sessiz gecenin,
küçük bir hatırasıdır,
duran zamanda gecenin.
odamdaki rüzgar esintisi,
alaca bir duygu gezintisi,
nasıl hissedebilirimki,
bu gezintide.
ve tatlı bir vişne
dudaklarıyla içimde...
01:17 31.08.2011
3 Eylül 2011 Cumartesi
26 Ağustos 2011 Cuma
sende bende kalmalar...
İçinde rüyalarının gemisi bilmecesi dün ile yarın içindedir tüm gizemi ve sardığında ayna kim bilebilir dünya senin.Mistik bir çağrışımla kabaca vücuduna oturur tüm damlaları müziğin.Kalabalığın içinde kopyalanmaz bir algısındır.Nasıl hissettiğini ben nede dün neyle anlatılır.Soğuk soğuk sabahlar ve insanlar yalın tat gibidir, çilek ve krema bedenlerin koyulaştığı sıcak ve rüzgarlı bir tepedir yoğunluk ve çapraz ilişkilerin eşiğinde.Fotoğraftaki kız bir kara mizah aynasında gözlerine bakar gibidir, bu sizi yanıltmasın aynalar göz gibidir senden alır tekrar sana verir ve rüyalar ayna gibidir düşlerine.Fotoğraftaki kız gülmesinde bir derinlik saklar içinde danstan yapılmış bir kale şövalyesi rüyalarını besler.Gece koyu olanları besler koyular gecenin içinde duran beni ve çerçevedeki bir ilham kahvesidir geceye.Uzun zaman deviren adımlar artık son bulur resminde ve zaman dönümünde, son bakışlar son sözler yapılır ve taştan bir heykel geçmişte nelerin yaşandığına dair.Gün ve gece uzun zaman birlikte olmuştur uzun zaman yaşlanmıştır uzun adımlarda ve yollarda, artık suya ihtiyacı olmayan ağaç gibidir zaman içi ayrılıklar, sende bende kalmalar...Gittiğim soğuk bir sokak dündeki hepinizi hatırlatır ısıtır beni, günümde sıcak bir düş dünden sizden kalma pahabiçilemez bir değer birimidir adını bulamadığım.Son sahneler ve makyajlar adımlarda heycanlı son yanlışlar hiç olmasada kırgınlıklar.Hadi hazırlan sahne sırası bizde ve son.
00:51 26.08.2011
00:51 26.08.2011
24 Ağustos 2011 Çarşamba
Hatırlıyor musun... bir kez daha dene

Hatırlıyor musun...
Yediydim eğlenceli
taşlardım dereyi
Onyediydim
severdim bir periyi
gözlerindeki beni
ah işte orda görebilseydiniz
beni
Otuzyediydim
geri dönerdim düşlerime
ve eğlenceli geçmişime
Sonra anlardım Elliyedide
geri gelmeyen günüme
birçok sevgili bırakmayı
bilirdim dünüme
Ve hala Onüçünde
vahşi bir delikanlıyım
yaramaz bir çocuğum
hala çimdik atarak muzurluk yapanlardanım
Ki hatırlıyor musun...
sen siz sizler
hatırlıyor musun.
23:24 24.08.2011
20 Ağustos 2011 Cumartesi
Düş salıncak Rüya kanat
Öyle bir geçiş yapmalısınki Toprakana hava kanatlarından, korku sürükleyici bir serüven olmalı güç adına ve her seferinde girebilmelisin sana ait olan kapıdan.Kimseler ve de kimseler görebilir seni ve duymalı fısıldamaları rüya düş sırları, hem geri gelmeyen zaman değilmidir o zaman düşlerimde geri alıyorum tüm zamanları ve tekrardan başa sarıyorum tekrardan tutabilmek için.Ve kimseler görmeden kayboluyorum gözlerimin içinde, Toprakana, düş, rüya vede uçabiliyorum, bunu farketmedin.Hem hatırlamak yanındaki zamanda bir cep yapıp orada saklamak değilmidir sevdiklerini.Rüyalar düş kanatları beni olduğunca uzaklaştırır dünyadan ve o kadar yaklaşırım ki hayata, göremediğin hayata.Bir gün yalnız kaldığımda bu harfleri tekrar üfleyip hayat vericem ve bana hoşçakal dediğini hatırlıycam, beni sevdiğini,bana sarıldığını, bana hayat verdiğini ve hala benimle olduğunu.
