Yoğun bir meyve tadı gibi dümdüz bir orman yolunda yürümek.Arkandan gelen bir his var.Yorulmayı düşünürsem bir gün,tepelerde bir yerde kalırım tüm insan karmaşasından uzakta.Aklın çelişirdi aslında ve eskimeden yenilerdi kendisini.Unutmadığın anları yalan gibi hatırlamıycaksın.yorgun bir vadi,dikenleri yorulmuş bitkiler.Bahisler açılmadan tükenir dünya kargaşasında.12:40 06.02.2009
6 Şubat 2009 Cuma
1 Şubat 2009 Pazar
güzel olurdu anlasaydın
yaşam gider gelirdi...
yaşam gelir ve giderdi.
gitmekten yada gelmekten,
üzülmeden önce bunu düşünebilmenden.
hey! dedikten sonra salıncakta sallanabilmen.
ne güzel olurdu bilseydin .
bir kaç fotoğraf...eski günler gizlenmiş.
yaşam gelir ve giderdi.
gitmekten yada gelmekten,
üzülmeden önce bunu düşünebilmenden.
hey! dedikten sonra salıncakta sallanabilmen.
ne güzel olurdu bilseydin .
bir kaç fotoğraf...eski günler gizlenmiş.
31 Ocak 2009 Cumartesi
çocuk...
denge tahtasından bir hayal gücü...
küçük bir çocuğun oyun serüveni.
parmaklarındaki anlamsız kıvrılışlar,
zihin karmaşasından yoksun düşünceler.
sadece görmek istediği ve bilmek istediği yerde.
hiç düşünmeden tutar düşüncelerimi,bir sabahın akşamında.
00:14 31.01.2009
küçük bir çocuğun oyun serüveni.
parmaklarındaki anlamsız kıvrılışlar,
zihin karmaşasından yoksun düşünceler.
sadece görmek istediği ve bilmek istediği yerde.
hiç düşünmeden tutar düşüncelerimi,bir sabahın akşamında.
00:14 31.01.2009
28 Ocak 2009 Çarşamba
Şapkamın Üstünden Bir Hayat Geçti...
Oturduğum tahta bankın önünde bir hayat.
Hastanenin önünden bir hayat geçti.
Işıklardan bir hayat geçti.
Masamın önünden bir hayat geçti.
Yürümekle geçmeyen hayat,
Korktu benden
Bir anda geçti şapkamın üstünden.
Fısıldamalar yüzünden duyamadım,göremedim hayatı.
Otobüsün içinden bir hayat geçti.
Bir hayat yürüdü benden,geçti benden.
Yürüdü benden hayat
Ben indirdim artık şapkamı
Kaldım artık koltuğumda
Gittim geldim.
Şapkamın üstünden
Hastanenin önünden bir hayat geçti.
Işıklardan bir hayat geçti.
Masamın önünden bir hayat geçti.
Yürümekle geçmeyen hayat,
Korktu benden
Bir anda geçti şapkamın üstünden.
Fısıldamalar yüzünden duyamadım,göremedim hayatı.
Otobüsün içinden bir hayat geçti.
Bir hayat yürüdü benden,geçti benden.
Yürüdü benden hayat
Ben indirdim artık şapkamı
Kaldım artık koltuğumda
Gittim geldim.
Şapkamın üstünden
22 Ocak 2009 Perşembe
terk edilmişliğin sona vuruşu...

Anlayamadığım bir gezinti var…içinde olmadığım bir düş var…görmek istediğim bir rüya var ama içinde yokum.
Anlayamadığım bir gezinti…
İçinde olmadığım bir düş…
Görmek istediğim bir rüya ama içinde yokum.
Ne dövüştüm
Ne barıştım
Güzeldi geçmişim
Güzel bir gençtim
Kara bir günlük ,hayat.
Uçar gibi iradene sahip olmaktı hayat.
Ayrılmayı kim ister ki ?
Belki bir gün yok.
Belki bir gün yoktu.
Ne de ilerisinden ilerisi,ötesinden ötesi.
Yapmadığın şeylerden övünmek;insanın içindeki oyun perdesi.
Aşağıdakilerinin yukarısından bir bakış.
Elimdeki hayalet kalem görür beni.
Uzaktan gelen yanılgı sesleri,metrukluğun ahire vuruşu.
Üşüyorum yatağımda
Düşünüyorum yatağımda
Düşünüyorum da yatak beni üşütüyor bensiz.
Üşüyorum da ruhum çekilmiş benden.
Yürüyorum da sanki benimmiş hayat.
Dönerimde,hayat döner miydi benim için geriye.
Zamansız bir yazılım…
Sondan bir bakış…
Ah! Ne koştu zaman
Ah! Ne hoştu zaman
Tek bir sözden kaçış…
Tek bir özün vardı kaçamadığın.15:18 22.01.2009
Anlayamadığım bir gezinti…
İçinde olmadığım bir düş…
Görmek istediğim bir rüya ama içinde yokum.
Ne dövüştüm
Ne barıştım
Güzeldi geçmişim
Güzel bir gençtim
Kara bir günlük ,hayat.
Uçar gibi iradene sahip olmaktı hayat.
Ayrılmayı kim ister ki ?
Belki bir gün yok.
Belki bir gün yoktu.
Ne de ilerisinden ilerisi,ötesinden ötesi.
Yapmadığın şeylerden övünmek;insanın içindeki oyun perdesi.
Aşağıdakilerinin yukarısından bir bakış.
