29 Kasım 2009 Pazar

hayaller ülkesi...


Saçmalıklar, kalıcılıklar, gidenler, ölümler, farkında olmadığın zamandan kaçmalar, bunların amacı olsun yada olmasın, yaşanmalı olanlar yada olmayanlar bütün bir kalıtsallık olmadığı için insan hayatta kaybolur gibi olan her zaman akımında gidip gelmelerden başka birşey anımsamaz.Zaten doğrular yada yalanlar neyin kanıtıdırki geçmekten başka birşey yapmayan zamanda.Sahte bir rüya gibi gelir yaşadıkların, sahteden de öte bazen olmasından bile yoksun kalırsın gerçekliklerin.Ve her neyse o ân içinde o zamanı yaşatan, sonrasınıda görmende mutlaka yardımcı olur gerçeklikten yakın yada uzak olarak.Soluk bakışların eşliği altında cümleler kurardım düşüncelerimde ama hangi kelimenin bende gerçeğe yakın olduğunu hangilerinin harelere yakın olduğunu bazen kendim bile anlayamaz buna karar veremezdim.Ve gerçeklikten ne kadar uzaklaşırsam bir o kadar çıkıyorum gözlerden ve de cümlelerden.Anlatmakta olduğu gözlerin bana hayat yada değil, gerçek yada gerçek üstü, zaman yada zamanı olmayan, ben buna hayaller ülkesi diyorum ve her düşünceyi,her düşü,her rüyayı,her hayali hayaller ülkeme alıyorum... 21:35 29.11.2009 (zamansız yazılımlar)

22 Kasım 2009 Pazar

yorgunluk kahvesi

geldiğim bir şehir gezintisi,
olsan ya karşımda...
zamana sorsam,
seni bana verse.
olsan ya rüyalarımda,
bir deniz kızı
gezsen tüm düşlerimde,
yüzerken gözlerimde.
kaçamaksız bir ruhlar tarlası,
gözümde pekliği olmayan gönül yargısı,
hayat benim avcısı,
iki sokak nasıl ayrıysa,
aşk ayrıdır birleştiremezsin,
gizlenemediğin dünyada.
ve acı bir kahve tadına gelirsek,
ne acı değil ki...
ben yine de tatlısından bahsedeyim,
gelemesemde yanındaki koltuğa,
bir söz bir harf,
küçük bir bakışın yeter kalbime...
ve gözlerimde,
tek bir yüz,
tek bir beden ruhumda,
ve hayata üç noktam var,
görmekte olduğum rüyalar,
ama bilemediğim tüm zamanlar...
21:50 22.11.2009

12 Kasım 2009 Perşembe

Dev bir akvaryum Dünya (dünyanın ruhu)


Başlangıçtan bir an ötesi, farklı zamanlar adı altında aynı oyun sahneleri, yanımızdakilerden kaybettiğimiz bir sürü insan, amaçtan yola çıkıpta bir türlü amacı anlayamayan düşünce balonları, kısa bir cümle, kısa bir son; doğmak, yaşamak, ölmek.

Neleri katar insan kısa bir cümle içine.Kayıplar zamansızdır, belkide zamansız olan bizizdir o zamân içinde.Periden bir masal, küçük bir hediye, Tanrı'nın küçük bir oyunu, yada olmayan Tanrı'dan küçük bir şans.Küçük bir anı parçası dünya için her bir insan.Birbirine dolaşmış düşünceler eşliğinde hayatların sesi, gülmeden geçirdiğin onca zaman, gidemediğin onca rüyalar ülkesi, hangisini yapabilirsin gözlerini açmaksızın kapadığında.

Gölge gibi unutulmuş anı yaprakları, zaman parçaları ait olmanın anlamı...Seçilmeden amacına ulaşıp kendi iradenle tamamladığın onca istek.Sessiz bir resim sayfası, sessizlikler içinde bir sürü uyum, uyumlu olmanın dev akvaryuma eş değeri; dünya. 09.11.2009 11:10

31 Ekim 2009 Cumartesi

Eskitilmiş düşünceler...