Ama şunuda biliyorumki benden başkası bunu göremiycekti düş salıncak rüya kanat hem bir tarafında da sen, olabilse emin ve gerçek bir düşüşten sonra kararlılık ve hakim olma kendinde bu zamandan öteye geçişte bir köprü işte.
Ve zamanla geliyorumki zaman benim için hiç değişmedi, zaman benden hiç geçmedi, odamdaki oyuncaklarımın hikayeleri hiç değişmedi ama bir gün son sayfalar eşliğinde bunu herkes anlıycak ve birgün herkes geri dönücek…
Kayıplar ve rüyalar eksilirken o zaman artık sen ve senin olanlarda ama şuna tüm kalbimle inanıyorumki bir gün bu dünyada sende geziceksin ve ayrılmayı hiç istemiyceksin.
22:34 20.07.2011
19 Ağustos 2011 Cuma
uykudan sonra...
Tozlu bir kitap kapağı gibi eskiyen hayatın tahtadan bir kuklayla arkadaş olur telaş ve tedirginlikten yoksunluk kazanırdı değersiz hayatın.Bitmeyen bir özlem gibi çocukluk oyuncaklarınla hala konuşurdun.Zayıftan güçlüye tam tersiyle bir dönüş noktası oluverir bazen yıkımlar ve kayboluşlar, aniden bir başlangıç gibi yeniden doğardınız benzer bir gün sabahı.Korku, telaş, adaptasyon, çelişki birçok yenilenme belirsizliği ; doğru zamanın geldiğini anladığınızda eylemsel bir figürasyona dönüşemediğiniz zaman çerçevesi.Bulanık bir pencereyi sildiğinizde aydınlanır dört köşe çerçeve, gözlerinizi ovuşturup sildiğinizde aydınlanır tüm dünya.Kabullenip alışmaktansa, kör ve ebedi bir renk kavramıyla hep merak içinde olmayı seçmek, ki ipin ucu bu değil midir hayatın uçurumunda.Donuk tutkular içinden çıkmak gerekir bazen ve güçlü hissetmelisin üstesinden gelebilmek için.Ve bazen son günüymüş gibi kararlar vermelisin hayatının.Ulaşılması ne kadar zor olabilirki bilinenin, düşünülenin, istenilenin...Eğer bir yerlerde kalmayı seçersen nasıl emin olabilirsin ileriden ve hayatlardan vede seninkini nasıl ayırt edebilirsin diğerlerininkinden.Sıradan olarak tutkuyu nasıl çıkartabilirsinki içinden, UYAN AYAĞA KALK VE KENDİNİ YENİLE...
18:11 18.07.2011
18:11 18.07.2011
4 Ağustos 2011 Perşembe
Subhiye İbrahim Dorakovik
gözlerinde havf telaşı
gece beklenir bir tehdit
zevkidir beyaz sayfaları
tek nedendir belkide sevgisi
ilim ipinin ucundadır
onda kalansa
pek bir hafif rüzgarıdır
canlı renklerin
korkusudur te’ehhül
ondan cahili olunca
o istemez dört duvar
hep gezmek
ışıl ışıl eğlenmek
arada bir çıkar zivaneden
neşelidir
ama hayat zindan ve karadır
geçer hayatı aynı dağın eteklerinde
beyaz sayfa mektuplarda
daha onsekizinde kederli bir bedendir
çabucak yaşlanmıştır kendinde
soğuk bir şiirle vedadır
kardeşi celil den
fotoğrafının arkasında
soluk çiçekler şiirinde
oysa yirmiikisinde yaşlı bir gençtir
yirmiikisinde soğuk bedendir
yaşayamadığı onca mutluluk, eğlence, sevinç
o kadar çok şey varken
şimdi soğuk bir bedendir…
Subhiye İbrahim Hanım anısına…
27 Temmuz 2011 Çarşamba
Nasıl...