Elimdeki hayalet kalem görür beni.
Uzaktan gelen yanılgı sesleri,metrukluğun ahire vuruşu.
Üşüyorum yatağımda
Düşünüyorum yatağımda
Düşünüyorum da yatak beni üşütüyor bensiz.
Üşüyorum da ruhum çekilmiş benden.
Yürüyorum da sanki benimmiş hayat.
Dönerimde,hayat döner miydi benim için geriye.
Zamansız bir yazılım…
Sondan bir bakış…
Ah! Ne koştu zaman
Ah! Ne hoştu zaman
Tek bir sözden kaçış…
Tek bir özün vardı kaçamadığın.15:18 22.01.2009
10 Ocak 2009 Cumartesi
içinde olup bitenler var...

Mavi bir derinlik ,korkarsın yalnızlığın için.
Bir gürültü…içinde olup bitenler var.
Kaybolan bir anı defteri gibi zaman.
Yolsuz barksız insanlar gibi yüreğin var.
Unuttuğun insanlar gibi unutulduğun doğru.
Dostun olduğu doğru yalnızlığın.
Gülümseyen insanlar devri az bir zaman sonra biter.
Gerçek gibi nefes alıyorum.
Ve izliyorum benden kaçanları.
Gözlerim soğuk ağlayamam.
Kimseyi değil sadece kendimi tanıyorum.
18:28 09.01.2009
Bir gürültü…içinde olup bitenler var.
Kaybolan bir anı defteri gibi zaman.
Yolsuz barksız insanlar gibi yüreğin var.
Unuttuğun insanlar gibi unutulduğun doğru.
Dostun olduğu doğru yalnızlığın.
Gülümseyen insanlar devri az bir zaman sonra biter.
Gerçek gibi nefes alıyorum.
Ve izliyorum benden kaçanları.
Gözlerim soğuk ağlayamam.
Kimseyi değil sadece kendimi tanıyorum.
18:28 09.01.2009
cadı aynası
Basit bir adamım yeşil ışığın altında.
Nefes alamayan kalabalık bir kalbim var.
Sanırım kendimi seviyorum birde cadı aynasını.
Aslında birazda küçüğüm,büyümek çok zor.
Yürürken insanların yüzlerinde hep fısıltılar duyarım.
İçlerindeki duygularını tutarım ellerimle.
Gece aklıma gelir,rüyamda uyanır düşünürüm.
Gezerim hep içlerinde.
Gitmek yerine hep kalmayı seçerim ama terk edilirim.
Hiç kızmadım kendime.
İlk günleri her zaman sevmişimdir ama gerisi…
İlk romanımı gömdüm aynı ilki gibi.
Kendimle dans ederim saatlerce.
Kendi duygularımda gezinirim hiç durmam ve hiç durmaz içimdeki fısıltılar.
Gürültülü bir odam var bütün nesneler canlı.
Pahalı duyguları sevmem ben,basitliği de.
Yine hiçbir şey ve hiçbir şeyler çıkar önüme,yapmam gereken ne?
Geceyi severim ve tüketirim nefesimde.
Gülmeyi severim,ağlarımda.
Aslında sıcağımdır.
Önceden inanırdım.
Önceden her şeyi yapardım.
Şimdiyse kendine bıraktım.
Ben hep bendim. 01:54 09.01.2009
Nefes alamayan kalabalık bir kalbim var.
Sanırım kendimi seviyorum birde cadı aynasını.
Aslında birazda küçüğüm,büyümek çok zor.
Yürürken insanların yüzlerinde hep fısıltılar duyarım.
İçlerindeki duygularını tutarım ellerimle.
Gece aklıma gelir,rüyamda uyanır düşünürüm.
Gezerim hep içlerinde.
Gitmek yerine hep kalmayı seçerim ama terk edilirim.
Hiç kızmadım kendime.
İlk günleri her zaman sevmişimdir ama gerisi…
İlk romanımı gömdüm aynı ilki gibi.
Kendimle dans ederim saatlerce.
Kendi duygularımda gezinirim hiç durmam ve hiç durmaz içimdeki fısıltılar.
Gürültülü bir odam var bütün nesneler canlı.
Pahalı duyguları sevmem ben,basitliği de.
Yine hiçbir şey ve hiçbir şeyler çıkar önüme,yapmam gereken ne?
Geceyi severim ve tüketirim nefesimde.
Gülmeyi severim,ağlarımda.
Aslında sıcağımdır.
Önceden inanırdım.
Önceden her şeyi yapardım.
Şimdiyse kendine bıraktım.
Ben hep bendim. 01:54 09.01.2009
8 Ocak 2009 Perşembe
Rüyalarım...

Kaybolan bir yüz görüyorum,unutulmuş bir Tanrı inancı gibi.Sanki umutlar tükenmek üzere,aynı gelip giden adımlar,ısıtmaya çalıştığın el senin ki.Hissedememen için hiçbir neden yok.Kimselere özel bir hisle bağlanmamışsın gibi git…Aslında kalmak istediğin yer burası ama soğuklar buradaydı.Düşünmemek için her şeyi yapıyorum,sonunda yine biliyorum ki güneşim kaybolur.
Tepenin birinde bir mezar yaptım kendime umutlarımı,anılarımı,sevinçlerimi,gözlerimi gömdüm içine ve sımsıkı sardım.Ordayım içinde ve her gün yeniden aynı rüyayı görüyorum.
İnsan çıkmak isteğini bir kenara bırakır ve hep orda kalır.
