ellerimle.
Gece aklıma gelir,rüyamda uyanır düşünürüm.
Gezerim hep içlerinde.
Gitmek yerine hep kalmayı seçerim ama terk edilirim.
Hiç kızmadım kendime.
İlk günleri her zaman sevmişimdir ama gerisi…
İlk romanımı gömdüm aynı ilki gibi.
Kendimle dans ederim saatlerce.
Kendi duygularımda gezinirim hiç durmam ve hiç durmaz içimdeki fısıltılar.
Gürültülü bir odam var bütün nesneler canlı.
Pahalı duyguları sevmem ben,basitliği de.
Yine hiçbir şey ve hiçbir şeyler çıkar önüme,yapmam gereken ne?
Geceyi severim ve tüketirim nefesimde.
Gülmeyi severim,ağlarımda.
Aslında sıcağımdır.
Önceden inanırdım.
Önceden her şeyi yapardım.
Şimdiyse kendine bıraktım.
Ben hep bendim. 01:54 09.01.2009

8 Ocak 2009 Perşembe

Rüyalarım...


Kaybolan bir yüz görüyorum,unutulmuş bir Tanrı inancı gibi.Sanki umutlar tükenmek üzere,aynı gelip giden adımlar,ısıtmaya çalıştığın el senin ki.Hissedememen için hiçbir neden yok.Kimselere özel bir hisle bağlanmamışsın gibi git…Aslında kalmak istediğin yer burası ama soğuklar buradaydı.Düşünmemek için her şeyi yapıyorum,sonunda yine biliyorum ki güneşim kaybolur.
Tepenin birinde bir mezar yaptım kendime umutlarımı,anılarımı,sevinçlerimi,gözlerimi gömdüm içine ve sımsıkı sardım.Ordayım içinde ve her gün yeniden aynı rüyayı görüyorum.
İnsan çıkmak isteğini bir kenara bırakır ve hep orda kalır.
Neyi unutmalısın ki yüzünde kaybolanlardan başka.
Yatağıma yatar ve düşünürüm uyumayı sanki hiç uyumamışım gibi rüyalar görmemişim gibi.Hep yeniden doğarım güneşle umutlarıma ama gece biterim yine çünkü rüyalarım başlar.Çünkü rüyalarımda hiç ağlamam ve tüm mutluluklarla,güzelliklerle sevişirim.
Yaşlı bir kapım var aslında sadece adı öyle yoksa yaşlı filan değildir.
Ama insanlar hep nankördür.Bilinçaltı bir rüya,sanki zorlayan bir el gibi.Çatalında ne küf var ne de bozulur.Ne kadar parlak olsa da tutmadım hiç sapından.
Ahvali bir resim duvarı ve her gün yağmur yağar tertemiz olur ama satar insan dualarını.
Sözlerimdeki şarkılar aslında rüzgarın söylediği şarkılarla aynı ve bronte’nin Uğultulu Tepeler’indeki uğuldayan rüzgar gibiydi.
Ve rüyadayım…02:01 08.01.2009

7 Ocak 2009 Çarşamba

yaprağın hayatı...


Kargaşadan örülmüş bir duvar,eski bir Kızılderili sözü gelir aklıma ama mısralarıma koyamam zenginliğin yapayında.
Düşünürüm kimselerin bilmediğini,bilmek fazlalıktan bir yoksunluk.
Tam dolu bir zihin gibi ağırlaşır adımlarım,farkında olduğum cevaplar veririm yalan söylerken ve izlerim kendimi.
Acı bir tat yüz kaslarının gerilmesinde suçun sahibi.Aslında yapmak istediklerindi karmakarışık olan yoksa ilerisinden değildi bulanıklık.
Gitmek isteğim görmek isteğim duygusal bir maruzuyet değildi,gerçek bir sebep ve kırmadığım parçalayamadığım güven.
Şu ya da bu değerde bir insan,gerçeğin aslı ne fark eder bilip ve görmekten başka.Burda bir kez daha işe yarar duygularımın kınısı.Kör bir saplantı aslında kelimelerinin duraksaması.Sanki…sanmaktan fazlası gibi bir hayat.00:11 07.01.2009

2 Ocak 2009 Cuma

dünün rüyasında kendim...


Yansımalar gibiydi soğuk bir düş.
Herkesin bir hayali vardır ama onların örtüsü biçimsiz taşlardan bir hapishane.Anlamamazlıktan gelen bir kanatlı.
Hesapsız bir pazar yolu gibi,sadece verdiklerin.
Geri dönüşü yok.
İnsanın parçası olmayı başaramayan ölüm.
Koşmayı istedim ama anladım ki koşarak bazı şeyleri arkada bırakamıyorum.
Düşündüm,düşündüm,düşündüm…fark ettim ki o kadar çok düşünmeme rağmen tutamamışım.
Aslında yansımalar ölmüştü.
Nedense anlamsızlıklarımın içinde bir sürü telaş.
Niçin…neden?
Güler yüzlü bir güler.
Sanki çok istemişim olmamış gibi.
Biçimsiz bir fiyatım var.
Ve sonradan askıya asmalı sigaraya kokmuş düşlerini.
Ve köşeye doğru yaslamalı başını,duvara çarpan soğuktan korumak için kendini.
Yalan gibi rüyalar görmeli yatağında ama otobüste giderken çukura düşmeli rüyasında.
Yansımaların soğuduğunu bilmeli.
Oturup iki elinle başını sıkıştırmalı ve sonrada düşünmeli…
Geri almalımı diye sorarsan hiçbir getirisi yok ama bazen hatırlayabilmek için sadece bunu yaparsın.03:01 02.01.2009

25 Aralık 2008 Perşembe

yaşlanma öyküsü


başlıksız bir hayatın ardından gelen bir yaşlanma öyküsü.

geriden gelenlerim gibi unuttum artık tüm geçmişimi.

kalanlarım bir göz içi sakladıklarım.

kimseler...

sandığım bir hayat...

başlıksız bir hayat...


