25 Eylül 2012 Salı

hayatımın devamı...


Hayallerimin ortasında yada değil, geçmişi kurtarır sözlerden kaçınır ve hayata yeniymiş gibi tekrardan öğrenir ve öyle davranırdım.Böyle gerçekler ve başlangıçlar çok az olur ve de tek, elimden kayıp gitmesini izlemektense bir savaşçı gibi zırhımı giyer tüm kötülüklere engel olurdum tüm şefkatimle.İçimdeki bu sönmez derin ateşle kendi küçüklüğümde tüm evreni ısıtabilirim tekrardan ve tekrardan… sanki sokaklarımda ve rüyalarımda yeniden bir inşa bu gözler ve bakışlarında ölümü hatırlamak istemezdim, bu geri kalan dünyanın soğukluğunda.Bir insan bunu nasıl başarabilir ki; derin bir yamaçtan içinde büyürcesine yuvarlanması ve olamadığın her an onun yanında içinde yanarak seni tüketmeye çalışan o his, yalnız olmadığını anlatan dünyaları içinde bulduğun gözler.Artık gerçekten buymuş diyebildiğin bir tutku ve ait oluş, nelere benzetebilirsin neleri yakınlaştırırsın.
Bu durak benim ve terk etmeye hiç niyetim nede kederim olucak ilerideki günlere.Ait oluşum ellerine, gözlerine,ruhuna ve bedenine son bulsun soğuk bir günde, toprağın üstünde sarı yapraklarda ve gözlerde.
Ben nede olsa beklerim derin bir ölümde ve yaşamında Tanrı nın diğer sunumlarında.
Bir kraliçe yüzüğünü sunar ve önemini belirterek önünde duran savaşçıya uzatır ve savaşından sonra evine dönmesini arzular.
Büyük savaşlar gibidir aradaki yollar ve tepeler, dönmesini sabırsızlıkla arzuladığın ve onda kaldığın.
Kalabalığın ve olgunluğun hiçbir önemi kalmadığı büyük bir bağlanış.
Bitmesini istemediğin bir roman gibidir sonsuz sevgisi …
Ve kabuğundan bir damla yudum ayakta tutar seni tüm gün.
Tüm gücünü ondan alırsın ve uyursun kokusunda gerçekliğinin.
Bu yeniden doğup söz vermek gibidir, dünlerde, yarınlarda ve sonsuzda ne olursa olsun hep…tek ve hayat.
Sensizlik beni öldürüyor, kayboluyorum sonsuzlukta ve derinlerimde, sonra umutlanıyorum ve hatırlıyorum yarını, yanındayım…
Yakında ve uzakta
Biliyorum
Sonsuz ve sadakat
Gerçek sen
Sen…
Dirençten öte direniş
Sen
Başlangıç ve devamı hayatımın
Bunlar son yaşam belirtilerim ve gerçekliğim, sen olmayınca dünya sen olmayınca ilerisi ne bir gerçeklik nede bir heyecan taşır içinde…   sen.
gölgemde ve derinlerdesin
gözlerimde
olabildiğince derinlerde
içimin
sen…      hep ve sen.
22:29  04.09.2012

10 Ağustos 2012 Cuma

tekil...


bitmesini istemediğin sesinde
ve gürültüsünde yorgunluğu
sarhoş olurdum kendisinde ve …
durgunluğu gözlerde
az yada çok tehlikeli
bırak beni
hep…
bunu bilmiyorsun
ağır zaman
ağır işleyen zaman
çokta hızlıdır oysa
içinde yağmurları döksen
ben şöyle bir yüzsem ormanda
çiçekte ve böcekte yüksek dalgalarda
gelgit lerde eğilsem otursam
köhne bakışlarımda ağırlaşsam
sadece bu…
ruhum benden sıkılır bir hal alır ve toprakta kalır adımları ama kokusu, hissediyorum…bu yakınlık ve özgürlük duygusuyla temasında fazla çikolata yenme keyfinde ulaşılan vücut kimyasının değişimi değil, ne de duygu eğilimi, bu sadece özgürlük, özgürce hissedebilme…sonsuza dek. ve tekilliğimin şerefine…00:04   10.08.20012