Neyi unutmalısın ki yüzünde kaybolanlardan başka.
Yatağıma yatar ve düşünürüm uyumayı sanki hiç uyumamışım gibi rüyalar görmemişim gibi.Hep yeniden doğarım güneşle umutlarıma ama gece biterim yine çünkü rüyalarım başlar.Çünkü rüyalarımda hiç ağlamam ve tüm mutluluklarla,güzelliklerle sevişirim.
Yaşlı bir kapım var aslında sadece adı öyle yoksa yaşlı filan değildir.
Ama insanlar hep nankördür.Bilinçaltı bir rüya,sanki zorlayan bir el gibi.Çatalında ne küf var ne de bozulur.Ne kadar parlak olsa da tutmadım hiç sapından.
Ahvali bir resim duvarı ve her gün yağmur yağar tertemiz olur ama satar insan dualarını.
Sözlerimdeki şarkılar aslında rüzgarın söylediği şarkılarla aynı ve bronte’nin Uğultulu Tepeler’indeki uğuldayan rüzgar gibiydi.
Ve rüyadayım…02:01 08.01.2009
Tepenin birinde bir mezar yaptım kendime umutlarımı,anılarımı,sevinçlerimi,gözlerimi gömdüm içine ve sımsıkı sardım.Ordayım içinde ve her gün yeniden aynı rüyayı görüyorum.
İnsan çıkmak isteğini bir kenara bırakır ve hep orda kalır.
Neyi unutmalısın ki yüzünde kaybolanlardan başka.
Yatağıma yatar ve düşünürüm uyumayı sanki hiç uyumamışım gibi rüyalar görmemişim gibi.Hep yeniden doğarım güneşle umutlarıma ama gece biterim yine çünkü rüyalarım başlar.Çünkü rüyalarımda hiç ağlamam ve tüm mutluluklarla,güzelliklerle sevişirim.
Yaşlı bir kapım var aslında sadece adı öyle yoksa yaşlı filan değildir.
Ama insanlar hep nankördür.Bilinçaltı bir rüya,sanki zorlayan bir el gibi.Çatalında ne küf var ne de bozulur.Ne kadar parlak olsa da tutmadım hiç sapından.
Ahvali bir resim duvarı ve her gün yağmur yağar tertemiz olur ama satar insan dualarını.
Sözlerimdeki şarkılar aslında rüzgarın söylediği şarkılarla aynı ve bronte’nin Uğultulu Tepeler’indeki uğuldayan rüzgar gibiydi.
Ve rüyadayım…02:01 08.01.2009
7 Ocak 2009 Çarşamba
yaprağın hayatı...

Kargaşadan örülmüş bir duvar,eski bir Kızılderili sözü gelir aklıma ama mısralarıma koyamam zenginliğin yapayında.
Düşünürüm kimselerin bilmediğini,bilmek fazlalıktan bir yoksunluk.
Tam dolu bir zihin gibi ağırlaşır adımlarım,farkında olduğum cevaplar veririm yalan söylerken ve izlerim kendimi.
Acı bir tat yüz kaslarının gerilmesinde suçun sahibi.Aslında yapmak istediklerindi karmakarışık olan yoksa ilerisinden değildi bulanıklık.
Gitmek isteğim görmek isteğim duygusal bir maruzuyet değildi,gerçek bir sebep ve kırmadığım parçalayamadığım güven.
Şu ya da bu değerde bir insan,gerçeğin aslı ne fark eder bilip ve görmekten başka.Burda bir kez daha işe yarar duygularımın kınısı.Kör bir saplantı aslında kelimelerinin duraksaması.Sanki…sanmaktan fazlası gibi bir hayat.00:11 07.01.2009
Düşünürüm kimselerin bilmediğini,bilmek fazlalıktan bir yoksunluk.
Tam dolu bir zihin gibi ağırlaşır adımlarım,farkında olduğum cevaplar veririm yalan söylerken ve izlerim kendimi.
Acı bir tat yüz kaslarının gerilmesinde suçun sahibi.Aslında yapmak istediklerindi karmakarışık olan yoksa ilerisinden değildi bulanıklık.
Gitmek isteğim görmek isteğim duygusal bir maruzuyet değildi,gerçek bir sebep ve kırmadığım parçalayamadığım güven.
Şu ya da bu değerde bir insan,gerçeğin aslı ne fark eder bilip ve görmekten başka.Burda bir kez daha işe yarar duygularımın kınısı.Kör bir saplantı aslında kelimelerinin duraksaması.Sanki…sanmaktan fazlası gibi bir hayat.00:11 07.01.2009
2 Ocak 2009 Cuma
dünün rüyasında kendim...

Yansımalar gibiydi soğuk bir düş.
Herkesin bir hayali vardır ama onların örtüsü biçimsiz taşlardan bir hapishane.Anlamamazlıktan gelen bir kanatlı.
Hesapsız bir pazar yolu gibi,sadece verdiklerin.
Geri dönüşü yok.
İnsanın parçası olmayı başaramayan ölüm.
Koşmayı istedim ama anladım ki koşarak bazı şeyleri arkada bırakamıyorum.
Düşündüm,düşündüm,düşündüm…fark ettim ki o kadar çok düşünmeme rağmen tutamamışım.
Aslında yansımalar ölmüştü.
Nedense anlamsızlıklarımın içinde bir sürü telaş.
Niçin…neden?
Güler yüzlü bir güler.