Bir anda ölüm geliverdi aklıma.
Sıkışan bir ömür dört duvar arasına
Hayatımdaki yollarım gibi yüzümde belirginleşmiş cevaplar.
Kısrak bir tohum gibi kaybolan mutluluklarım
Arkamda kalan cevherler dolu sandıklarım
Sinema koltuğunda kalan hayatlarım…
Bir yıl gibi koca bir hayat
Oysa ne kadar da çok hayat tutmuşum.
Eksiksiz bir metin gibi adımlarımda göz yaşlarım…
Yüzümde ufak bir tebessüm yanımda olamayan babam için…
Dudaklarımdan eksik olmayan kurşun kalemimin tadı.
Hayatımın sonuna geldim,dünya da değişen ne?insanlar dışında.
Zamanın içinde saklanmış bir korku,yaşlanmak.
Hayatı yaşamaklı olmayanların hiçbir zaman erişemeyecekleri bir mutluluk “yaşlanma korkusu”.Öylesine sevmişim ki hayatı,hayatımdaki insanları.Bırakamamışım gerilerde hiç.
Eskimiş aile öyküleri gibi gece yatağıma düşenler.
Tek bir dilek dilesem hiç bitmesin desem,biliyorum kendini güldürmek gibisi yoktur.
Durmak gibi hayat…
Bilemediğim tek soru
hayatım bana mı ait…
Rengi,yüzleri gibi vurdu
üstümde duran kostüme.
Bir pencerem var
iç tarafında duran dünyamdan başka hiçbir şeyim yok bana ait olan.
Yenemediğim üzüntülerimde hala dimdik duran bir adam…
Olmazların arasında bitmez bir savaş…
Bitmez bir insan kargaşası.
Yüreğimdeki sıcaklık gibi geçici hevesler…
Yine de elimde tükenmeyen bir yaşam sayfası.
Gözlerimdeki yaş biter
Zihnimdeki kalem tükenir
Ve ne zaman rüyalarımı görmez olurum
Artık ben hayat için yokum nede hayat benim için…
İnandıklarım yanımda olamayan insanlar gibi
Artık son bir söz için tek bir nefes…01:53 25.12.2008

22 Aralık 2008 Pazartesi

Düşünceler içi yaşam...

İrade eksikliği yüzünden etrafa dağılan saçmalar gibi yer bulan korkular.Seyir eden bir gezgin gibi tamamlanmamış bir rüya turu.Aslında gerçek olmayan bir rüya havuzu.Dokunuşlar öncesi tuzlu suyun tatlı suyla çarpışmasından doğan sıcak bir his ve sıcak bir ilişki.
Hava karardığında görünmez dokunuşlar.Yanlış bir düşüncenin intihar etmesi gibi.İçinde tutabildiğin onca şey varken bir anda zamanın içine döktüklerin,senin için bir yükseklik duygusu gibi çökücü bir zemin.Tam burada düşündüklerinin savaşı gibi öncesinden gelen adımlarının artık anılarında yer edinmesi,sende ne kayıp nede fazla bir hayat alkışı.Aralarındaysa sevgi,bolca düşünce demek.Geriye kalan ellerinde duran harap olmuş bir kalp çarpıntısı.İleriye dönük düşüncelerinde duygusal bir salata karışımı.
Şimdi uçurum ucunda karar ver yalnız bir bank mı… yoksa karmakarışık bir oyun içi kavgası mı.
Yaptıklarınla bağdaşmayan bir düşünce yapısı.
Kendinden önce düşünmek istemediğin çökük bir ev.
Renklerin hiç birisi uyumsuzluk göstergesi için uyumu sağlarken içinde sakladığı mutlu bakışlar dışında soğuk bir surat.
Paralel bir hayata dönüş yolu gibi içinden çıkıp geldiğin bir beden…

18 Aralık 2008 Perşembe

farklı bir zaman öyküsü...



His kırıntılarımın,düş kırışıklığına uğradığı yüzüm.
Gözlerimde oyun perdesi gibi dalgalanan ve yansımalarına engel olamadığım hayallerim.Sebepten sonuca kadar bir sürü çapraz ilişkim.
İçime değersiz gibi görünse de,gözlerimde değer bulan bakışlar.
Düşüncelerimde yer edinse de karar veremediğim anlamsızlıklarım.
Mutsuzluklarımın yansıması gibi içsel duygularım.
Birebirsizliklerin uyumunu göz ederken aslında fark edemediğim tutuşlarım.Gözlerimden atmak istemediğim irade içi eğilimlerim.
Aslında gideremediğim bir sürü mutluluk.
…ve belki de hak etmediğim kalbimin çarpışları.
Hayatımdaki tüm her şeyden uzaklaşabildiğim dikdörtgen bir hapis,her şeyi unutabildiğim tek yer.
…desem hayatımda ne değişir,olabildiğince karmakarışık adımlarım.
Gerçeğe,yansıtma gerçeklerim…zaten şeytan da bir melek,eskisinden farklı.Güvenmediğim tek bir an bile yok ve kendime de beklemem.
Yüzüme çarpan sözlerin ağırlaştığı zaman sahneleri,içlerinde bir yığın düşünce dansı.
Anlamını verebilsem de anlamak ve bilmek istemediğim bedenler.
Gözümün altında ufak bir toprak kırıntısı,hayallerim gibi kuru.
Eğilimlerim,neden ve niçin ilişkisini iyice düşünüp içimdeki derinlikte kendime verdiğim cevaplar;yani doğru olmakla arasında kaldığım kararlar.Farklı bir insan için farklı bir zaman hikayesi.
Kalbi açık,bir o kadarda gizemin içindeki gizli giriş çıkışlar.
Beklentilerim gibi soğuk ellerim.Dudaklarım kuruyalı az bir zaman geçse de,farklı bir çift göz içindeyim.
Etrafımda ağız kalabalığıyla düşüncelerini satmaya çalışan insanlar.
Yolumda giderken hemen yanı başımda seğir eden göz oyunlarım,her adımımda izlerim düşen her yaprağı.
Susayan bir gölge var içimde.
Benimki diğerlerinden biraz daha farklı bir zaman aşımı.
16:43 18.12.2008

15 Aralık 2008 Pazartesi

...sonu


kurumuş bir ruh,gölgesinde yeşil yosunlar hayat belirtisi...Dileklerin içinde gecelerin sesiydi ağlayan.Doğumla gelen bilinç altı sorular...yanıtından önce hazır duraklı cevapların.Susmadan söylemeli,ya zamanı duraksamalı ya da öylece geçmeli.Sesinle birlikte dokunabilmek.İşleyişinden belli;kör bir makas,açılmayan karmaşık bir halat ve yarattığın onca şeyden sonra vurduğun mühür.Karelerden bulmaca oyunu,içinde kendimi sordum ama bir bilen bile yok.somurtuk yüz hikayeleri,boşluğa düştümmü kaçırmak istemediğim fırsatlar yalancısı.Etkisinde kalmadığın ellerin etkisiydi yalancı ısıtmalar.Bir an bile durma,kaçtığında doldurduğun onca anı.