Zaman geçmedikçe kalbinden kalır “ezgisi”, bir küçük zaman parçası yeterli kumdan dünya.Yıkılmasın dalgadan, yıkılmasın rüzgardan, içindeki soğuklardan.Yazdıran nedir bu bilmediğim rüzgarın esintisi,nasıl…
Karmakarışık dünya hadi yanıma gel otur biraz, biraz bende kal dinlen, biraz kalki aşık olabileyim hey dünya.Ama fark ve zaman, düşünceler ve insan, gözler ve su bırakın biraz yakamı.Vay be nedendir bu heycanım, nasıl…
Bekliyorum, ne olursa olsun.
Şimdi bayılmam mı gerekli, o zaman düşüyorum kırmızı masa üstündeki para kasasının tamda üstüne, ve kesinlikle hala ordayım.Zamansız bir hikayede şekli önemli değil midir aşkın, zaten.
Ve nasıl…
20:53 27.07.2011
18 Temmuz 2011 Pazartesi
Nedir?Aşk
Zoraki bir zaman kırılmasından öte hayat kısa bir yaşlı tanımıdır…
Vurguları hislerinin bedendeki tepkimelerine bir güzergahtır dinlenmek için, gerçekleşmeden senden kaçar gider.Bu olanları doğrulayamadığından bir türlü kalamazsın bedenlerde, ruhlarda ne de gözlerde…
Ayrı bir zaman aralığı gibidir yakınlarında ve de hiç unutulmayan ama seni orda tutan ne aşktır ne de başka bir şey, bunu anlatamazsın.Engel olamadığın gibi yeni bir tanım yada yeni bir sevgi şekli bulamazsın.Kıyaslayamadığın ilk bakış, ilk görüş,elinden tuttuğun ilk ân,dudaklarına sarıldığın o ilk zaman nedir sonrasında hiç bulamadığın…
Sanki, kırılmalı zaman parçaları bir şekilde ayaklarına cam parçaları gibi yerli yersiz batıverir.Mektuplar ne Tanrıya nede başka bir varlığa sadece içinde yarattığın kalbinin Tanrısına.
Nedir bunu tanımlayabildiğin semboller, harfler,kelimeler,cümleler,bedenler, nedir…
Gittiğinde bir daha gelmesi zor olan ve kozalağından sonra uçan bir kelebeğin ölümü gibidir bir daha geri gelmez ne ruhu ne de bedeni.
Nedir anlatmaya çalıştığın, neyle sınırlayabilirsin, neyle hayat verebilirsin,neyle canlı tutabilirsin,
18.07.2011
5 Temmuz 2011 Salı
zaman kapanı
Menzili durduran nedir beş genç kadında…uzaktan taşınırken uzak öpücüğü, elinde soğuk bir ten yüzüğü neyi hatırlatır geçmiş ölülerden, neyi hatırlatır ıslak bir sevgiliden…beş genç kadın zaman kapanında hapsetmişler “bedeni”.
12 Haziran 2011 Pazar
hikayenin sonu...
olamadığın bir fısıltı adım atar durur içinde sen yokmuş gibi cevap verir, karşılık gelir kendinden saklanır kalırsın duvarlarında.gözlerin oymalı bir yanılsamada yansımalarından çekinir duyguları kısraklaşır ve kendini doğrulayamadığın her ân içinde etrafındakileride bilmece ve bilinmezliklerle sürükler.ve hikayenin geri kalanı bir türlü sonlanmaz.
26 Nisan 2011 Salı
gizlendiğim DEV
mutluyuz ya
niçin
duramıyoruz ya
zamandan duvarlarda
yaşlanmıyorum ben insandan kalıp basmalarda
nerededir seni canlı tutan aşk
gizli duran yollar
notum var
bundan sonraki hayatıma
kızmıyorum ama yeni bir güne uyanıyorum
ihtiyacın olan biraz gülmek
kalabalık görünmek
hadi biraz koş!