Sanki çok istemişim olmamış gibi.
Biçimsiz bir fiyatım var.
Ve sonradan askıya asmalı sigaraya kokmuş düşlerini.
Ve köşeye doğru yaslamalı başını,duvara çarpan soğuktan korumak için kendini.
Yalan gibi rüyalar görmeli yatağında ama otobüste giderken çukura düşmeli rüyasında.
Yansımaların soğuduğunu bilmeli.
Oturup iki elinle başını sıkıştırmalı ve sonrada düşünmeli…
Geri almalımı diye sorarsan hiçbir getirisi yok ama bazen hatırlayabilmek için sadece bunu yaparsın.03:01 02.01.2009
Herkesin bir hayali vardır ama onların örtüsü biçimsiz taşlardan bir hapishane.Anlamamazlıktan gelen bir kanatlı.
Hesapsız bir pazar yolu gibi,sadece verdiklerin.
Geri dönüşü yok.
İnsanın parçası olmayı başaramayan ölüm.
Koşmayı istedim ama anladım ki koşarak bazı şeyleri arkada bırakamıyorum.
Düşündüm,düşündüm,düşündüm…fark ettim ki o kadar çok düşünmeme rağmen tutamamışım.
Aslında yansımalar ölmüştü.
Nedense anlamsızlıklarımın içinde bir sürü telaş.
Niçin…neden?
Güler yüzlü bir güler.
Sanki çok istemişim olmamış gibi.
Biçimsiz bir fiyatım var.
Ve sonradan askıya asmalı sigaraya kokmuş düşlerini.
Ve köşeye doğru yaslamalı başını,duvara çarpan soğuktan korumak için kendini.
Yalan gibi rüyalar görmeli yatağında ama otobüste giderken çukura düşmeli rüyasında.
Yansımaların soğuduğunu bilmeli.
Oturup iki elinle başını sıkıştırmalı ve sonrada düşünmeli…
Geri almalımı diye sorarsan hiçbir getirisi yok ama bazen hatırlayabilmek için sadece bunu yaparsın.03:01 02.01.2009
25 Aralık 2008 Perşembe
yaşlanma öyküsü
başlıksız bir hayat...
Bir anda ölüm geliverdi aklıma.
Sıkışan bir ömür dört duvar arasına
Hayatımdaki yollarım gibi yüzümde belirginleşmiş cevaplar.
Kısrak bir tohum gibi kaybolan mutluluklarım
Arkamda kalan cevherler dolu sandıklarım
Sinema koltuğunda kalan hayatlarım…
Bir yıl gibi koca bir hayat
Oysa ne kadar da çok hayat tutmuşum.
Eksiksiz bir metin gibi adımlarımda göz yaşlarım…
Yüzümde ufak bir tebessüm yanımda olamayan babam için…
Dudaklarımdan eksik olmayan kurşun kalemimin tadı.
Hayatımın sonuna geldim,dünya da değişen ne?insanlar dışında.
Zamanın içinde saklanmış bir korku,yaşlanmak.
Hayatı yaşamaklı olmayanların hiçbir zaman erişemeyecekleri bir mutluluk “yaşlanma korkusu”.Öylesine sevmişim ki hayatı,hayatımdaki insanları.Bırakamamışım gerilerde hiç.
Eskimiş aile öyküleri gibi gece yatağıma düşenler.
Tek bir dilek dilesem hiç bitmesin desem,biliyorum kendini güldürmek gibisi yoktur.
Durmak gibi hayat…
Bilemediğim tek soru
hayatım bana mı ait…
Rengi,yüzleri gibi vurdu
üstümde duran kostüme.
Bir pencerem var
iç tarafında duran dünyamdan başka hiçbir şeyim yok bana ait olan.
Yenemediğim üzüntülerimde hala dimdik duran bir adam…
Olmazların arasında bitmez bir savaş…
Bitmez bir insan kargaşası.
Yüreğimdeki sıcaklık gibi geçici hevesler…
Yine de elimde tükenmeyen bir yaşam sayfası.
Gözlerimdeki yaş biter
Zihnimdeki kalem tükenir
Ve ne zaman rüyalarımı görmez olurum
Artık ben hayat için yokum nede hayat benim için…
İnandıklarım yanımda olamayan insanlar gibi
Artık son bir söz için tek bir nefes…01:53 25.12.2008
Sıkışan bir ömür dört duvar arasına
Hayatımdaki yollarım gibi yüzümde belirginleşmiş cevaplar.
Kısrak bir tohum gibi kaybolan mutluluklarım
Arkamda kalan cevherler dolu sandıklarım
Sinema koltuğunda kalan hayatlarım…
Bir yıl gibi koca bir hayat
Oysa ne kadar da çok hayat tutmuşum.
Eksiksiz bir metin gibi adımlarımda göz yaşlarım…
Yüzümde ufak bir tebessüm yanımda olamayan babam için…
Dudaklarımdan eksik olmayan kurşun kalemimin tadı.
Hayatımın sonuna geldim,dünya da değişen ne?insanlar dışında.
Zamanın içinde saklanmış bir korku,yaşlanmak.
Hayatı yaşamaklı olmayanların hiçbir zaman erişemeyecekleri bir mutluluk “yaşlanma korkusu”.Öylesine sevmişim ki hayatı,hayatımdaki insanları.Bırakamamışım gerilerde hiç.
Eskimiş aile öyküleri gibi gece yatağıma düşenler.