Değeri senden belirsiz ya da senden belirli ifadeler, kişiler... yüzünde göstermediğin sûretler...
Zordan yazılar gibi geri çekerdin dilinden harfleri,saklardın suretleri yüzünden.Bir adımlık düşünce içinde; tükenirken sönmemeye çalışan bir mum iradesi gibi aklında gelip giden düşünceler.Zamanından eksilmiş tekerlemeler gibi kendini içine yarım koyduğun ifadeler.Ve hayatında bunca karmaşa olurken yitik değerler arasında bulunmayan bir çok insanıda bu karmaşa sayesinde kaybederdin.Bu hayattan kaybolup gitmeden bir günlükte olsa dünya sizin dünyanız olabilmeli.Sonuçta fikir, düşünce, hissiyatlardan önce eylemler her başlangıcın sonucunu etkiler, mutlaka biter bir hâl içindeyken insandan bir yapıt, kendisini onda simgeler bir vaziyette kalmasını sağlardı.Yani eylemlerinizde her şeyden önce içinizdir size yön bulan ve ilk doğrunuz olması gerektiğine inandıran.
Her şeylerin içinde bağrıştan hayaller ve küçük iğneden şeytanlar, içleri içlerinde boğulurken insanlar, fark edemedikleri zamanın gerisinde bir hiçmiş gibi unuttukları duygular.
Zaman nereye kadar unutur...
Nereye kadar görmezden gelir...
Nereye bırakır seni zaman...
Nerede inersin gözlerindeki zaman yolculuğundan...
Ve sayfalarını dünyanın tersine koyduğunda anlarsınki düşünürken hep zamanı tersine yatırmışsın.
Hatırlamak hep geçmişli bir zaman olmuş ileride... 01:08 22.09.2009

17 Ekim 2009 Cumartesi

sihirli oyuncakçı...


Yaşlanmayan bir oyuncak fabrikasında hayat.Geçen ne olursa olsun,zamandan sen geçmedikçe sorun değil.Hikayeci bitirmedikçe masalında kalman, bitmeyince hiç bitmeyen masalın.Gücünü kaybetmediğin hayallerin.Hâla bırakmadığın çocukluğun, yine de bırakma.Ne hüzünler ne de hiç birşeyler,hala hayallerimde oyuncaklar...Konuştuğum odam, oyuncaklarım...
Gerçek yada değil, ona yakın ne varsa hayaller peşinde neyin kanıtıdır.Olanlar, olmuşların arasında gezinen soyut hisler seni nasıl tutar düşlerinde.Ve hayatın geçer, geçerli bir zaman hayatın ve tüm bu zamanlar hayal meyal bir hâtıra, hayatında karmaşalar sürerken sihirli bir oyuncakçı gizemi parmaklarıyla dağıtır kimselerin bilmediği düşüncelerine.Ve akıl üstü bir doktor hayallerime yön verir parmaklarındaki sihirle.Telafi edilmez bir zaman harcı değil bu, sadece ufak bir esneklik yeter düşüncelerinde; çocuk olabilmen için.
Yatay bir sayfadan aşağıya bakan harfler gibi yakındır insana aslında yaramaz bir çocukluk.
Kırılmalı anları zamanın, parmaklarından geçer sihirli oyuncakçının.Yakın bir gerçek doğruya yanımsamaları ve inandırıcılık bir o kadar gayretli ama hepsi hayal.Sınırsız bir tatminlik çocukluk.
Ve kaderden arta kalanlarda insan kendi hayatını kendisi belirlerdi, yolları kendisi inşâ ederdi.
Her ne kadar bilmesekte, rüyalar dozunda göz yaşların katılaştığı bir hayal, hayat dünyası.İçimizden çıkarabildikçe çocukları hayat çocukluktur, yaşama sevinci budur.Parmaklar dokundukça hisler canlı kalır, sözler nefesle karıştıkça hayat bulur ve insan bedeni çocuk kaldıkça tadını bulur sevinçler,gülümsemeler,hayaller.
Ve çocukluk asla yaşlanmaz.
Yarım kaldıkça rüyalar yarım kalan insanlar gibidir.İnsanlar kendinle kalabildiğince yalnız değildir.
İnanmaktır,rüyalarda yaşamaktır, gerçekleri bilip kendinde kabul etmektir, gerçekleri bilip kendinde yaşatmaktır, mucizelere inanmaktır, cebinde oyuncaklarla gezmektir, uğur böceğine şarkı söylemektir, gülmektir, bilmektir tüm çiçeklerin adını, sevmektir tüm insanları, herşeydir çocukluk, tüm herşey.
Kırılmış, bozulmuş, yırtılmış,hastalanmış, tükenmiş olamaz hayaller, tükenemez çocuklarda.
bir çocuk var
bulutlar
ve ağaçlar bulutların üstünde
aynı insanlar gibi
güneşler var
her çiçeğin kanadında
rüyalar,düşler,hayaller
bitmez bir zaman akımı
tükenmez bir bilimkurgu
işlenmez bir doku sanatı hayaller
ve bildiğim birşey varsa
çocukluk en değerlisi
ve şiirimde tüm eksik kalanlar için
özür dilerim tüm çocuklardan
düşler,bulutlar,çocuklar...
zamansız bir yazılımı var şu harflerimin dökülüşünde sayfalarıma.Ve kimseye borcum yok ne hayallerimde ne düşüncelerimde.Ne de yanlışım var.Ben kendimdeyim olabildiğince ve kalabildiğim çocuğum ben...
Ve sevgilerimi sunarım kalbindeki sihire, Mr Magorium'un Ve de teşekkürlerimi...
22:24 23.10.2009