...yönüyle eğilimleri doğrultamadığın al ve ak yuvarların,dur.

...sonraki beden durakların.

...kınısına girmeyen gözlerin.

...sonu

14 Aralık 2008 Pazar

sonra...öncesinde

oynamaklı bir beden gibi hislerim
yalandan evler gibiydi yüzümdeki insanlar
ah birde anlayabilsem görmemin sebebini
anlayabilsem doğru olmaz mı
gerçeklerime yakın olsam
büyümek miydi korkum...
bilmek istemesem
arkamdan fısıldayan insanlar mı doğrularım.
ah bir de anlayabilsem elimin soğukluğunu
bir de şu hislerim
gerçeği yakalayabilsem,duygularımı öğrenebilsem
inanır mı gözlerimdeki insanlar...
ufak bir dokunuş yeter eve dönüş yolunda.
dokunuşlar;adımlarımın yönü gibi değişirdi hislerimde.
tebessüm;sisli tepelerin uğultulu zamanları gibiydi yüzümde.
bazen insan üflemeliydi bir kaval gibi kendini rüzgara karşı
eski yıpranmış bir koltuk odanın gölgesin de kalan
sakladığı bir o kadar dokunuş içinde dışarıya atamadığı.
peki sen gizlensen mi,çıkabilsen mi...
ellerimde değeri bilinmeyen bir dokunuş...21:28 14.12.2008

zamanın göz kırptığı vakit...


Nefes hareketleriyle buhulanmış camın arkasında biçimsizce ve kontrolsüz hareketleri ve de ölüm kokusuna sarılan gözler,gözlerimin içinde yer bulurken,yerde yatan beden ölümün nefesini koklardı,soğuk kaldırım taşı üzerinde.Anlamsız gibi görünen bir beden dansı.Tam o an zamanın göz kırptığı vakit ölüme yakın olabilmek için meraklı gözler görüyorum.
İçimden şöyle demek gelirdi hep;merak etmeyin zaman yaşlı bir öksürük gibi sırtınızı sıvazladığında işte o zaman yaklaşmakta olan,öfkenin korkuyla birleştiği nefesi hepiniz bir gün hissedeceksiniz.
Meraklı gözler var etrafımızda meraklı gözler.Bir tahıl parçası gibi dağılırdı zamanın o gepe geniş ağzında merakla hayata bakan gözler.Çiğnerdi,ezerdi,ufalardı hayat.Yaşlı bir öksürük gibi haber verirdi hayat.
gölgeler nefesli
gözlerinde vardı…
ve diğer taraf için olsa da düşünerek yakındın.
Gölgesinde durmak , yaşlanmış bir banka oturmak gibiydi.
Adımlarının önünde bulunan,fotoğraflarda üşümüş türlü yüzler.
İzlerinde bıraktığın sıcak nefesler.
Yeşeren ufacık gözler.
Ama ölebilirdi gün ağardığında insan.
Savaşlar devam edebilirdi,kanlar içinde çırpınan insanlar için.
Yok olmuş hayatlar gibiydi soğuk bir avuç içi.Artık ağlayamadığın fotoğrafların kalırdı ellerinde.
Belki bir gün yetebilir hepimize hayat…

12 Aralık 2008 Cuma

bir garip yaşam öyküsü...

Hayvanlar gibi koşuyoruz,
düşünce yeteneğimizi kullanmadan.
Gözlerimizdeki pencereleri her geçişimizde yüz yüze
içlerinden ellerimizi tutup birleştiriyoruz hiç cam yokmuş gibi.
Bakışların ötesinde ağlayışlar var
bakışların ötesinde sağır kulaklar,kör gözler var.
Anlamsız bir mücadele gibi
oysa kaldırımda düşünen bir adam.
Düşünmek yettiği kadarıyla yeterdi
insanlar tutmakla zevkleri arasında kalırlar
kendilerinden doğruları reddederlerdi.
Uçmakla ağlamak arasında kalır
mutluluğa takılır
ve ömrü bitince ihanete uğramış gibi susar,
gözlerinden yaşların süzülmelerini beklerlerdi.
sonunda...
sonunda mı? ne olur du?
ölüp giderler di canım...02:02 12.12.2008

9 Aralık 2008 Salı

yuppii...mutluluğun diğer tarafı:sanki bağlamını kurmak gibiydi...