8 Ağustos 2012 Çarşamba


gün ölümdür.
ölen dündür.
kalansa zihinde gölgedir,
uzanabildiğince aklındaki kumsalda...
ben yaşamaktan ziyade ölebilirimde,
ama yaşarım da,
her gördüğümde,
her dokunuşumda,
anlamasanda...
ben yaşamaktan ziyade ölebilirimde,
gözlerde ve dokunuşlarda,
yanında olamadıklarımda...
gün ölümdür.
ölen dündür.
yanı başımda oturan gölgendir,
senden öte ve senden...
00:30   08.08.2012  

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Ara sıra dünler...


Hırsım ve yorgunluğumla kıskançlık, tutku ve ayrılamama duygusu azalır çoğalır ve endişelerle çıktığım yolda, öncesinde bir sonu olduğunu bilirdim ve başlangıcında yenik düşerdim ve ara sıra engel olamazdım sonrasında pişman olduğum kızgınlıklarıma.Bir itiraf gibi özür diliyorum.

Bu değimlidir hayal
gerçek ve gerçek üstü
düne başlayamadan bugün
yarımdan yarımdan günler
artık hep öldüğüm dünler

sanki kendi gölgemde oyunlar oynar biraz sonra durulur ve yorulduğumu inkar eder sersemleşirdim…11:27 03.08.2012 (kuşlar çetesi)

30 Temmuz 2012 Pazartesi

Genç bir roman...


Değişmeden önce
Bir durak ötesi aslında
Ve bir durak öncesi
Seni sevenlerini bıraktığın…
Bıçak üstü harfleri seçerken ve izlerken diğer yolun üzerinde ve kendinde, yoğun bir his ve dağınıklık sıcak vücudunun tüm sinirlerinde ve de zihninde, alışkanlıktan öte dur ve durmaktan önce kendini kurtar ve kendini kontrol et.Sen o ve onlar isen mektuplarına dikkat et kurtar onları ve yaşa, sen onlarda isen hiç korkmadan adım at ve gerçekte veya rüyalarda kal.Ateş çağırdığında bedeninin soğukluğunla yetin ve öz yetilerinde zihninde bir parçadan parçaya tutun ve kendinde kal aşırı yoğunluğunda.Gözlerinde barındığın insanlarda kal ve terk etme, çekirdek ailende minik serçe ve uzun fiziğe sahip olan leylek ve de kardeşin konuşmayı çoktan sökmüş olan kahve renkli papağan, kendinse olasılıkta ve gerçek dünyada nadir kalan siyah kuğu ve seni bırakmayan geveze birkaç kuş dostun, gevezedirler ama olamasalar da gerçekte yanında, okuduğun romanlar sayfalarında çevrilirken kağıt ve ses küçük bir rüzgar yaratır elini okşar bu geveze dostlar, sevgin kalplerinde taşar vücutlarında dağınık bir hal alır durduramadıkları.Belkide sıkılırlar annenin göz yaşlarında ama genç bir roman gibi sarılırlar nefesinde ve bedeninde.Bir öykü derlemesi gibi kış ve yokuş yaprakları ağırlaştırır ama birlikte olduklarından dolayı romanda geçen gençler üstesinden gelir bu durumun ve üç nokta belirler, yani kontrol sende eğer sen ağır gözlerini ovuşturur ve etrafını düzenlersen bu kendinde olduğunu gösterir ve de etrafındakilerde.
Evet unuttuğumsa bir  dost içindeki sıcaklıkla sanki şimdi sevgiliden ayrılmış gibi sıkılgandır ve yemek yemeden öyküye devam eder sıkıldığı dostu için, sonra gözleri… gözleri belli eder gerçekler,i öyküden ayrılmak istemediği için, …
(öyküde geçen kahramanlar: gökçen, gürsel, rahim,duygu,sema, aydın, erkan)     00:07    30.07.2012 