8 Ekim 2009 Perşembe

İhanet'ten arta kalanlar...

Parmaklarındaki gözleriyle yanan bedenini gezerken unutamadığın nefesi, yüzü aynalar arasında hep sana bakar.İhanet soğumadığından devamlı bu ân içinde ateş gibi kalır.Tadı, kokusu silinmez bir kaydediciyle sende saklanır.Ve sandığın tüm zamanlar sadece senin için yalan olarak kalır.Bazı şeyleri görerek öğrenirsin, bazılarını duyarak,bazılarınıda hissederek...Yakınlığın tarifi yokken aranızda olanları ne olarak adlandırabilirsin... içindekileri ve kendini paylaşırken. 23:04 08.10.2009

5 Ekim 2009 Pazartesi

hayaller,geçişler ve zamanları...

Düşünüyorum karar veremiyorum.Kapıdan kapıya sanki hayaller geçişi var.Aklı hep hayallerde olan bir adam var yolumda, selamımı alır ve geriye verir.Dönüş yolunda gölgem benden biraz daha dolu hislerle eve döner.Ve gelirken karanlık olan yollar aydınlanır, kötüler ve iyiler iki tarafa ayrılır Tanrı bu noktada adımlarıma aydınlık sağlar.Mezar bekçisi Anubis giderken aynı bıraktığım gibidir, Tanrı'ya sadık bir çakal.
Geldiğim yollarda bazen hayaller beni bıraksada ben asla kendi hayallerimi bırakmadım.Ve hiçbir zaman geriye dönüşlerde yaşamadım.
Hayallerim,düşlerim,hayatım,bırakamadığım kendim.
Aslında işine kayıtlı bir sokak lambası gibi çalışmaları, soyutluktan vazgeçilmiş hayatları, tadını alamadığım bir günde olmayı, hayatlardan kaybolmayı hiç denemedim.Sadece kendimde kalmaya çalıştım, içimdekileri yitirmeden.
Ben
sen
Nedir insanı bu dünyanın
Nasıllar düşer mi yağmur damlalarından
Meltem rüzgarları
Ağlar mı
Güler mi
Nedir insanı bu dünyanın
Ben varmıydım
Yapraklarda açarmıydım mevsimimde
Gülermiydim bir sevgili elinde
Ağaçlar tutun elimi
Nedir insanı bu dünyanın
Beton ve demirden yüzlerle
Soğuk renkli gözlerle
Yaşar gibi
Yaşamak sanki gibi
Yaşamak değil bu
Nedir insanı bu dünyanın
Hayaller içinde yüzmek
Düşlerde kaybolmak
Rüyalarda yaşamak
Sormadan
Bilerekten
Nedir insanı bu dünyanın
Tanrı 'nın bu insanı nedir?
Gökte midir
Yerde midir
Gözlerindeki bulantıları insanın
Nereye taşınır
Zamanı
İçindekileri
İnsanın
Nedir insanı bu dünyanın
Bende olmayan...
22:54 04.10.2009