Koklamak gibi,sanki hislerinde bütünleştirememek ona dokunamamak ama bu anın farkına varmak.
Sevdiğin insanlardan birisi sorar “mutluluk ne demek?”.
İçindeki kontrol etmeksizin yapmakta olduğun şeyin ya da dışarı vurumlarındaki paylaşımının,belki de bir tek kendi içinde duygu değişikliğinin yüzüne şekil vermesiydi mutluluk.
Ya duygularında acı yokken,mutlumuydun.
Belki de bir türlü dokunsal bir hisse dönüştürememekti gerçeği.
Ya duygularında çirkinlik varken yaptıkların ve bu sadece bir tek seni duygularında değişikliğe ittiğinde bunun adı mutluluk mudur?
Sorsaydınız,hayatta yaşamaklı olan duygularını kaybetmiş yaşlı bir adama mutluluk nedir diye,heralde cevabı ‘mutluluk her şey’ derdi.
Sanki beklentilerin dışında farklı bir şekiller dizesinin bir adım ötende belirivermesiydi.
Bıraktığın bir notun seni üç gün sonra mutlu etmesiydi.
Gözlerinizi kapattığınızda etrafınızdaki ışığın yok olsa dahi sanki hala içerde ışık varmışçasına gözlerinizin içinin aydınlık olmasıydı mutluluk.
Sona ermekle beraber tüm çabaların doğruya ulaşmasıydı.
Söyleme sonun geldiğini,
Söyleme bittiğini.
Susmaklı iki dudak gibi kal orda…
Zamanın derinliğinde bırak ,geçmişin gölgesinde değil.
İradendeki bir oyun parçası.
Ve yağmurlu bir günde eve geri dönmekti mutluluk…02:24
06.12.2008

7 Aralık 2008 Pazar

yürüyorum...yaptığım sadece bu yürümek.




Zaman… kanı dökülürdü akardı hayatımın içine.Silerdi göz yaşlarımı kanıyla.
Sevmekti yaprağında duran damlalar.
Topraktı günleri bekleyen.
Sormaktı hayat,sislerin içinde gizlenmekti hayat,saklanıp sorular sormaktı hayat ve sorsaydınız hayat bendim.
Sakın sorma neden diye,sorma.
Bir yerler,
görüyorum hepimizi
karanlık bir yerler.
İçindeyiz hepimiz,
hüzün dolu bir bahçe,
gözlerimin içindeydi insanlar.
Hatta yeni doğan bebekler gibi saf umutlar hepsi içerdeydi.
Kolsuz bacaksız insanlar gibiydi umut ilk doğduğunda.
Şimdilerdeyse koca bir çocuk gibi acıyı öğrendiler.
Param parçaydı çocuğun elindeki hayat bulutu.
Karanlık gibi bir patlama ;sesi içimdeki çığlıklar gibiydi ama şimdi bir tek rüzgar var orda.
Gelmezdi aklıma,sahnede tek ve sadece ben varım kocaman hava kabarcığının içinde.
Bağırsam neye yarar,ağlasam neye yarar.Bir et parçası bile yok.
Ben özlemedimmi,ben istemezmiyim ama bazen paylaşılanlar değilde gözlerine karşı anlattıkların önemlidir.
Düşünmek köreltirmiydi insanı,aç bırakırmıydı heveslerinden.
Hiç gitme diyemedim ama gel de diyemedim hırsımın öfkesine.
Vardı evet hayallerim,inançlarım,yaşama karşı bir hevesim…yokluk fakir bir ev sofrası gibi yer edinir oldu içimde.
Kovuyorum,bağırıyorum,çağırıyorum ama yine de ordalar.
Gidiyorum,yürüyorum yaptığım sadece bu yürümek.
23:34 28.11.2008

30 Kasım 2008 Pazar

içine yenilerini alabilmek için...


Filmin sonunda çıkan tek bir sıra yazı gibi “babamın anısına,babam için”.Bazen babalar giderlerdi ama sadece giderlerdi.Bazense savaşa giderler geri gelmezlerdi.Tıpkı benim babam gibi,içindeki savaş uğruna giderlerdi.Filmler biter yenisi başlardı.Karanlık tekrar aydınlanırdı kararabilmek için.İçine çektiğin derin bir nefes gibi kalabalık bir aydınlık ,neye yarardı ki.
Asit yağmuru ya da değil biterdi ve tekrardan insanların üstüne hiç yağmamışçasına yağardı yeniden.
Sevgi biterdi aynı mum gibi dibine erir yoğun bir kıvam alırdı ama yinede biterdi.
Soğuk bir sabah ısınır ve tekrardan soğurdu,dışarıda yalın ayak gezinen insanlar için.
Yaşlı bir adam ısınır ama küçük bir çocuğun aşık olması gibi hemen soğurdu bedeni.
Kuşlar uçardı sıcak bir hava için aynı insanlar gibi.
‘İnsan’ bu adı kim bulmuştu?
İnsan doğardı ölmek için,bu unutulurdu.
Tek bir şey vardı bitmeyen, değişmeyen Tanrı.
Rüyalar biterdi sabah olması için.Düşler biterdi insanlar yaşlandığı için.
Ve zaman geçerdi içine yenilerini almak için. 03:19 30.11.2008

27 Kasım 2008 Perşembe

gözlerimdeki sokak;çekilmemiş fotoğraflarım gibiydi zaman...


Ağlasammı oturup yenemediklerim için.yere serilmiş yatıyorum,ışıklar kapalı televizyonun yarattığı bir ışık oyunuyla gizleniyorum odada.Gizleniyorum, kendimden mi? keşke keşke gizlenebilsem.Tükenmeden işleyebilsem zamanı olmaz mı izin vermezler mi...Sıkıntı gibi nefes almak,dokunan ihanetler gibi gizemi çözülememiş bir cinayet.Yaşanmamış değilde yaşanmaz günler olmalıydı hayatımda.Kalmamıştıki kurutabilmen için bir yaşam.Kaybolmuş yapraklar gibiydi insanların içinden kaçıp gidenler.Götürülmemiş bir his gibiydi baktığın yerler.Sanki piyano başında bir şehir kaybolmuş insanlar belgeseli,öfkeli! kızgın!sinirli! hepsi aynıydı...Tanrıııı her yerdeydi.Toplanın heeey insanlar toplanın kendi felaketiniz için,sıraya dizilmiş bir yaprak kurutması gibi un ufak hiç gece olmadı hiç gündüz olmadı acıda yok sevgi hiç olmadı.İçimi ısıtan bir hırka gibi hissederdim dünümü.Yalannn! demekten hiç alamadım kendimi belkide herşey; sen, un ufak insanlar,şeytanlar,melekler herşey herşey yalanlar ah ah be yalanlar.Açık saçık inançlar, ağlama be çocuk sen değilmiydin inanmaktı diyen sen değilmiydin.Uzadım uzadım uzadım...taa hayallerime.Gördüm hepimizi gördüm seni,beni,tüm herkezi.Işık kördüğüm oldu insanların üstünde,kimse yok artık ölüde yok ne de ağlayanları artık kimse de yok nede öldüğünde gözlerine para koyucak bir ell...bulut bile yok,ne hava ne de su,anlayamamıştım tam orada bir çizik sözleri atlayıp geçiverdi.Düş düş eyy bulutlar düşün hayallerimin üstüne,yağın hayallerimin üstüne ,ağlayın, bağırın,haykırın hey bulutlar söyleyin bana deyin bana,şaşırın bana şaşırın.Ölmesin ölmesinn ,yeşermesin acılar...çekilmeyen fotoğraflarım gibiydi zaman. 23:15 27.11.2008

24 Kasım 2008 Pazartesi

basit...