HEY
…
…
…
sende varsın bu yolculukta
belli ki geri dönüşü yok
günlerden sonra bir gün uzun bir yol
zaman sınırlaması yoktu hayatımda
nede gizlendim gözlerimdeki aynada
ihtiyacın olan tek şey
bulutlu bir günde güneşe bakmak
kabarcıklar içinde uçmak
ihtiyacım olan tek şey
gizlendiğim dev
gizlendiğim dev
bitti artık gün
ihtiyacım olan tek şey
yeni bir gün
23:16 26.04.2011
kapandığım her gün düşler içinde nasıl öldüğümü düşünmektense
her gün tüm bozukluklarımı mutluluk uğruna meteliksiz kalana dek harcarım…
19 Mart 2011 Cumartesi
odamın güneşinde...
ağır bir kulak dolgusu
mırıldanır hava gökkuşağı
önceleri
ve sonraları
gün ortası gün
ay büyük
rüyalarım hep ışıkta kalır
ve rüyalarım
avcıdır
gün dönümünün örtüsünde
ilk insan canlı mıdır
ilk rüyalar
hala aynı mıdır
değişir mi
tüm hayaller
ve sabah bana gel
odamın güneşinde
derinlerde
yaşam var
sen olmasan
gölgelerin dans eder
kral ağacımda
köklerimden toprağa
sağdığım
ve sabah bana gel
odamın güneşinde
ve çırılçıplak bir papatyayım
sevgilimde
müzik beni alıp götürsede
gerçek
yine de gerçek
ay büyük
rüyalarım gürültülü
odam ve ben
sevgiliyiz kanadı kırıkla
8 Mart 2011 Salı
Ve Ruh doğdu ama öldüde...
Yaşıyoruz ya işte, sahibi olmadığımız toprak gezegende.Duraksıyoruz bizim olmayan zamanda, ve aklımızda onca karmaşa arası bir doruk noktası, aşık oluyoruz ya bir daha bulamadığın, nedir dokunurcasına et ile kemik, efsaneye göre çamurdan yapılan.Geçemediğim aklımın ötesine aslında her defasında dokunurum gezip gezip geri dönerim kahin sözlerinden.Anımsadığım her renk bir zaman kurmacası, sanki çamurun yalanları.Ya doğruysa inanmadığın çayırlar ve tepeler, misafirliğin nedir yeşile, doğa tamamlayıcılarına, nedir düşünceden yoksunların sana bağlayıcılığı.Farkındalığında olmadan rüzgarın penceresinden geçer bir adem elmasında biter dünya gezegeni, ya bu değilse yeniden ve yeniden, neyi değiştirebilirsin senden ve zamandan geçmiş olanı, ve yerinde bir ev sahipliği seni yüreklerde bırakır düşünceden yoksun olan gözlerde.Kalmak yeterlidir içindeki kutsal mekanda.Kalabalık bir kum tepesi saklar, seni kendi sesinden çünkü bilir sesler yüreklere, yürekler bedenlere, bedenler ruhlara aittir, korur seni içindeki belirsizliklerinden ve sakın sunma aşkını agacın gövdesine ve ellerine sunmadan öncesine.
ve sakın durma düşlerinde
ve düşüncelerinde
gitmediğin yer kalmasın
zihninde
ki gitmek yürümek midir
gerçekler bilinmeli midir
ve ruh doğdu
ama öldüde...
01:33 08.03.2011
ve sakın durma düşlerinde
ve düşüncelerinde
gitmediğin yer kalmasın
zihninde
ki gitmek yürümek midir
gerçekler bilinmeli midir
ve ruh doğdu
ama öldüde...
01:33 08.03.2011
4 Şubat 2011 Cuma
inanmakta olduğunu sevme; sevmekte olduğuna inan…
Bozuk mağrur suratıyla oturan adam, ona bakarken derinliklerine daldığım hayatın, yaşamanın tatlı bir anımsamayla kötü düşlerim arasında iyi bir denge kurmaya çalışırdım.Nedensizce Tanrı’yı sorgular içinden nedenleri çıkartmaya çalışırdım.Parmaklarımla oyun yapardım hayat adımlarını, sokaklarda gezerdim, sanki bir daha hiç gezemiycekmişim gibi tüm sokaklardan geçerdim.