14 Temmuz 2012 Cumartesi

KADIN ELBİSESİ


Kapı açık sokak lambasına, yolda arnavut kaldırımı çizgisinde saklı hayallerim ve gizemli bir kadın elbisesi durum bilir  taneden gülümsemesi, dokunur rüyalarıma elleri, ve zaman beni küçümser gülümsemesi, ben tam ordaydım…  Tuzak dolu yollar gibidir bir düş haritası kadın, gözleri evrendir dolgun ve istekli bir renktir, çapraz bir işaret gibidir define haritasında.Ok yayında bekler gibidir baktığında, fırlatılmayı an ve birkaç zaman ötesine ateş düşürmeyi ister gibidir gözleri, meltem rüzgarıdır saçları ve yüzündeki okşaması, yürürken adımları bir yağmur tanesi yumşaklığında düşer gölgesi adımlarındaki hırçın pençesi ve topuklarında ayakkabısının şeytani bilmecesi…   ki şeytan melektir…02:20   14.07.2012

7 Haziran 2012 Perşembe

İnsan formları...


İnsan formları ve ürünler bolluğunda aynı, ama gece nasıl şafakta aydınlanır ise gözlerim ve ben öyle aydınlandık tamda senin karşında, insan geçici bir yanılsamadır görebildiği ve dokunabildiği havada.Ses  sade bir ses hayatındaki kontrol gerçeğinde nasıl bir boşluk açar sende ve derinde.Renkli bir yağmur akşamı konuşamadığım bir hedeflik kelime, kaldığım yüzlerce cümle, olabilir demekten hep vazgeçtiğim yalandan bir betimleme ve zamanda kaçırma ellerini… yine yine yine bakıyorum, baktım, sadece bu, hissizleşiyorum yine göçüyorum bu dünyadan ve oksijenden hoşça kal gece ve dünya… 22:24           07.06.2012

23 Mayıs 2012 Çarşamba

TOKYO



Sokaklarında köşelerindeki gölgelerde zihnimin, yalnız bir zayıflığım, sonradan sonradan kalmalıyım buralarda.Çilek aroması şu tadında anlık bir zihin çözmesi ve bedeninde sarhoş hücreler gezmesi, nasıl bir yoğunluktur bu görmediğim şehirler içimde.Tik tak, tam tam, tin tin, tüm dokunuşları zamanın sanki ben ordayım sanki şurdayım sanki ben burdayım, hiç gitmediğim şehirler, hiç bulamadığım gözler…Sakin ve yerine hapsedilmiş bir oturak gibi durgunum, ölümü kabul eden halka bir beni kabullenemedi olsun ben gitmediğim şehirlerde mutluyum, göremediğin gözlerde mutluyum, kış ve yaz gibi ben mutluyum…
Rüyalarımda besler beni kanatlarıyla kraliçem ve olmadık zamanda geri dönerdim gerçek hayatıma, tekrardan tekrardan bilmediğim sokaklarda dolaşırdım, hiç göremediğim şehirlerde.Yabani bir kestane ağacı sonumun kökleri ve onlara can veren gözlerimin yaşları.Gitmesemde mutluyum hiç görmedğiğim şehirlerde…  00:27    23.05.2012

4 Nisan 2012 Çarşamba

suskunluğumun sabrında...


Durgunluğumun sessizliği şaşırtmasın seni ve bu dinginliğim değildir cevapsız kalışlarımın ardında bu olanlara kör kaldığım…
Soluksuz çabalar eşliğinde kaybolur pinokyonun tahta burnu, kolları vede bacakları…masallar kadar yalandır yanındaki kahramanlar ve eylemleri, dokunuşları ve içtenlik bir geçicilik ve zamanı kurtarıştır.Döndüm , döndüm başımın ve vücudumun döndüğünce belki esintimin kuvvetiyle etrafımdakileride döndürebilirim ve olağanları değiştirebilirim, kaybettiklerimi geri getirebiliirim…Önümde duran gözlerde gece ve yalan dünden kalan bir yansımadır ve üzerimden atamadğım gölge adımları içimdeki tüm tatlılığı zehirden bir bakışta bırakır ve kaybolurum yalanlarında vede karmaşasında…Ve bunlar olup biterken susukunluğum mağlubiyetim değildir ne kabullenişim, suskunluğum; başlangıç sonun takibinde, son nefesim içimdekileri çıkarmada yardımcı olacaktır…
Bitişler ve yeni bir adım benim için ışıktan bir kapı olacaktır, geride bıraktığım mutlu gülümsemeler içinde birkaç asık yüz ve niyetinde hep saklanan kötü amaçlar bırakmıycaktır beni.Askılık ardından gölge elbiselerime kadar işler olduğunca canımı sıkar bu durum ama zaman büyük bir erdemi getirir, dinginliğin sabrında soğuk kalışları yüzümün anlatır küçüklüğünden kaçamayan çöpçatan birkaç insanı.Her zaman düşündüğüm gibi ölüm, her zaman düşündüğün gibi ölüm seni sadece yok edicek ve birkaç ölüm çoktan gerçekleşti önümde, sıcacık nefesimde…
Öfkem, öfkem bir avuç insana, sabrımın sınırına, önümde duran anlamsızlığa, ve sonunda sende benim gibi ölüceksin…03.04.2012