3 Ekim 2009 Cumartesi

biraz uzak biraz yakın hayaller...

vuruşlarda piyanonun
bir yüz var
kalışlarda zamanda
bir göz var
gittim geldim değil bu
nede anlık bir düş
aklımda
yada rüyalarda
olası bir mevsim
tutku mu, ne değil bu
nede bulmak
bu hissetmek
yargıya gerek yok burda
nede bir oyun sahnesi
burası sana ait olan dünya
zamanlardan bir budala gibi
anlasan...
ki bu neye gerek
ne varsın
nede bulanık bir hayat
nerede doğruyum
nedeni yanlışımın
aslında bu güzel bir rüya
düşündüğüm bir rüya
ve gereği olmamalı harflerin
yeterlidir gözlerde durmak
gölgesindeyim düşlerimin
ve kendimdeyim düşlerken
ama ne bilirim
ben kendi içimdeyim
gözleri güzelden bir içtenlikteyim
ama ne bilrim
bilmem
00:15 04.10.2009

29 Eylül 2009 Salı

zaman geçmişi...


Zamansal kavramlar içinde yok olabildiğin her anı parçasında geçmişe dönüp neler yaptığını izlersin,nerelerde kaldığını,gidemediğin tüm zamanları ve seni bırakmak istemeyen anı parçalarını.Kendi iradenle zamanda yaptığın her geçişte anlarsınki doğruların ve yanlışların var.Gerçeklik ve hayaller arasında birbirinden ayıramadıkların senden hiçbir zaman vazgeçmezler.Anlamsızlıklar sendeyken bir suçlu hissiyatiyle seni sıkarlar, içinde bulundğun günü senden alana dek.Ve kendi içinde çıkamadığın tüm zamanlarda gözlerin anlamsız bakışlarının eşliğinde dünyaya ait olmayan davranışlarda bulunursun.Tekrardan tekrardan kalırsın düşlerin içinde, ve sana ait olan zamanlarda zemin yaparak sende yer edinmelerini sağlarsın.Kalmaktan sıkılsanda bazen gidemediğin tek yer kendi içindir. 19:19 29.09.2009

14 Eylül 2009 Pazartesi

A touch of shadow ...(big family)

There were days, there was the sun of the last days. There was time, in the never-ending human life. time had come all the people waiting to cross. had in fact your presence. There were thousands of people at the shadow. face a lot, but still got the rest Calendered in mind. tawny eyes like a sky, see what drops what you get, you never stayed in such time. When good-bye time...