Duyduklarım yalan değil.İnanmak en son yaptığım şey.Sevmek kendimi bıraktığım zamanlarda gizli.Düşünmek her zaman içinde bulunduklarım.Basit hemde çok.Güneşi doğmayan ama neşeli bir hikaye.Gözlerimi çattım bakıyorum yaptığım ssadece bu bakmak.Gördüğüm tek şey gölgem,bana ait tek şey.Gözlerindeki bakışları benimkine doğru at.Küçük bir çocuk gibi gülümse yüzüme.Bırakta şansım olmasın hiç dudaklarında.Güldüm işte yaptığım en güzel gösteri.Anlattım ya basit işte...

18 Kasım 2008 Salı

ayrılmış bir his...


Durağında beklerken gelip almasını istemediğin hislerinide alıp oradan gitti.Neden böyle olduki?Soruma cevap bile vermemişti, zaten insan olumsuzlukların içinde gezinen olgular için neden cevap üretsinlerki, nede olsa eylem en kolayı.Bir zaman gelsinde, gitsin bu nedensizlikler.Bir zaman gelsinde iki olsun bedenim,sanki hislerin yanarcasına yüzünde bıraktığı izlerden acı çekmeyen diğer yüzüm gibi.Zamanlar gelsinde en azından beni büyütmesinler.Bakmamış gibiyim,duymazdan gibiyim,ama sanki gidermişim gibi bir hava var hislerimin atmosferinde.Tekrardan ordaymışım gibi.Etrafımdaki insanların empati değil de sempati kurmaları gibi tek bir yönden akan ırmak,bunu karşılayan tek bir kalp olduğunu düşün...Gitmek yarısıydı...devamıysa hiç yokmuş gibi susardı içimde.Zaman mı? dedim ya hep demiştim o sana ait.Bir zaman...birde geçenlerde Deli Pedroyu gördüm rüyamda gerçekten de deliymiş.parmağımı kesmişti uyandığımdaysa parmağımdaki acı hala devam ediyordu. 02:57 18.11.2008

12 Kasım 2008 Çarşamba

bir yaz serüveni...


İnsan,başarmaksızın bir doğrultuda gezerken gezdiği insanımsı vadilerde adımları izlerken bulduğu yanlışlar onu düşündürmektense eğilime destek olması için içine aldığında, insan tam orda düşünür hayatım, yaşamım…bulunduğun topraklarda yalnız kalırken senin elinden tutan insanlar amacını belli etmeksizin senin için elinden geleni yapmaya çalışırlar.Bu senin verdiğin hissel maneviyatın etrafındaki insanlarda somutlaşmış bir duygu biçimidir.Mutlaka senin için çabalayan insanlarda var hayatında.Hayatına yön veren yollar olduğu gibi insanlarda vardır ,içindeki sevgi seline katılan insanlar gibi.Değer vermek ,onların sana bakarken kendilerini gözlerinde yer aldığını göstermek ,içtenliğini onlarla paylaşmak ve birlikte koşarken insan çağında onla ne kadar samimi olduğunu göstermek için omzundan ona doğru ufak bir bakış atmak.Biliyorumki hayatımda dostlarım,dosthane öğretmenlerim hep var.

Sevmekten hiç yorulmam

Gözlerimde seyir eden insanları…

Göz kapaklarımı hiç kapatmam

Dostlarım nefes alabilsinler diye.

Hiç korkmam sarılırken
Şeytan mı? Hımh! O hiç olmadıki dostlarımın arasında.

Saygım ve sevgim yanlarında olsun.

Gerçek bir neden söyleyin bana

Dostlarımdan öte,onlarda olmayan

Onlarda yeşermeyen bir neden…

Biliyorum çünkü görmem hiç zor değil gözlerinde duran beni…Yanımda duran herkeze teşekkürler.2007 yazı yeni bir serüven başlangıcı,hocamıza teşekkürler.

11 Kasım 2008 Salı

umudun tozu...


Eve dönüş yolundayken fırından aldığığınız ufak bir tatlının sizi mutlu etmesi gibi.

Evinize giderken bir anda farklı bir yola girip,hiç uğramadığınız bu yoldan geçerken düşünceler içinde kendinizi hayal edin.

Çamur içinde oynadığınız parka bir gün geri dönüp orda oturmak gibi.

Aslında hepimiz ordayız,umudun yolunda.Giysilerim hiç kurumadı, anneme o kadar söylesemde yine aynı şeyi yapmış,çamaşırları yıkarken her zamanki gibi bir tutam da umut tozu koymuş...teşekkürler anne her zaman yanımda olduğun için.10.11.2008

4 Kasım 2008 Salı

uzak değildi hiçbir zaman...

merkezinden gelirken ses, geldiği her çemberin içine girip zamanı aşıyorum.her nefes alışında durup kendi gözlerimden ruhuma bakıyorum.görmekteyim yalanlarımı,yüzleşmek için en doğru yer kendi için...en azından kimse yok içeride senden başka.ruhuma dokunabildikçe dokunuyorum her nefeste.
Başımla artıyı çizerken gecenin bir yarısında amacım günah çıkarmak değil, nede TANRI'dan af dilemek işte tam burda evetle hayır arasında kalıyorum,anlatmak istediğim bu. pencerem tam anlamıyla kapalı,bir ışık hüzmesi dahi yok.içeriye aldığım tek şey evet ve hayırlar.ellerimle tutamadığım düşüncelerim var başımın üzerinde gezinen.kulaklarımda hiç susmayan bir ses.bedenim uyumamı istesede, parmaklarım hala savaşır halde kendisine sahip olan bedeniyle.
düşünürken gidebildiğim kadar uzağa gidiyorum yatağımdan.amacım kendimden yada yatağımdan kaçmak değil.tek isteğim gidebildiğim yerleri hissetmek.uzakmış gibi görünsede yatağımdan birkaç adım uzak,pencerenin diğer tarafında duran hayat. 01:02 21.10.2008