Tek bir dilek dilesem hiç bitmesin desem,biliyorum kendini güldürmek gibisi yoktur.
Durmak gibi hayat…
Bilemediğim tek soru
hayatım bana mı ait…
Rengi,yüzleri gibi vurdu
üstümde duran kostüme.
Bir pencerem var
iç tarafında duran dünyamdan başka hiçbir şeyim yok bana ait olan.
Yenemediğim üzüntülerimde hala dimdik duran bir adam…
Olmazların arasında bitmez bir savaş…
Bitmez bir insan kargaşası.
Yüreğimdeki sıcaklık gibi geçici hevesler…
Yine de elimde tükenmeyen bir yaşam sayfası.
Gözlerimdeki yaş biter
Zihnimdeki kalem tükenir
Ve ne zaman rüyalarımı görmez olurum
Artık ben hayat için yokum nede hayat benim için…
İnandıklarım yanımda olamayan insanlar gibi
Artık son bir söz için tek bir nefes…01:53 25.12.2008
22 Aralık 2008 Pazartesi
Düşünceler içi yaşam...
İrade eksikliği yüzünden etrafa dağılan saçmalar gibi yer bulan korkular.Seyir eden bir gezgin gibi tamamlanmamış bir rüya turu.Aslında gerçek olmayan bir rüya havuzu.Dokunuşlar öncesi tuzlu suyun tatlı suyla çarpışmasından doğan sıcak bir his ve sıcak bir ilişki.
Hava karardığında görünmez dokunuşlar.Yanlış bir düşüncenin intihar etmesi gibi.İçinde tutabildiğin onca şey varken bir anda zamanın içine döktüklerin,senin için bir yükseklik duygusu gibi çökücü bir zemin.Tam burada düşündüklerinin savaşı gibi öncesinden gelen adımlarının artık anılarında yer edinmesi,sende ne kayıp nede fazla bir hayat alkışı.Aralarındaysa sevgi,bolca düşünce demek.Geriye kalan ellerinde duran harap olmuş bir kalp çarpıntısı.İleriye dönük düşüncelerinde duygusal bir salata karışımı.
Şimdi uçurum ucunda karar ver yalnız bir bank mı… yoksa karmakarışık bir oyun içi kavgası mı.
Yaptıklarınla bağdaşmayan bir düşünce yapısı.
Kendinden önce düşünmek istemediğin çökük bir ev.
Renklerin hiç birisi uyumsuzluk göstergesi için uyumu sağlarken içinde sakladığı mutlu bakışlar dışında soğuk bir surat.
Paralel bir hayata dönüş yolu gibi içinden çıkıp geldiğin bir beden…
Hava karardığında görünmez dokunuşlar.Yanlış bir düşüncenin intihar etmesi gibi.İçinde tutabildiğin onca şey varken bir anda zamanın içine döktüklerin,senin için bir yükseklik duygusu gibi çökücü bir zemin.Tam burada düşündüklerinin savaşı gibi öncesinden gelen adımlarının artık anılarında yer edinmesi,sende ne kayıp nede fazla bir hayat alkışı.Aralarındaysa sevgi,bolca düşünce demek.Geriye kalan ellerinde duran harap olmuş bir kalp çarpıntısı.İleriye dönük düşüncelerinde duygusal bir salata karışımı.
Şimdi uçurum ucunda karar ver yalnız bir bank mı… yoksa karmakarışık bir oyun içi kavgası mı.
Yaptıklarınla bağdaşmayan bir düşünce yapısı.
Kendinden önce düşünmek istemediğin çökük bir ev.
Renklerin hiç birisi uyumsuzluk göstergesi için uyumu sağlarken içinde sakladığı mutlu bakışlar dışında soğuk bir surat.
Paralel bir hayata dönüş yolu gibi içinden çıkıp geldiğin bir beden…
18 Aralık 2008 Perşembe
farklı bir zaman öyküsü...
His kırıntılarımın,düş kırışıklığına uğradığı yüzüm.
Gözlerimde oyun perdesi gibi dalgalanan ve yansımalarına engel olamadığım hayallerim.Sebepten sonuca kadar bir sürü çapraz ilişkim.
İçime değersiz gibi görünse de,gözlerimde değer bulan bakışlar.
Düşüncelerimde yer edinse de karar veremediğim anlamsızlıklarım.
Mutsuzluklarımın yansıması gibi içsel duygularım.
Birebirsizliklerin uyumunu göz ederken aslında fark edemediğim tutuşlarım.Gözlerimden atmak istemediğim irade içi eğilimlerim.
Aslında gideremediğim bir sürü mutluluk.
…ve belki de hak etmediğim kalbimin çarpışları.
Hayatımdaki tüm her şeyden uzaklaşabildiğim dikdörtgen bir hapis,her şeyi unutabildiğim tek yer.
…desem hayatımda ne değişir,olabildiğince karmakarışık adımlarım.
Gerçeğe,yansıtma gerçeklerim…zaten şeytan da bir melek,eskisinden farklı.Güvenmediğim tek bir an bile yok ve kendime de beklemem.
Yüzüme çarpan sözlerin ağırlaştığı zaman sahneleri,içlerinde bir yığın düşünce dansı.
Anlamını verebilsem de anlamak ve bilmek istemediğim bedenler.
Gözümün altında ufak bir toprak kırıntısı,hayallerim gibi kuru.
Eğilimlerim,neden ve niçin ilişkisini iyice düşünüp içimdeki derinlikte kendime verdiğim cevaplar;yani doğru olmakla arasında kaldığım kararlar.Farklı bir insan için farklı bir zaman hikayesi.