24 DAKİKA...


Zamanlar arasında tüm dünya durmaz bir hal alır ellerinde.Durmak olsa zamanda nede iyi olur bir oğul için.Ya kavuşur zaman, ya kavuşmaz ama arada kalan yine bir oğul.Yabancıdan bir dünya gibi başka bir yurt.Parçadan bir kesik son selam, son bakış.Ama her ne olursa olsun kalmak ister bir oğul babasıyla oturduğu oturakta.
Ve öncesinde dağınık bir evi saraydan bir göz içine saklar, aşların en güzelini koyar tahtadan bir masaya parçadan kesit.Ve sıkılsada anlar, zaman dövüşür özlemle.Yollardaki mezar taşları gibi belkide sona ulaşır o ân içinde mutluluk.Ve son bir selam gözlerde, sımısıkı sarılmak,gözlerde yağmurdan yaşlar ve selam eder oğul can parçası babaya.Ve bir 24 dakika içinde omuzlarda kalır eller, omuzlarda kalır özlemler,omzunda kalır bir oğul can parçası babasının.Biten bir günün ardından baba saatine bakar " 24 dakika var" diyerek derinden bir iç geçirir.
yol biter,
göz yaşların bitmez.
derin bir mâzi gibi karanlık,
küçük ışıklar umut.
yalnız bir koltuk,
sessiz bir demir parçası gibi,
içindeki yaşlar.
ve geride kalan,
aynı yatakta iki kalp atışı,
iki günden çalınan yarım günler.
ve son bulur,
renksiz bir hal alır,
sona eren bir 24 dakika...(babama)

29 Ağustos 2009 Cumartesi

Ay-Se-Ni-Be-Er


Küçük bir anı defteri ve kendisiyle gelen zaman çekimleri.Dün geceden kalma gibi yılların sevgisi,bir de içinde sakladığı sıcaklığı var.Oysa ne geçmiş nede durmuş zaman.Neleri geri getirir eskilerden küçük bir çerçeve içi dolusu mutluluklar.Ne gece yüzü ne gündüz,elinde kalan zihin perdesinden öte değil,perdeyi aralayıp aralayıp gerilere dönmek.Mutlu olmaları tekrar öğrenmek.Koşarak gidip gelmeyi istememek.Bunları yaparken zamanı kibirsizce köreltme isteği,nede iyi olur bir günlük Tanrı yetkisi.Durdurabilsen,kalabilsen sıcak bakışlarda,içten dokunuşlarda,dostluk bağlarında.Görünmez bir halat bu ama gemileri tutanlardan bile daha sağlam.Hayatın amacı bu değil mi.Sevmek,mutlu olmak,eğlenmek,aşık olmak ama en önemlisi değilmidir unutulmamak.Bir vapurda kalır zaman,belki bir trende,belkide bulutların arasında,belki hiç gitmez zaman gözlerde kalır belki.Renkler içinde bir adadayım,gözlerimde dostlarım,zihnimde anılarım,gider gelir yinede kalırdım içimdeki anı defterimde.Boşluklar içinde ilerlemektense zamanda,en kısa ânı bile tıka basa doldurmak ve ilk önce kendindekilerde zaman bulmak,bu en doğrusu olmalı.Gizli bir isim gibi sır kalmalı en sıkı dostluklar ve hiç olmasada günün erken saatlerinde uyandırmalı bu dostluğu bulabildiğin bir günü bile onunla doldurabilmek için.
kalmasada gelecek zamanlarda,
ben bilirim.
ve sormasada geçmiş zaman,
yinede giderdim.
adımlar atılsada,
aslında hiç uzak değildir sana,
yeterki gel,
yeterki bil,
kaldığın gözleri. 04:14 29.08.2009

aysenibeer...

28 Ağustos 2009 Cuma

soğuk renkler...

sahteliğinden insanlar
içlerinde kaybolmuş parçalar
parçalar bir kaçış içinde
çözüm ne iyi ne kötü
ne de kaçanların geri dönüşü
ne yağmur var
ne de açık bir hava
belirsiz bir his
iyiye anlaşılmaz bir durum
her ne kadar tanıdık olsada
oluyor
ve yinede bitiyor
ve herkesi buluyor bir gün
ama yinede değişebilir
anlam taşıyan cümleler
zamanı yok eden bir zaman
01:21 28.08.2009

27 Ağustos 2009 Perşembe

Diğer herkesten önce...