Kendime bakar gülümser Tanrı dan hoşnut olurdum…ve bir kez daha inanmanın ne kadar zor olduğunu keşif ederdim oysa ne kadar da kolay inanmak.
Ölüme nedir şüpe, nedir görülmeden seni sende vâreden bu duygu burukluğu, inanmanın verdiği yalan duygu, bu nasıl bir gerçekliktir sıcaklığıyla içinde yitirmediğin bu bulanıklık.Neşeli bulutlar sabahında bir perdesi olur hüzünlü bir gecenin, eğer sen vâr edersen tüm gerçekliğiyle senindir olan.Karıştırır tüm aklını ruhundan arınmış kara bilmeceler ve sonrasında hayatların, kim garantisidir kayıp ülke atlantisin.Kesinlik bir masal kitabında gerçekliktir, kesinlik serüvenlerin içinde maceradır, kesinlik aslında olabildiğince gerçekliğin pelerinini çıkartmadan üstünde dolaşan kayıp bilmecelerdir, cevapları bir tek senin yarattığın masalda vardır.Bir kabullenme, yapamadığım bir tutku, kabullenmeler aptal işidir.Hayatımın ölmesini kabullenemedim, gözlerimin yabancıymış gibi başkasında kalmasını kabullenemedim,masalımdaki kahramanlarımı çalmalarını kabullenemedim,içimdekilerin hep bir parçasını kaptırdığım insanları kabullenemedim,etrafımda yalan insanları bir türlü kabullenemedim, artık kendimdekileri dahi kabullenemiyorum.Bir sürgündür uzak diyarlara içimdeki kopmalar.Sevdiğim bir kadın hırsızdır başladığım masalımda,gözlerim hep ışıldar hep parlar tüm renkleri canlı gösterir ki bu nedendir bilir misin, bu engel olamadığım gecelerimin yağmurudur.Artık sevemiyorum da kalamıyorum gözlerde ve de olamıyorum artık kendim karşımdaki bedenlerde.Yalnız bir ölüm gibidir ‘tutku’ yu kaybetmek…
Belkilerle dolu geri gelmeyen bir kayıp.
Son bir damlada aydındır
Son bir andır hayat
Kanlı bir ettir hayat
Hayat Benim.
23:57 03.02.2011…
25 Aralık 2010 Cumartesi
rüyadayım hayaller ağacında

düşündüm inancımın soğukluğunda…
durdum hayallerimin ağacında
tanıdım birini
hayatımın rengini
hiç düşünmedim
hiç pişman olmadım gerilerden
hayallerime dur da demedim
sıkılmadım zamandan
sevdim ben bu hayatı
ölmelere hiç inanmadım
soğuk bir kış günü
ölmeyi hiç istemem
uzaklaşırken kalbimden
uzaklaştım
Tanrı nın elinden
bir yerde uzaktım
tüm gözlerden
hiç sıkılmadım
kimselerden
istediklerimden
tanıdım bir rengi
hayatımın yeşilinde
unuttum bir rengi
gençliğimde
yaşlı bir geçmişim
aslında yaşlı bir gençtim
tanıdığımda kendimi
bildiğim bir bilmece
hayallerimde gülmece
ağlasam nedendir bu durgunluk
ben olabildiğim
kalabildiğim
tabi unutmadan söyliyeyim
babaların omzu bir başkadır
kalmak başkadır orda
fazla hüzne gerek yok!
bir masal kitabıdır
düşünceler denizkızı
içinde kaybolduğun bir oyuncak fabrikasıdır
dokunuşlarından sihirli oyuncakçı
tek kızdığım neden ölüm
…
ve sarı sayfalarım
ayakta tutar tüm kurşun kalemlerimi
mutlu kılar dostlarım
beni
ve ayaklı bir gazte
minettar ve harikalar duyar
gözlerinde kalabildiği dostlarda…
nede iyi olur başlangıçlar ermese sona.