Kalbi açık,bir o kadarda gizemin içindeki gizli giriş çıkışlar.
Beklentilerim gibi soğuk ellerim.Dudaklarım kuruyalı az bir zaman geçse de,farklı bir çift göz içindeyim.
Etrafımda ağız kalabalığıyla düşüncelerini satmaya çalışan insanlar.
Yolumda giderken hemen yanı başımda seğir eden göz oyunlarım,her adımımda izlerim düşen her yaprağı.
Susayan bir gölge var içimde.
Benimki diğerlerinden biraz daha farklı bir zaman aşımı.
16:43 18.12.2008
15 Aralık 2008 Pazartesi
...sonu

kurumuş bir ruh,gölgesinde yeşil yosunlar hayat belirtisi...Dileklerin içinde gecelerin sesiydi ağlayan.Doğumla gelen bilinç altı sorular...yanıtından önce hazır duraklı cevapların.Susmadan söylemeli,ya zamanı duraksamalı ya da öylece geçmeli.Sesinle birlikte dokunabilmek.İşleyişinden belli;kör bir makas,açılmayan karmaşık bir halat ve yarattığın onca şeyden sonra vurduğun mühür.Karelerden bulmaca oyunu,içinde kendimi sordum ama bir bilen bile yok.somurtuk yüz hikayeleri,boşluğa düştümmü kaçırmak istemediğim fırsatlar yalancısı.Etkisinde kalmadığın ellerin etkisiydi yalancı ısıtmalar.Bir an bile durma,kaçtığında doldurduğun onca anı.
...yönüyle eğilimleri doğrultamadığın al ve ak yuvarların,dur.
...sonraki beden durakların.
...kınısına girmeyen gözlerin.
...sonu
14 Aralık 2008 Pazar
sonra...öncesinde
oynamaklı bir beden gibi hislerim
yalandan evler gibiydi yüzümdeki insanlar
ah birde anlayabilsem görmemin sebebini
anlayabilsem doğru olmaz mı
gerçeklerime yakın olsam
büyümek miydi korkum...
bilmek istemesem
arkamdan fısıldayan insanlar mı doğrularım.
ah bir de anlayabilsem elimin soğukluğunu
bir de şu hislerim
gerçeği yakalayabilsem,duygularımı öğrenebilsem
inanır mı gözlerimdeki insanlar...
ufak bir dokunuş yeter eve dönüş yolunda.
dokunuşlar;adımlarımın yönü gibi değişirdi hislerimde.
tebessüm;sisli tepelerin uğultulu zamanları gibiydi yüzümde.
bazen insan üflemeliydi bir kaval gibi kendini rüzgara karşı
eski yıpranmış bir koltuk odanın gölgesin de kalan
sakladığı bir o kadar dokunuş içinde dışarıya atamadığı.
peki sen gizlensen mi,çıkabilsen mi...
ellerimde değeri bilinmeyen bir dokunuş...21:28 14.12.2008
yalandan evler gibiydi yüzümdeki insanlar
ah birde anlayabilsem görmemin sebebini
anlayabilsem doğru olmaz mı
gerçeklerime yakın olsam
büyümek miydi korkum...
bilmek istemesem
arkamdan fısıldayan insanlar mı doğrularım.
ah bir de anlayabilsem elimin soğukluğunu
bir de şu hislerim
gerçeği yakalayabilsem,duygularımı öğrenebilsem
inanır mı gözlerimdeki insanlar...
ufak bir dokunuş yeter eve dönüş yolunda.
dokunuşlar;adımlarımın yönü gibi değişirdi hislerimde.
tebessüm;sisli tepelerin uğultulu zamanları gibiydi yüzümde.
bazen insan üflemeliydi bir kaval gibi kendini rüzgara karşı
eski yıpranmış bir koltuk odanın gölgesin de kalan
sakladığı bir o kadar dokunuş içinde dışarıya atamadığı.
peki sen gizlensen mi,çıkabilsen mi...
ellerimde değeri bilinmeyen bir dokunuş...21:28 14.12.2008
zamanın göz kırptığı vakit...

Nefes hareketleriyle buhulanmış camın arkasında biçimsizce ve kontrolsüz hareketleri ve de ölüm kokusuna sarılan gözler,gözlerimin içinde yer bulurken,yerde yatan beden ölümün nefesini koklardı,soğuk kaldırım taşı üzerinde.Anlamsız gibi görünen bir beden dansı.Tam o an zamanın göz kırptığı vakit ölüme yakın olabilmek için meraklı gözler görüyorum.
İçimden şöyle demek gelirdi hep;merak etmeyin zaman yaşlı bir öksürük gibi sırtınızı sıvazladığında işte o zaman yaklaşmakta olan,öfkenin korkuyla birleştiği nefesi hepiniz bir gün hissedeceksiniz.
Meraklı gözler var etrafımızda meraklı gözler.Bir tahıl parçası gibi dağılırdı zamanın o gepe geniş ağzında merakla hayata bakan gözler.Çiğnerdi,ezerdi,ufalardı hayat.Yaşlı bir öksürük gibi haber verirdi hayat.
gölgeler nefesli
gözlerinde vardı…
ve diğer taraf için olsa da düşünerek yakındın.
Gölgesinde durmak , yaşlanmış bir banka oturmak gibiydi.
Adımlarının önünde bulunan,fotoğraflarda üşümüş türlü yüzler.