3 Kasım 2008 Pazartesi

bu bir rüya...


içimdeki müzikle ağır adımlarla dans ediyorum.gözlerim sadece tek bir nefes aralığı açık, çevremi hissederek oynuyorum.etrafımdaki hiçbirşeyin değişmediğini görerek dans ediyorum.her yere ulaşıyorum.bu tamamen bana ait olan bir dünya, bazı zamanlarda hakim olamasamda.dans ederken karşımda büyük bir cadı aynası var.aynada yansıyan eller var siyah,beyaz, zayıf,şişman,kirli,temiz.güzel dünya güzel dünya herşey ve herşey,güzel dünya güzel dünya hiçbirşey ve hiçbirşey... ağır ağır koşuyorum,adımlarım her an durmak ister gibiler,herkeze dokunmak istiyorum ama gittikçe ağırlaşıyorum sanki bir rüya,tutunuyorum ama uyanmak zorundayım çünkü bu gerçektende bir rüya bu sadece bir düş.biliyorumki hep içindeyim herkez gibi...her uyanışımda yastığıma yaslarken buluyorum başımı. 00:11 03.11.2008

2 Kasım 2008 Pazar

kendi gölgenle dans etmek...

içimdeki sıkıntılar,bilememki nereden...hayal değil,nede gördüklerim rüya...uykuda değilim ama gözlerimde hep aynı, hiç değişmeyen gece beyazı düşlerim.tek zararlı çıkan inancım ve seçim yapamadığım tek yer.bilmem! kendimle konuşmak güzel ama cevabım diğerlerinden daha içten...düşünmek istemediklerimse nedensizken içine anlam koyduklarımız...korkularımsa bu yaşama dair değil nede vaadedilen için.görmekse her zaman için insanların ruhlarını izlemek gibi, neredeyse onların içinde yüzmeye yakın bir his.boğulmadan gezdiğim tek yer.hissetmekten öte dokunmak,parmak izini orda bırakabilmek.en azından tik tak adımlar, onların yanında çapraz görünümleri ve rüzgarın vurdukça yüzünden gelen sesleri...bitirmeden sonuna gelmek gibi.22:14 02.11.2008

20 Ekim 2008 Pazartesi

bu 'hayat' bitmesini istemediğin...






Kaldığın iki çift göz arası hissettiklerin...


Hangisinden kaçmak istersin.Adımlarına öfke katmadan,adımlarında öfkeyi bulmadan.


Seyir halindeki düşlerinden kurtulmadan,gelmek istediğin yer neresi?


Durduğunda emin olabilirmisin mutlu olduğundan,mutlu olmak ne demek?


İçindeki sancıların anlamı ne? duyduğun hisler mi, yoksa olabilir dediğinde içinde çelişmesini engelleyemediğin düşler mi?


Peki ordan kaçmak mı isterdin? yoksa elinden tutmasınımı...


Elinle yaptığın tabancayla kimi vurmak isterdin? sonuçlarını bilseydin...


Bilmek seni emin kılarmıydı duygularından,bumuydu emin olamadığında kaçmaklı olduğun duyguların.


Oysa zamanın, andan oluşan tüm oluşagelmişlerini kararlarını verirken kullandığında, geldiğin zaman bulunduğun anın çok ilerisindeyse karar vermek neye yararki... 18:49 20.10.2008


bu 'hayat' bitmesini istemediğin...


Tekrardan…takrardan doğardı hep;getirisini göremezdin özncesinde.Durmadan devamlılığını sürdüren bir tarla bu.
İnanmaklı olmakla,inanmayı hiç denememek arasında kalıp oturmak gibi bu.
Başladığında biten bir his bu.
Sorunların sorumsuzlaştığı bir tabanca bu.
Hissetmekte olduğun duyguların karışımı bu.
Sevmekte olduğun insanlar bu.
Yanındakilerin değiştiğini anlamamak bu.
Sevgiyle uğraştığın bir bahçe bu.
Giderken daldığın ara sokaklar bu.
Sende anahtarı bulunmayan kendi evin bu.
Başlayan her şeyin bitmesi bu.
İnanmanın boşluğu bu.
Rüyalar içinde yaşamak bu.
Oluşumların arasındaki fark bu.
Umursamadığın bir sesle uyanmak bu.
İçindekileri dinlememek bu.
Gözlerindekini paylaşabilmek bu.
Yansımalar ve gölgeler bu.
Kaybetmekte olduğun bir aşınma bu.
Biteceğini bildiğin bir hayat bu…
01:11 18.10.2008

16 Ekim 2008 Perşembe

Ey aşk nerdesin…O aslında sobelemeyi bekleyen bir’ebe’


Neydi seni götürüpte tam o noktada bırakan hisler; inanmak mı? İnandırabilmek miydi? Seni yalnız bırakacak olan ses…
Akla sormadan gelip geçen zamanlar,iraden dışı dediğin duygular senin yaratıcılığında hayatında kaldığı sürece inşaaları yıkmakta olup olmadığına karar veremediğin sürece hep tek kişilik bir çelişki.Yani yaşayıpta gözlerinin içine bakmak orda bir dünya yaratmak ,gözünün görmez olduğu neden kavramlarını ortadan kaldırabildiğin bir düş çerçevesi.
Kim ne derse desin bazen alevin içine atlamak gibidir o yabancı ele dokunmak.
Kim ne derse desin bir tek senin içindekilerdir gerçeği gösteren.
Yatağına yatarken kendi gözlerine bir not bırakmak ‘seni seviyorum’.Rüyalar okyanusuna daldığında hem şeytanın kandırmacasından hemde aşkın kandırmacasından kendini alamamak.
Güne başlarken denizdeki hareler gibi gözlerinin içine vurması.
İstemekte olduğunla hep sevişen bir düş olması.
Kendi hayatında kesmekte olduğun film kareleriyle devamlı savaşmakta olan bir çift hayalet göz.
Hayata kontrolsüz yaptığın bir eylem gibi sonucunu hiç bilememek ve buna ulaşamamak.
Ey aşk nerdesin! Gitmeden tek bir cevap ver bana ‘nedenin varlık mı? Yokluk mu?’
Tek çaren iki elinle sıkıca gözlerini kapayarak geldiğin yoldan geriye atabildiğin en uzun adımlarla koşmak…
17:13 16.10.2008

14 Ekim 2008 Salı

Şimdilerde...