4 Şubat 2012 Cumartesi

Sokağımdaki adam...

Kutsal emanetlerimin sığınağı ve derinlik hissi nedir bilmediğin bir karartı aşağısı ve yukarısı düşlerimin solunda ve sağında, hayâl ettiğin küçük bir bardakla iç beni.Uzaklaştıkça dağılmalıyım içinde ve dışında…
Hayat öpücüğü olup kurtarmalıyım…
Köşede ve ilerisinde yolda duran adamın ne karmakarışıktır dünya ve özü.
Hadi biraz sadece biraz seni kafesinde tutan zincirlerini esnetmen yeterli deliler gibi eğlenebilmen için, zamanın ne olursa olsun.
Konuşman yeterli kendinde ve kendinle.
Eğer oynarsan bir anlamı olur oyunun ve oynayanların, nedir ki oyun dışında tutan seni ve sendekileri, biraz ve olabildiğince çok seslerimin dalgasındaki dinginlik örtüsü aniden seni gördüm dürtüsü sarsar beni olmadık bir oyunun içinde ve anlarımki taşıyorum fazladan bir çift ayakkabı…
Yalnız ve içindeyim oyunumun ve ben tek vede en güçlü eğlencesiyim.   22:50    04.02.2012

10 Aralık 2011 Cumartesi

cennet ve cehennem

Soğukluğumun affıdır içime ve içtenliğime, sevgiden öte beni bağlayandır  bu yaşanası hayata etrafımdaki dostlarım.Hiç önemli değil var ya da yok diğer tarafın durağan durumu, cennet ya da cehennem ne ile kıyaslayabilirsin hayatında ve eylemlerinde, nelerinden ödün verirsin, hangi hırstır seni tutan… Sonu değil midir başlangıcı vardan yok eden ve başlangıçlar değil midir bize mutluluk adına hüznü sonunda veren, bitmesini istemediğin çilekli bir pasta gibidir, bitmesini istemediğim hepinizsiniz…Hem bu yazdığım çizdiğim harflere, sizleri resmettiğim bu cümlelerime başka bir resimde eklemek istemiyorum.Aldığım en güzel ve kaldığım en güzel günler sizsiniz, ki insan ne ister gülerek boğulabildikten sonra, sekiz yaşındaki çocuklar gibi olabildikten sonra, hayaller kurup koşturabildikten sonra, kim buna engel olabilirki kendinden başka…ve insan ömrü bir resim tuvalinde yağmur Tanrı gibidir, kalmak istediğin tüm hayaller, tüm gözler, tüm eller, tüm sarılmalar, bir anda yok olur ama hep varsındır düşlerde ve gözlerde…içimin içten içe döküldüğü bu gözlerimin harfleri, her zaman söyleyemesemde size anlatır beni , size anlatır içimdeki sizi…olsa da olmasa da tarafından âlemi ve cenneti ben birgün toprak ananın evladı olucam ve yazdığım üçüncü kalite sarı sayfalarımda anılıcam, ondan önce dostlarımda ve sevgililerde kalıcam…sonsuzluk olmasa da son nedir öğrenicem.
 hepinizi gerçekten gerçeğin bedenimde bulduğu anlamıyla seviyorum ve hep yanımda taşıyorum…23:05  10.12.2011

30 Kasım 2011 Çarşamba

şilbalba...