25 Kasım 2010 Perşembe

umarım bir yerlerde mutlusundur
ama dileğim mutlu yalnızlıklar
yalnız notlar kalsın sana
sadece aptal bir çocuktum
büyüyememiştim
ama
koca bir insanmış aslında
ama dileğim mutlu yalnızlıklar
yalnız notlar kalsın sana
sadece aptal bir çocuktum
büyüyememiştim
ama
koca bir insanmış aslında
gündüzler ve geceler
gerideler
olabildikçe
yalan, dost
kimden kalan
gizlendiğim onca fotoğraftan sonra
donuk donuk insanlar
arkandalar resminde
arkandalar resminde
bir gün
yalnızlığında dertleş
onlarla
yalnız sokaklarda...
kendime hakim olamadım bir anlık dayanılmazlığımdan yazdım.
bir daha asla olmaz rahatsız ediceğimi sanma.
not: hala aptalca seven bir insan.
bir daha asla olmaz rahatsız ediceğimi sanma.
not: hala aptalca seven bir insan.
25 Ekim 2010 Pazartesi
Düşüşte bir kuş...
mavi bir fok balığı hislerim
soğuk duygular denizlerim
batmaya yakın bir güneş sıcağı tek cevaptır gözlerim
hatırlaman mümkün değilmidir dileklerim
yarım bir akşamım benden biraz fazlayım
yürüdükçe dolma bir kalemim
mürekkepten gözlerim
yazmaktaydı ellerim
sevmekse ara versin, gitsin eğlensin
bir yaprakta değer kazansın kalbim ve uçsun
bir kış yaprağı
unutsun değerini kış gelsin hislerde ve gözlerde
dostuz ama artık değiliz
yitirdiğim değer tarihleri
târihi bir mezar kalıntısı
artık yanımda yoktur fısıltısı
unutuldum kaygısı
doğrudur benim olmadığım
yanındayken
kızıl derili üflemesi kulaklarımda
kalan tek bir his
düşündüğüm duygu larda
evet
soğuk bir deniz üstü uçuşu
artık düştüğüm yorgunluğu
burukluğu zamanımın
bende boşa değildir alıntıların
hoşkal bende bildiğin zamanların…
25.10.2010 sevmiştim genç bir dostumu, ama yanında yok olduğum doğrudur…
soğuk duygular denizlerim
batmaya yakın bir güneş sıcağı tek cevaptır gözlerim
hatırlaman mümkün değilmidir dileklerim
yarım bir akşamım benden biraz fazlayım
yürüdükçe dolma bir kalemim
mürekkepten gözlerim
yazmaktaydı ellerim
sevmekse ara versin, gitsin eğlensin
bir yaprakta değer kazansın kalbim ve uçsun
bir kış yaprağı
unutsun değerini kış gelsin hislerde ve gözlerde
dostuz ama artık değiliz
yitirdiğim değer tarihleri
târihi bir mezar kalıntısı
artık yanımda yoktur fısıltısı
unutuldum kaygısı
doğrudur benim olmadığım
yanındayken
kızıl derili üflemesi kulaklarımda
kalan tek bir his
düşündüğüm duygu larda
evet
soğuk bir deniz üstü uçuşu
artık düştüğüm yorgunluğu
burukluğu zamanımın
bende boşa değildir alıntıların
hoşkal bende bildiğin zamanların…
25.10.2010 sevmiştim genç bir dostumu, ama yanında yok olduğum doğrudur…
5 Ekim 2010 Salı
Masallarda yoktur zaman...