Öncelerde mutfağımızda küçük bir fırın vardı, tavuğu içine koyunca öyle güzel pişerdiki çıtır çıtır nar gibi kızarırdı.Şimdilerdeyse onun yerinde mikrodalga fırını var.
Eskiden insanların duygularına tek kat vardı şimdilerdeyse üç kat birden çıkmak zorundasın.Basitleşmektense karmakarışık bir hal alır,insan büyüdükçe hayat.
Eskilerde bir çok hayat vardı içinde; şimdiyse harabeler içinde, paslanmış demirleriyle yaşlanmış bir ev var kendi içinde.
Bize yakın bir komşumuz var yolun ötesinde, şimdilerde yanında bir tek balıkları dost birde evinin etrafındaki mis kokulu çiçekleri.Balıkları eski bir su şişesinde, dibinde yosunlar var gözlerindeki alacakaranlık hayatı gibi, öncelerde sesler dolu olan evde…şimdilerde ev onun dostu o da evin.
‘hani nerde’ demeye gerek kalmadan geldi bile ‘yalnızlık’.
Şimdilerde yeni moda bu yalnızlık.

10 Ekim 2008 Cuma




Hah ! Hmm… Ya!
Nedeni var mı?
Niçin demekten yorulmadın mı?
Sonbaharın gürültüsü gibiyidi dudaklarından dökülenler.
Aslında hiç sormamalıydın nedenini,
Nasıl olsa hayatındaki keşkelere gerek yoktuki.
Zamanın biraz ilerisindeki seni bilebilirmiydin ?
Hissetmekten öte ne olabilirki…

19 Eylül 2008 Cuma

beklemekten başka...

Eriyen mumlar gibi tekrar bir araya gelip doğardı ışık tekrardan,güneş gibi.Parladı yine hiç sönmiycekmiş gibi.
Varmıydı…yokmuydu… bunu bile öğrenememiştik inanç perdemizde gizlenenler adına.
Rüyada gibiydim.Her gün güneşiyle tazelenmekte olan büyük bir akvaryum.
İnsandaki zeka gücü öyle mükemmeldiki varoluşu bile düşünebilirdi.
Peki büyük rolü üstlenmiş olan kimdi?
Uğrunda güvenemediğiniz pek çok şey vardı.
İçindekileri zamandan zamana taşımak artık zorlaşıyordu.Onları her defasında kucaklamılıydınız.Gittikçe ağırlaşıyorlardı.Belkide tekrarı olması inanmanız için bir araçtı.
Sonun gelmesini beklemekten başka bir çare hiç kimse için yoktu. 02:47 17.09.2008

15 Eylül 2008 Pazartesi

Duymak İle Gerçekten Duymak Arasındaki Fark







Kendini bulduğunda bir kişilik saklambaç oynundan çıkmış gibisindir.Sen ve sen…kendini kabullenmek herkezden farklı olmak gibidir.En önemlisi bunu yaparak herkezden farklı hissedersin.Aralardaki boşlukların aslında dolu olduğunu anlarsın, bu hislerinde ne kadar ilerlediğini gösterir.Işık gelip gittiğinde hissettirdiği tek şey bulmak ve sanmak arasındaki farktır.Birşeyler için uğraştığında onun insan hayatında nerde durması gerektiğini bulman uzun sürebilir ama bu uğraşı yaparken kendini bunun içinde bulmak en doğru olandır.
Görmek mi yoksa görmek istediğin şey için bakmak mı?...
Bazen yanınızda olmasını istediğiniz şeyler sizi terk ettiğinde kulaklarınızdan beyninize ulaşanları değilde ,hislerinizin fısıltılarını,sessizce haykırışlarını dinlemek en doğru yol.
Sanmak yada…

14 Eylül 2008 Pazar


Onca bağrış , onca çığlık varken etrafında ,onları görmezden gelemezsin diğerleri gibi.
O kahkaha çığlıkları bir anda sessizleşir,derin bir siyah kaplar havayı ,renkler bile siyahlaşır.Havanın yoğunluğu öylesine derindirki içine çekerken bütünüyle hissedersin.işte tam bu sessizlikte etrafındaki insanların, nefes alıp verirken çıkardığı seslerden öyle belli olurki amaçları.21:34 05.03.2008

8 Eylül 2008 Pazartesi

hangisi yüzü...


İki taraftada aynı adam var.Akşam üstü işten sonra eve giderken çektiğin tek bir kazıkazan tek bir şans binlercesi arasında.Aynı binlerce insanın içinde durduğun yalnızlık gibi.
Aklımın odalarında geziniyorum sanırım irade duvarıma çarpan yüzlerce duygu,yüzlerce düşünce,alıkoyamadığım hisler var.
Evet biliyorum,biliyorum.Biliyorumda yinede neyin içinde olduğuma karar veremedim.Bu bir seçim özgürlüğü değil ve bu bir aile toplantısı değil bu ruhunuzun serbestçe dolşabildiği bir yaşamın merkezi.
Evet eve dönüş yolundayım elimde bir kırtasiye poşeti var içinde malzemeleriyle, eve götürüyorum oğluma ama neyi öğrenmesi için…18:11 08.09.2008