 Ve cevaptan sonra bir tümcenin hal alabildiği tüm duygu kırıntılarında saklıydı ölü bir gezegen, azizlerin ve duymazlıktan gelen tüm tanrıtanımazların elindeydi yaşam dünya.Ve öl dünya beklemeyen tüm demir rayları için, bir daha paslan beni taşımayan dünya demirleri.Sorarsan yüksekerde bir yerde ve zihninin alamadığı yerdeydim.
Alaca bir gün yüzü
Bugün ve dünü
İçimdeki bulutsu gözü
Nasıl saklarım…
Gün, günler ,zamanlar, oluşumlar, azaldıkça azalıyorum gece külden ruhum ve yakınla uzak birbirine karıştıkça sonsuz ölüm rüyalarımda ve sonsuz sen düşlerimde.
Anubis ruhumu sabırsızlıkla bekler içimdeki koyu elma tadında aşkı alabilmek için, yarı ölü dünyadayım ve rüyalarımda ama yinede düş kuramam, kursam kurgularım ve hayal meyal dileklerim neye yarar olası ölüm tarlası rüya ağaçlalrım sadece yediğim ilk yudumu yeter başlangıçlarımın ölümüne ve dudaklarımın zehirlenmesine.
Ve birgün ölmek istiyorum ve yaşamak tekrardan…
Sonsuza kadar…
Yaşam nedir…tüm yıldızlarda ve ışıltılarda parmaklarımın dokunabildiği tüm irade çemberim, soluduğum bu hava zemin ve dudaklarımda yaşayan tenin artık soğuk ve hissiz.
Yaşam ve Bilgelik sonumun sonu ve toprak içimde yeşericek.
Gizli bir yeti gibidir zamansız ve zaman içi ayrılışlarım ruhumun özüne ve fısıltılarda dinlediğim tüm gökyüzü kusursuz bir mizaç Tanrıgökyüzü, kurtuluşlarım ölüm öncesinde her düşümün bir rüyadadır başlangıcı ve hayalden kusursuz bir gezegen gözlerim, ve geri dönüşün toprak anaya kim bilebilirki sendeki dünü…
Hissedebildiğim sonsuz yaşam irademin içinde sönüp gider…

Neden yazıyorum demi soru bu, oysa soru yerine neden yaşıyorum diye düşünseydiniz…  neler kazanırdınız, neleri kaybederek veda ederdiniz ve feda ederdiniz hayatınız ve  kalbiniz için.
Tekrardan ve tekrardan yeşericem ve kaybettiğim sıcak iki parçayı ve köprüyü tekrardan inşa edicem zihnimde ve dudaklarımda kalbime doğru.
Ve bu dünyada öldüm, ayaklarım ve ellerim hep soğuk tekrardan yeşeresiye kadar.
sessiz…
soğuk…
ve karanlık…
yazdığım bu hikaye ve kitabımın kapağı.







21:09    30.11.2011 sonsuza dek…

21 Ekim 2011 Cuma

YEDİ TAT

Kurtarmak, iyileştirmek, kuvvetlendirmek, his, öfke, karışıklık, bilinmezlik, aramak, kalmak, takılmak, bulmak, özümseme, inanmak, kaybolmak, istemek, olmasını dilemek, uzak kalmak, sen, herkes, birisi, soğuk, ılık, gölge, güneş, gece, hayat, yaşam, zihin, kalıcı, hiç gitmeden, olsaydın demeden, hep, içinde, dışında, hayatının, harikaydı, belkide hatıra, geçmiş, zor, önündekiler, adımlar, görünmez, içten, ve gerçek...00:34  21.10.2011

9 Ekim 2011 Pazar

hayallerimdeki kadın
ah be kadın
nedir bu deli bilmecesi
olmasa da
hep olmasını gerektiren
kalamasamda
seni bende biriktiren
nedir...
göremediğin sevgi
göremediğin aşk
nedir deli bilmecesini gerektiren
belki bende bulurum
bir gün
senden arta kalanı
benden geride duranı
hep sakladım
içimdeki bu yalanı...