İzlerinde bıraktığın sıcak nefesler.
Yeşeren ufacık gözler.
Ama ölebilirdi gün ağardığında insan.
Savaşlar devam edebilirdi,kanlar içinde çırpınan insanlar için.
Yok olmuş hayatlar gibiydi soğuk bir avuç içi.Artık ağlayamadığın fotoğrafların kalırdı ellerinde.
Belki bir gün yetebilir hepimize hayat…
İçimden şöyle demek gelirdi hep;merak etmeyin zaman yaşlı bir öksürük gibi sırtınızı sıvazladığında işte o zaman yaklaşmakta olan,öfkenin korkuyla birleştiği nefesi hepiniz bir gün hissedeceksiniz.
Meraklı gözler var etrafımızda meraklı gözler.Bir tahıl parçası gibi dağılırdı zamanın o gepe geniş ağzında merakla hayata bakan gözler.Çiğnerdi,ezerdi,ufalardı hayat.Yaşlı bir öksürük gibi haber verirdi hayat.
gölgeler nefesli
gözlerinde vardı…
ve diğer taraf için olsa da düşünerek yakındın.
Gölgesinde durmak , yaşlanmış bir banka oturmak gibiydi.
Adımlarının önünde bulunan,fotoğraflarda üşümüş türlü yüzler.
İzlerinde bıraktığın sıcak nefesler.
Yeşeren ufacık gözler.
Ama ölebilirdi gün ağardığında insan.
Savaşlar devam edebilirdi,kanlar içinde çırpınan insanlar için.
Yok olmuş hayatlar gibiydi soğuk bir avuç içi.Artık ağlayamadığın fotoğrafların kalırdı ellerinde.
Belki bir gün yetebilir hepimize hayat…
12 Aralık 2008 Cuma
bir garip yaşam öyküsü...
Hayvanlar gibi koşuyoruz,
düşünce yeteneğimizi kullanmadan.
Gözlerimizdeki pencereleri her geçişimizde yüz yüze
içlerinden ellerimizi tutup birleştiriyoruz hiç cam yokmuş gibi.
Bakışların ötesinde ağlayışlar var
bakışların ötesinde sağır kulaklar,kör gözler var.
Anlamsız bir mücadele gibi
oysa kaldırımda düşünen bir adam.
Düşünmek yettiği kadarıyla yeterdi
insanlar tutmakla zevkleri arasında kalırlar
kendilerinden doğruları reddederlerdi.
Uçmakla ağlamak arasında kalır
mutluluğa takılır
ve ömrü bitince ihanete uğramış gibi susar,
gözlerinden yaşların süzülmelerini beklerlerdi.
sonunda...
sonunda mı? ne olur du?
ölüp giderler di canım...02:02 12.12.2008
düşünce yeteneğimizi kullanmadan.
Gözlerimizdeki pencereleri her geçişimizde yüz yüze
içlerinden ellerimizi tutup birleştiriyoruz hiç cam yokmuş gibi.
Bakışların ötesinde ağlayışlar var
bakışların ötesinde sağır kulaklar,kör gözler var.
Anlamsız bir mücadele gibi
oysa kaldırımda düşünen bir adam.
Düşünmek yettiği kadarıyla yeterdi
insanlar tutmakla zevkleri arasında kalırlar
kendilerinden doğruları reddederlerdi.
Uçmakla ağlamak arasında kalır
mutluluğa takılır
ve ömrü bitince ihanete uğramış gibi susar,
gözlerinden yaşların süzülmelerini beklerlerdi.
sonunda...
sonunda mı? ne olur du?
ölüp giderler di canım...02:02 12.12.2008
9 Aralık 2008 Salı
yuppii...mutluluğun diğer tarafı:sanki bağlamını kurmak gibiydi...
.jpg)
Koklamak gibi,sanki hislerinde bütünleştirememek ona dokunamamak ama bu anın farkına varmak.
Sevdiğin insanlardan birisi sorar “mutluluk ne demek?”.
İçindeki kontrol etmeksizin yapmakta olduğun şeyin ya da dışarı vurumlarındaki paylaşımının,belki de bir tek kendi içinde duygu değişikliğinin yüzüne şekil vermesiydi mutluluk.
Ya duygularında acı yokken,mutlumuydun.
Belki de bir türlü dokunsal bir hisse dönüştürememekti gerçeği.
Ya duygularında çirkinlik varken yaptıkların ve bu sadece bir tek seni duygularında değişikliğe ittiğinde bunun adı mutluluk mudur?
Sorsaydınız,hayatta yaşamaklı olan duygularını kaybetmiş yaşlı bir adama mutluluk nedir diye,heralde cevabı ‘mutluluk her şey’ derdi.
Sanki beklentilerin dışında farklı bir şekiller dizesinin bir adım ötende belirivermesiydi.
Bıraktığın bir notun seni üç gün sonra mutlu etmesiydi.
Gözlerinizi kapattığınızda etrafınızdaki ışığın yok olsa dahi sanki hala içerde ışık varmışçasına gözlerinizin içinin aydınlık olmasıydı mutluluk.
Sona ermekle beraber tüm çabaların doğruya ulaşmasıydı.
Söyleme sonun geldiğini,
Söyleme bittiğini.
Susmaklı iki dudak gibi kal orda…
Zamanın derinliğinde bırak ,geçmişin gölgesinde değil.
İradendeki bir oyun parçası.