24 Ağustos 2008 Pazar

Neye inanmak istersen inan, ama güven ne kadar önemliydi demi.
Evin arkasında oturduğun merdivenler ne kadar önemliydi.
Oysa değeri olan zaman hiç gelmedi.
İnanç, karşıdan karşıya geçebilir mi(ydi)? Şüphesiz en önemli olan attığın adımlardı.
Oysa merdivenlerde otururken bakışlarındaki güven ne kadar da tazeydi. İki demir çubuğu;arasında büyük bir tiyatro var.
Gözlerinle savaşmayı bıraktığın tek an,içinde saklayıpta götürdüğün tek an.
Üzerinde çelikten bir savaş yeleği var! Kılıçtan değil de düşüncelerden koruyan. Evet sevinçler var ama eksikler olduğunda ne anlamı var ki sevinçlerin.
Yalnız mı…
Kalakalmıştın içinde onca sevinç varken.
Pamuk prenses ve yedi cüceler,peki ya babası hiç ölmesini ister miydi kızının? Ya avcı belki… Ya pamuk prenses bağırmaz mıydı 'babamı bana geri verin' diye. İstemektense sanırım alışmak daha önemliydi.
Son hava tanesine kadar bağırdı evinin arkasında babasını bekleyen çocuk 'hadi baba gel artık ,gel hadi…'

Karanlık aynı zamanda hem karartmakta olduğu günün hemde çocuğun içindeki ışığı alıp götürmüştü.
Hadi baba gel artık gel hadi… 21:37 24.08.2008

17 Ağustos 2008 Pazar

Köşe başı saklambaç…
Önüm, arkam, sağım,solum ebe!
Her yerde gözler var,karanlığın bulunduğu her yerde.
Işığı almaya çalışan aynalar…
Yıldızlar yalancımıdır yoksa oyuncumudur.
Sessiz bir adım var gecenin karanlığında ilerleyen,adımlarından çıkan tek ses düşüncelerinin fısıltısı.
Niçin etrafındaki fotoğrafların tümü gözünün içine bakar.Nedeni ne…havanın karanlık oluşumu.Belkide diğer seçenektir içinizin karanlık oluşu.
Amaç çığlık çığlığa sevişirken bir adem oğlunu daha dünyaya getirmekmi yoksa düşmüş olmanın verdiği gereksinimleri düşünmemekmi.
Doğru nerde camidemi,kilisedemi,tapınaktamı,mekkedemi bildiğim bir şey varsa o da bu doğru tek bir yerde düşüncelerini biçimlendirebildiğin tek bir yer kendi için.
İnanmak bazen zor olsada elinde kalan tek şey.
Amacına ulaştığında işte bu ‘sobe’…
Köşe başı saklambaç.
Ben kendi içime saklandım.kimseler bilemez ben çıkmadıkça… 00:04 17.08.2008

4 Ağustos 2008 Pazartesi

Gecenin karanlığına vuran aydınlıkta düşünüyorumda yüzümde duran insanlar sormalı kendine biz neyin emeliyiz.İnsana nasıl kabul ettirebilirsinki; görmedikleri vadileri,toprağı,suyu,ışığı;görmediğin vaat edilenleri.
Geceye karışan fısıltılarınız kime.
İnanmak ve inanmamak ne fark var arada, hiç.Koca bir hiç.
İnsan yaşamında bir yerlerde duran büyük bir yanlış var ve bu zamanı gelince ortaya çıkıcaktır.
Işığa doğru düşüşe geçtiğimde içimdeki yoğunluk bir anda sarsıldı.
Anlamadığım bir kaygı aynı ışığın bana duyduğu gibi.
Doğrumu…bunu hiç öğrenememek ,ötesini hissedememek kötü bir eksiklik. 00:27 29.07.2008


Ölüm…
Kısa bir son.Belkide isteğinin son hamlesi.Öğrendiğinde vaat edilene beklide hiç ulaşamamak.Bir adım sonrası yok , beklide hiç olmadı.Yada tümü insanın milahları.Belkide kovulduğumuz yere hiçbir zaman geri dönemiycez.Boynunda kendinin olduğu bir ayna,hayatının son anı.
Kötü yada iyi ,iki yüz gecede biri karanlığın soğuttuğu kanlı bedenin diğeri iraden ve zihninin oynu olan ruhun,kötü yada iyi hiç biri yok.Taki tek bir ADEM tohumu kalmayana dek.
Neden neden neden…
Bunu görmek içinmi ?zamanından önce görebilmek varken.
Ne doğru ne yalan kimse bilemez özgür irade…
Zaman yada yalan seçimin yok , hiçbir zaman olmadı.Bir şeyleri seçebilmek için yapmak zorundasın.Nede yüzünün diğer tarafında kimse yok.Seçim şansınız bile yok.
Topraktaki kokuyu üzerinde alabildinmi.
Cezalandırılan hangisiydi,hangi kanatlıydı ?...
Beklide geride kalan hiçbir zaman yoktu.Zorlanan tek şey kalbin ve zihnin.İnanmak nereye kadar…
Yanıltmaz ölümün pençesindeki aynada bulunan yüz
Zihninde yer eder nefesindeki yankılar
Özgür iradedeki son nefes
Hiçbir zaman bitmez tek bir ADEM tohumu kalmayana dek... 00:24 28.07.2008

1 Ağustos 2008 Cuma

zamana direnmek ne mümkün...

Gözlerini ovuşturdu,hafif kanlanmış ne kadar sıcak olsada içindeki soğuklamanın etkisiyle buhulanmış gözlerini açmıştı hayatın sonrasına meraklı olan amcam.Tanımıyordum.Kulağıma yaklaşarak fısıldadı;"kolumdaki bu saati gördünmü işte bu saati durdurup öylece insanları izlemek isterdim evlat.Zamanın öylece kalmasını isterdim.Hiç ilerlememesini.Hayata hep o donuk pencereden bakmayı isterdim evlat.Belkide seneler öncesine gidip gençliğimde kalmayı evlat.Kovulduğum yere gidebilmek için ölmeyi istemezdim.Peki senin kolundaki saat ne işe yarıyor" dedi usulca,ve sonra gitti.01.10 31.07.2008