02:14   09.10.2011

3 Eylül 2011 Cumartesi

Sesleri ve Dudakları

sessiz gecenin,
küçük bir hatırasıdır,
duran zamanda gecenin.
odamdaki rüzgar esintisi,
alaca bir duygu gezintisi,
nasıl hissedebilirimki,
bu gezintide.
ve tatlı bir vişne
dudaklarıyla içimde...
01:17     31.08.2011

26 Ağustos 2011 Cuma

sende bende kalmalar...

İçinde rüyalarının gemisi bilmecesi dün ile yarın içindedir tüm gizemi ve sardığında ayna kim bilebilir dünya senin.Mistik bir çağrışımla kabaca vücuduna oturur tüm damlaları müziğin.Kalabalığın içinde kopyalanmaz bir algısındır.Nasıl hissettiğini ben nede dün neyle anlatılır.Soğuk soğuk sabahlar ve insanlar yalın tat gibidir, çilek ve krema bedenlerin koyulaştığı sıcak ve rüzgarlı bir tepedir yoğunluk ve çapraz ilişkilerin eşiğinde.Fotoğraftaki kız bir kara mizah aynasında gözlerine bakar gibidir, bu sizi yanıltmasın aynalar göz gibidir senden alır tekrar sana verir ve rüyalar ayna gibidir düşlerine.Fotoğraftaki kız gülmesinde bir derinlik saklar içinde danstan yapılmış bir kale şövalyesi rüyalarını besler.Gece koyu olanları besler koyular gecenin içinde duran beni ve çerçevedeki bir ilham kahvesidir geceye.Uzun zaman deviren adımlar artık son bulur resminde ve zaman dönümünde, son bakışlar son sözler yapılır ve taştan bir heykel geçmişte nelerin yaşandığına dair.Gün ve gece uzun zaman birlikte olmuştur uzun zaman yaşlanmıştır uzun adımlarda ve yollarda, artık suya ihtiyacı olmayan ağaç gibidir zaman içi ayrılıklar, sende bende kalmalar...Gittiğim soğuk bir sokak dündeki hepinizi hatırlatır ısıtır beni, günümde sıcak bir düş dünden sizden kalma pahabiçilemez bir değer birimidir adını bulamadığım.Son sahneler ve makyajlar adımlarda heycanlı son yanlışlar hiç olmasada kırgınlıklar.Hadi hazırlan sahne sırası bizde ve son.
00:51  26.08.2011

24 Ağustos 2011 Çarşamba

Hatırlıyor musun... bir kez daha dene


Hatırlıyor musun...
Yediydim eğlenceli
 taşlardım dereyi
Onyediydim 
severdim bir periyi
gözlerindeki beni
ah işte orda görebilseydiniz
beni
Otuzyediydim
geri dönerdim düşlerime
ve eğlenceli geçmişime
Sonra anlardım Elliyedide
geri gelmeyen günüme 
birçok sevgili bırakmayı
bilirdim dünüme
Ve hala Onüçünde
vahşi bir delikanlıyım
yaramaz bir çocuğum
hala çimdik atarak muzurluk yapanlardanım
Ki hatırlıyor musun...
sen siz sizler
hatırlıyor musun.
23:24   24.08.2011