Başladığım bir serüven öncesi,görmekte olduğum bir düş perisi usulca fısıldar ileriye bakan umutlar ve yeni doğan bebekler kadar aydındır güneş.Yalancıdır güneş ay kadar yalancı…
Taşınır gider umutlar kaybolan rüyalar, hesap verin bana amaçsız dünyalar açıklamadan gitmeyin, görünmeden gidin kaçın hayallerimden.Uzaklaştığım tüm insan karmaşaları kalmayın bende akın kara yelli sular üstünde görünmeyin artık sise bulanmış gecelerde uzaklaşın rüyalardan ve gözlerden.Ateş elinden bir zaman yansıması bırakır beni kaldığı yerde ve tekrarından oyalar beni kandırmaca oyunları.Bulduğum bir dünya nesnesi güvendiğim bir su perisi, gerçekleşir dilediklerim.Bir oyun! adı ölme,düşlerin ve rüyaların birbirini kovaladığı, hayatın yaşamla gizemli yollara girmesi ve zamanın dile getirmesi.Duvarların ardı masallarda olan bir yaşantı, gizliliğiyle karışık bir gerçek zaman ötesi bir gerçek zaman yok orda…15:38 05.10.2010
3 Ekim 2010 Pazar
Arabalar ve Parklar
Arabalar ve parklar
Topraktır nihayetinde
Uçan ve yüzen demirler insandır nihayetinde
Bir kalıp ekmek dünyadır
Aç bir çocuğun gözlerinde
Ve deli bir cümle
Aşktır sevgiden gözlerde
Yaşam hayatın bardağıdır
Beyaz sayfa
Kanattır, uçabildiği meleğin
Karamsarlık içinde gökyüzü
Kargaşa var yüksek binalarda
Bir bulut anlaşılmaz ama ağlar
Yinede ağlar
Ve daldığım rüyalar
Bir gölgedir gerçeğinde
Gizem ve hüzün
Yaslandığım bir gecedir
Kaldığım bir zaman yaşlanması
İçimdeki gülmece kırıntısı
Nedir
Nedir bilmecesi
Gülemediğim zaman heceleri
Gerçek, bir dilim tereyağlı ekmektir
Gerçek, erir hızlıca akan zamanda
Ve göremediğin bir çok yanılsama
Gerçektir durduğun bir zaman yolunda
Ben
Hafif mayhoş esen bir rüzgarımdır
Dalgalanan saçlarında
Arabalar ve parklar topraktır nihayetinde
Uçan ve yüzen demirler insandır nihayetinde
Ve bağlılık nedir diye sorarsan
Diş fırçamı bile bırakamam ben
Helede oyuncaklarımı
Doğum günü notlarımı
Kalbimden seni…22:33 03.10.2010
14 Eylül 2010 Salı
TANRILARIN AĞLAMASI
İsteği başlangıç bir kürede silinmiş anılar adı altında kör bir rüya gibi hatırlamadan geçen zamân içi anılar.Her sır bir ölümdür fikir perdelerinin kapanışında, istemediğin tüm geri zamanlar ölü bir fısıltıdır Tanrı nın gezegeninde.Dengedir tüm değişimi sağlayan yağan yağmur altındaki gün ortası güneşin çıkışında, sevdiğim güneş gel bana…
İsteği ağlamaktır gök efendinin, isteği sarsmaktır değişim içindeki esintileri.Ki büyük bir arzu şans ve dilek yolunda garantidir bir hikaye ortası kahramanda.Uzun zaman kısa bir andır olası gerçek bir dünya da, tersi bir çöküş zamanda anlamanda yardımcı olur rüyaların izinde yol bulmanda.Ve skandal bir manşet gazetelerde Tanrı lara haber verir.Bir zafer coşkusu mudur ölümün sessizliği ya da kayboluşmudur çığlıklar arasında.Türünün kayboluşu bir yer değiştirme midir, nedeni doğadan kaynaklanan bir nedensilik midir…Nedir isteği! ağlayan Tanrı ların.Koyu bir gölge geleceğinde, eskimeyen zamanların eli var üstünde.Bilgiden çok varsayım, doğrudan çok hayal olup biten ne varsa bir gün uyandığında rüya olmadığından emin olabilir misin…
Sessizliğinde gök Tanrı nın
Bilmecesi midir gürültüsü
Sessizliğimde Tanrı ya
Bir dilek olsun
Son insan kırıntımdan
Ağlamaya…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