Son yorgunluğunun ardından içindekiler sana düşüncelerinde doğru değilsin deseler,seni nasıl yârına çıkartır umutların.Geçmişli düşünceler şimdi senden olmasada sen değilmisin onların sahibi...Nasıl bir yargıdır öncü adımlar,yalnız kalmaktan korkmayan bir düşünce eri."Kalıp düşünceler", içinde şahsiyet ararken çarptığın en yakın kaza sana en yakınların.Hmh...hayat neyi fark ederki sende,görünüşünden başka.Buluştuğun her ışık parçasında parmak uçlarında kıpırdanan telaş ve heyecan sanımlarının sana getirdiği tüm algılara direniş mi yoksa kabul ediş mi? Farkında bulunamadığın tüm karmaşalar adımlarına çukur,arkanda sesli harfler,ileride haysiyetsizliğe bakış olarak karşına çıkar sana şunu söyler "ya en başından git,ya da en arkadan,ama doğrular geleceğe senden sonra gelsin".Bilmiyorum ki benden ayrılsın doğrularım ve yanlışlarım,zaten önemli olanı biliyorum kendim için(ben ilk önce kendi yüreğimde kendi seslerimdeyim,kendi vicdanımdayım,kendi adımlarımdayım,diğer herkesten önce).01:34 27.08.2009


ışıktan bir parça sahibi


parçalanan bir aynadaki yüz


sonradan değişmeli bir görünüm


ama ne değiştirebilir


içindeki seni...

18 Ağustos 2009 Salı

aşk

mesafeden bir kız yüzü
sevgiden bir çiçek yüzü
kaldığım gözler içi sessiz
sessizlik olmasa,nede iyi olur
kalmasa duygularım arkamda
nasıl katlanır gün yüzü adımlarıma
ama yinede aşk bir gün bulabilir...
23:58 18.08.2009

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Kralın mezarı


Cesur bir hayat,aslında bahsedilmeyen ikinci kahramanların hayatı gibi geri planda kalırdı insanların arzuları ve savaşlar cesur hayatları yok ederdi.
Eskiye ait orta dönem savaşları şimdiye bakar kibirsizce gülerdi.
Ve her zaman umudun yolunda sonda olsa bir umut vardır insanlar için.Göçüp giden tüm nesiller için geride yastan başkası kalmayana dek dünya eskiyip gidicek.Hepimiz ölüm için sıradayız yaşamın eşliğinde.Arkada gülen bir yüzün olmadıkça savaşlar boş yere,kırılan tüm kılıçlar kibirin eli.
Ve nihayetinde kaderin seni her zaman yolunda tutar ama tüm kararlar senin ve içinde birikenlerin.Lâkin karanlıklar için hüzün yağmurları seninle olduğunda o ân içinde kimin yada neyin sende değeri olduğunu anlarsın.Kuşkuların seni yılların içinde küstüresiye dek ve sonrasına seni bir hüzün sabahı içinde iletene dek içindekilerden yoksun,kara bir habercinin kara düşünceleri gibi her sevgiye kuşkuyla yaklaşır kendinde istemezdin.Ve ölüm nasıl bırakmıyorsa bizi,hüzünde aynı ölüm gibi bırakmaz bizi,ve nasıl bırakmıyorsa hüzün,o kadar ısrarla istemeliyiz sevgiyi.
Ne pahasına olursa olsun savaşmak onurdur sevgiler için,insanlık adına.Ve ilk önce savaş kalbinde ve zihindedir doğrular adına.Uzun yıllarda gizli kederler,saklanan kör düşünceler ama hala içlerinde saklanan tek ihtiyacın olan mutluluk.
Ne zaman son bulur adımlarım,
İşte o zaman ölüm değsin soğuk elime.
Ve harflerim biter gibi,
Ama gözlerde ve dillerde kalsın.
Ağlansın,
Göçüp gittiğim diyarlara.
Lâkin unutulmak neyi değiştirir,
Soğuk bedeninde.
Krallar gibi defnedilsem kayalara,
Neye yarar.
Ve herkes benden ayrıldığında,
Ben herkesten ayrılmış olucam,

Sahip olduğum tüm sevgiler beni terk edene dek.