Ve yağmurlu bir günde eve geri dönmekti mutluluk…02:24
06.12.2008
Sevdiğin insanlardan birisi sorar “mutluluk ne demek?”.
İçindeki kontrol etmeksizin yapmakta olduğun şeyin ya da dışarı vurumlarındaki paylaşımının,belki de bir tek kendi içinde duygu değişikliğinin yüzüne şekil vermesiydi mutluluk.
Ya duygularında acı yokken,mutlumuydun.
Belki de bir türlü dokunsal bir hisse dönüştürememekti gerçeği.
Ya duygularında çirkinlik varken yaptıkların ve bu sadece bir tek seni duygularında değişikliğe ittiğinde bunun adı mutluluk mudur?
Sorsaydınız,hayatta yaşamaklı olan duygularını kaybetmiş yaşlı bir adama mutluluk nedir diye,heralde cevabı ‘mutluluk her şey’ derdi.
Sanki beklentilerin dışında farklı bir şekiller dizesinin bir adım ötende belirivermesiydi.
Bıraktığın bir notun seni üç gün sonra mutlu etmesiydi.
Gözlerinizi kapattığınızda etrafınızdaki ışığın yok olsa dahi sanki hala içerde ışık varmışçasına gözlerinizin içinin aydınlık olmasıydı mutluluk.
Sona ermekle beraber tüm çabaların doğruya ulaşmasıydı.
Söyleme sonun geldiğini,
Söyleme bittiğini.
Susmaklı iki dudak gibi kal orda…
Zamanın derinliğinde bırak ,geçmişin gölgesinde değil.
İradendeki bir oyun parçası.
Ve yağmurlu bir günde eve geri dönmekti mutluluk…02:24
06.12.2008
7 Aralık 2008 Pazar
yürüyorum...yaptığım sadece bu yürümek.

Zaman… kanı dökülürdü akardı hayatımın içine.Silerdi göz yaşlarımı kanıyla.
Sevmekti yaprağında duran damlalar.
Topraktı günleri bekleyen.
Sormaktı hayat,sislerin içinde gizlenmekti hayat,saklanıp sorular sormaktı hayat ve sorsaydınız hayat bendim.
Sakın sorma neden diye,sorma.
Bir yerler,
görüyorum hepimizi
karanlık bir yerler.
İçindeyiz hepimiz,
hüzün dolu bir bahçe,
gözlerimin içindeydi insanlar.
Hatta yeni doğan bebekler gibi saf umutlar hepsi içerdeydi.
Kolsuz bacaksız insanlar gibiydi umut ilk doğduğunda.
Şimdilerdeyse koca bir çocuk gibi acıyı öğrendiler.
Param parçaydı çocuğun elindeki hayat bulutu.
Karanlık gibi bir patlama ;sesi içimdeki çığlıklar gibiydi ama şimdi bir tek rüzgar var orda.
Gelmezdi aklıma,sahnede tek ve sadece ben varım kocaman hava kabarcığının içinde.
Bağırsam neye yarar,ağlasam neye yarar.Bir et parçası bile yok.
Ben özlemedimmi,ben istemezmiyim ama bazen paylaşılanlar değilde gözlerine karşı anlattıkların önemlidir.
Düşünmek köreltirmiydi insanı,aç bırakırmıydı heveslerinden.
Hiç gitme diyemedim ama gel de diyemedim hırsımın öfkesine.
Vardı evet hayallerim,inançlarım,yaşama karşı bir hevesim…yokluk fakir bir ev sofrası gibi yer edinir oldu içimde.
Kovuyorum,bağırıyorum,çağırıyorum ama yine de ordalar.
Gidiyorum,yürüyorum yaptığım sadece bu yürümek.
23:34 28.11.2008
Sevmekti yaprağında duran damlalar.
Topraktı günleri bekleyen.
Sormaktı hayat,sislerin içinde gizlenmekti hayat,saklanıp sorular sormaktı hayat ve sorsaydınız hayat bendim.
Sakın sorma neden diye,sorma.
Bir yerler,
görüyorum hepimizi
karanlık bir yerler.
İçindeyiz hepimiz,
hüzün dolu bir bahçe,
gözlerimin içindeydi insanlar.
Hatta yeni doğan bebekler gibi saf umutlar hepsi içerdeydi.
Kolsuz bacaksız insanlar gibiydi umut ilk doğduğunda.
Şimdilerdeyse koca bir çocuk gibi acıyı öğrendiler.
Param parçaydı çocuğun elindeki hayat bulutu.
Karanlık gibi bir patlama ;sesi içimdeki çığlıklar gibiydi ama şimdi bir tek rüzgar var orda.
Gelmezdi aklıma,sahnede tek ve sadece ben varım kocaman hava kabarcığının içinde.
Bağırsam neye yarar,ağlasam neye yarar.Bir et parçası bile yok.
Ben özlemedimmi,ben istemezmiyim ama bazen paylaşılanlar değilde gözlerine karşı anlattıkların önemlidir.
Düşünmek köreltirmiydi insanı,aç bırakırmıydı heveslerinden.
Hiç gitme diyemedim ama gel de diyemedim hırsımın öfkesine.
Vardı evet hayallerim,inançlarım,yaşama karşı bir hevesim…yokluk fakir bir ev sofrası gibi yer edinir oldu içimde.
Kovuyorum,bağırıyorum,çağırıyorum ama yine de ordalar.
Gidiyorum,yürüyorum yaptığım sadece bu yürümek.
23:34 28.11.2008
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