20 Ağustos 2011 Cumartesi

Düş salıncak Rüya kanat










Öyle bir geçiş yapmalısınki Toprakana hava kanatlarından, korku sürükleyici bir serüven olmalı güç adına ve her seferinde girebilmelisin sana ait olan kapıdan.Kimseler ve de kimseler görebilir seni ve duymalı fısıldamaları rüya düş sırları, hem geri gelmeyen zaman değilmidir o zaman düşlerimde geri alıyorum tüm zamanları ve tekrardan başa sarıyorum tekrardan tutabilmek için.Ve kimseler görmeden kayboluyorum gözlerimin içinde, Toprakana, düş, rüya vede uçabiliyorum, bunu farketmedin.Hem hatırlamak yanındaki zamanda bir cep yapıp orada saklamak değilmidir sevdiklerini.Rüyalar düş kanatları beni olduğunca uzaklaştırır dünyadan ve o kadar yaklaşırım ki hayata, göremediğin hayata.Bir gün yalnız kaldığımda bu harfleri tekrar üfleyip hayat vericem ve bana hoşçakal dediğini hatırlıycam, beni sevdiğini,bana sarıldığını, bana hayat verdiğini ve hala benimle olduğunu.
Ama şunuda biliyorumki benden başkası bunu göremiycekti düş salıncak rüya kanat hem bir tarafında da sen, olabilse emin ve gerçek bir düşüşten sonra kararlılık ve hakim olma kendinde bu zamandan öteye geçişte bir köprü işte.
Ve zamanla geliyorumki zaman benim için hiç değişmedi, zaman benden hiç geçmedi, odamdaki oyuncaklarımın hikayeleri hiç değişmedi ama bir gün son sayfalar eşliğinde bunu herkes anlıycak ve birgün herkes geri dönücek…
Kayıplar ve rüyalar eksilirken o zaman artık sen ve senin olanlarda ama şuna tüm kalbimle inanıyorumki bir gün bu dünyada sende geziceksin ve ayrılmayı hiç istemiyceksin.
22:34    20.07.2011

19 Ağustos 2011 Cuma

uykudan sonra...

Tozlu bir kitap kapağı gibi eskiyen hayatın tahtadan bir kuklayla arkadaş olur telaş ve tedirginlikten yoksunluk kazanırdı değersiz hayatın.Bitmeyen bir özlem gibi çocukluk oyuncaklarınla hala konuşurdun.Zayıftan güçlüye tam tersiyle bir dönüş noktası oluverir bazen yıkımlar ve kayboluşlar, aniden bir başlangıç gibi yeniden doğardınız benzer bir gün sabahı.Korku, telaş, adaptasyon, çelişki birçok yenilenme belirsizliği ; doğru zamanın geldiğini anladığınızda eylemsel bir figürasyona dönüşemediğiniz zaman çerçevesi.Bulanık bir pencereyi sildiğinizde aydınlanır dört köşe çerçeve, gözlerinizi ovuşturup sildiğinizde aydınlanır tüm dünya.Kabullenip alışmaktansa, kör ve ebedi bir renk kavramıyla hep merak içinde olmayı seçmek, ki ipin ucu bu değil midir hayatın uçurumunda.Donuk tutkular içinden çıkmak gerekir bazen ve  güçlü hissetmelisin üstesinden gelebilmek için.Ve bazen son günüymüş gibi kararlar vermelisin hayatının.Ulaşılması ne kadar zor olabilirki bilinenin, düşünülenin, istenilenin...Eğer bir yerlerde kalmayı seçersen nasıl emin olabilirsin ileriden ve hayatlardan vede seninkini nasıl ayırt edebilirsin diğerlerininkinden.Sıradan olarak tutkuyu nasıl çıkartabilirsinki içinden, UYAN AYAĞA KALK VE KENDİNİ YENİLE...
18:11  18.07.2011

4 Ağustos 2011 Perşembe

Subhiye İbrahim Dorakovik


gözlerinde havf telaşı
gece beklenir bir tehdit
zevkidir beyaz sayfaları
tek nedendir belkide sevgisi
ilim ipinin ucundadır
onda kalansa
pek bir hafif rüzgarıdır
canlı renklerin
korkusudur te’ehhül
ondan cahili olunca
o istemez dört duvar
hep gezmek
ışıl ışıl eğlenmek
arada bir çıkar zivaneden
neşelidir
ama hayat zindan ve karadır
geçer hayatı aynı dağın eteklerinde
beyaz sayfa mektuplarda
daha onsekizinde kederli bir bedendir
çabucak yaşlanmıştır kendinde
soğuk bir şiirle vedadır
kardeşi celil den
fotoğrafının arkasında
soluk çiçekler şiirinde
oysa yirmiikisinde yaşlı  bir gençtir
yirmiikisinde soğuk bedendir
yaşayamadığı onca mutluluk, eğlence, sevinç
o kadar çok şey varken
şimdi soğuk bir bedendir…
     Subhiye İbrahim Hanım anısına…