04:24 07.08.2009

1 Ağustos 2009 Cumartesi

deli doktoru iki...


deli yanımda

düşünceler rüzgarın salladığı yapraklar içinde

şarkı söylersen gece yarısı bir bankta

unutma deliler her yerde

sokakta kimse olmasa da

ben dans ederim kendime

birde güldüm dönüş yolundaki deliye hah!

yumurtadan çıkan insanlar gibi,soğuk moda

tabiki gece yarısı

artık kapatma zamanı

uykudaki gözlerini açmak için...

01:13 01.07.2009

28 Temmuz 2009 Salı

Geriye dönüşlerden gerisi...

Gerisinden gelipte hayat nedir diye düşünmeden bir çift göz içinde çıkıp,hiç ulaşılmayacak bir düş âleminde düşünmek gibi kötü zamanlardan geçerdin,giderdin dünlerdeki fotoğraflardan.
Son olmayan zamanların arkasında neler birikir gözlerinde.
Nasıl bir kaçış bekler tüm yolcuları,gündüze koşan adamın treninde.Bir tesadüf,sabahın güldüğü ışıklarda eskiye kaçışlardan kurtulamadığın bir yüz,neler geriye döner,neler canlanır soğuk masallarda…gözlerinin içinde neler toplanır,neler,neler,neler…
aah ah…gidemediğim tüm anlardan payıma düşen her hüznü içimden hiç çıkaramamışım,atamamışım.Kendimle oyun oynar gibi,davranışlar hep bahane olmuş.
Kimseleri sevmeden,
gözlerde kalmadan,
elleri tutmadan,
kaçmaya fırsat bırakmadan,
fotoğraflarda kalmadan,
yazmak ne kolay şey,
ağlamak gibi…
vay be!
yinede kalmışım,
dünde,
dünden öncekilerde…
23:14 28.06.2009 küçük masalım…

23 Temmuz 2009 Perşembe

Maratonu kazandım...


Deli dolu yaşamlar taşır her gün,hayat treni.Kazandığın tüm yollarda gönüller koşar,hevesler uçar,sevgiler dolaşır ve anlayamadıklarınsa kalpten bir göz yapıp,etrafında olup biten karmaşaları görmeni sağlar.
Ve kaçırır gibi olduğum her duygu eşliğinde arkamda kalan tüm duygusal eğilimler bunu bir kez daha hiçe sayar ve bende bunu tekrâr ederdi.Ve gündüze koştuğum her adımda kazandığım maratonlar arasında kaybederek kazandıklarım bir hayli çok olurdu.Alışmaktan öte bilmek gibi,öncesinde bilmek gibi…
03:05 20.06.2009

9 Temmuz 2009 Perşembe

Tâbi olamadığım Hayat...


Üç beş parça hayatın peşinden koşarken sıkıldığın onca şey arasında düşünürken kaybolduğun her anı parçasında yinede üzülürsün.Yaşlı düşünceler içinde genç kalan bedenin,geçmiş hayatlar eşliğinde gizli konuşmaların saklandığı yüzlerde kalırdı.
Yaşadıkça dahil olduğun her oyun kötü yaklaşımların elini sana her uzatışında onların yüzündeki gerçeklerini görebilmen için bir ara oyun.
Üç beş parça hayatın dışında açabildiğin her güneş sevgidir senin için.Kaybolduğun her düşünce aralığında kaldığın her anı parçası üzüntüdür senin için.
Ve tâbi olamadığın bir sürü gizli düşüncelerde nasıl bir insan kalırsın yüzlerde bilinmez.
Kırıntıdan toparlanıp ta seni sıkan tüm söylenti ve düşünceler varsın senden dışarıda kalsın,bazen içini bir tek sen bil yeter.12:38 09.06.2009