Eriyen mumlar gibi tekrar bir araya gelip doğardı ışık tekrardan,güneş gibi.Parladı yine hiç sönmiycekmiş gibi.
Varmıydı…yokmuydu… bunu bile öğrenememiştik inanç perdemizde gizlenenler adına.
Rüyada gibiydim.Her gün güneşiyle tazelenmekte olan büyük bir akvaryum.
İnsandaki zeka gücü öyle mükemmeldiki varoluşu bile düşünebilirdi.
Peki büyük rolü üstlenmiş olan kimdi?
Uğrunda güvenemediğiniz pek çok şey vardı.
İçindekileri zamandan zamana taşımak artık zorlaşıyordu.Onları her defasında kucaklamılıydınız.Gittikçe ağırlaşıyorlardı.Belkide tekrarı olması inanmanız için bir araçtı.
Sonun gelmesini beklemekten başka bir çare hiç kimse için yoktu. 02:47 17.09.2008
19 Eylül 2008 Cuma
15 Eylül 2008 Pazartesi
Duymak İle Gerçekten Duymak Arasındaki Fark
Kendini bulduğunda bir kişilik saklambaç oynundan çıkmış gibisindir.Sen ve sen…kendini kabullenmek herkezden farklı olmak gibidir.En önemlisi bunu yaparak herkezden farklı hissedersin.Aralardaki boşlukların aslında dolu olduğunu anlarsın, bu hislerinde ne kadar ilerlediğini gösterir.Işık gelip gittiğinde hissettirdiği tek şey bulmak ve sanmak arasındaki farktır.Birşeyler için uğraştığında onun insan hayatında nerde durması gerektiğini bulman uzun sürebilir ama bu uğraşı yaparken kendini bunun içinde bulmak en doğru olandır.
Görmek mi yoksa görmek istediğin şey için bakmak mı?...
Bazen yanınızda olmasını istediğiniz şeyler sizi terk ettiğinde kulaklarınızdan beyninize ulaşanları değilde ,hislerinizin fısıltılarını,sessizce haykırışlarını dinlemek en doğru yol.
Sanmak yada…
Görmek mi yoksa görmek istediğin şey için bakmak mı?...
Bazen yanınızda olmasını istediğiniz şeyler sizi terk ettiğinde kulaklarınızdan beyninize ulaşanları değilde ,hislerinizin fısıltılarını,sessizce haykırışlarını dinlemek en doğru yol.
Sanmak yada…
14 Eylül 2008 Pazar

Onca bağrış , onca çığlık varken etrafında ,onları görmezden gelemezsin diğerleri gibi.
O kahkaha çığlıkları bir anda sessizleşir,derin bir siyah kaplar havayı ,renkler bile siyahlaşır.Havanın yoğunluğu öylesine derindirki içine çekerken bütünüyle hissedersin.işte tam bu sessizlikte etrafındaki insanların, nefes alıp verirken çıkardığı seslerden öyle belli olurki amaçları.21:34 05.03.2008
O kahkaha çığlıkları bir anda sessizleşir,derin bir siyah kaplar havayı ,renkler bile siyahlaşır.Havanın yoğunluğu öylesine derindirki içine çekerken bütünüyle hissedersin.işte tam bu sessizlikte etrafındaki insanların, nefes alıp verirken çıkardığı seslerden öyle belli olurki amaçları.21:34 05.03.2008
8 Eylül 2008 Pazartesi
hangisi yüzü...

İki taraftada aynı adam var.Akşam üstü işten sonra eve giderken çektiğin tek bir kazıkazan tek bir şans binlercesi arasında.Aynı binlerce insanın içinde durduğun yalnızlık gibi.
Aklımın odalarında geziniyorum sanırım irade duvarıma çarpan yüzlerce duygu,yüzlerce düşünce,alıkoyamadığım hisler var.
Evet biliyorum,biliyorum.Biliyorumda yinede neyin içinde olduğuma karar veremedim.Bu bir seçim özgürlüğü değil ve bu bir aile toplantısı değil bu ruhunuzun serbestçe dolşabildiği bir yaşamın merkezi.
Evet eve dönüş yolundayım elimde bir kırtasiye poşeti var içinde malzemeleriyle, eve götürüyorum oğluma ama neyi öğrenmesi için…18:11 08.09.2008
Aklımın odalarında geziniyorum sanırım irade duvarıma çarpan yüzlerce duygu,yüzlerce düşünce,alıkoyamadığım hisler var.
Evet biliyorum,biliyorum.Biliyorumda yinede neyin içinde olduğuma karar veremedim.Bu bir seçim özgürlüğü değil ve bu bir aile toplantısı değil bu ruhunuzun serbestçe dolşabildiği bir yaşamın merkezi.
Evet eve dönüş yolundayım elimde bir kırtasiye poşeti var içinde malzemeleriyle, eve götürüyorum oğluma ama neyi öğrenmesi için…18:11 08.09.2008
24 Ağustos 2008 Pazar
Neye inanmak istersen inan, ama güven ne kadar önemliydi demi.
Evin arkasında oturduğun merdivenler ne kadar önemliydi.
Oysa değeri olan zaman hiç gelmedi.
İnanç, karşıdan karşıya geçebilir mi(ydi)? Şüphesiz en önemli olan attığın adımlardı.
Oysa merdivenlerde otururken bakışlarındaki güven ne kadar da tazeydi. İki demir çubuğu;arasında büyük bir tiyatro var.
Gözlerinle savaşmayı bıraktığın tek an,içinde saklayıpta götürdüğün tek an.
Üzerinde çelikten bir savaş yeleği var! Kılıçtan değil de düşüncelerden koruyan. Evet sevinçler var ama eksikler olduğunda ne anlamı var ki sevinçlerin.
Yalnız mı…
Kalakalmıştın içinde onca sevinç varken.
Pamuk prenses ve yedi cüceler,peki ya babası hiç ölmesini ister miydi kızının? Ya avcı belki… Ya pamuk prenses bağırmaz mıydı 'babamı bana geri verin' diye. İstemektense sanırım alışmak daha önemliydi.
Son hava tanesine kadar bağırdı evinin arkasında babasını bekleyen çocuk 'hadi baba gel artık ,gel hadi…'
Karanlık aynı zamanda hem karartmakta olduğu günün hemde çocuğun içindeki ışığı alıp götürmüştü.
Hadi baba gel artık gel hadi… 21:37 24.08.2008
Evin arkasında oturduğun merdivenler ne kadar önemliydi.
Oysa değeri olan zaman hiç gelmedi.
İnanç, karşıdan karşıya geçebilir mi(ydi)? Şüphesiz en önemli olan attığın adımlardı.
Oysa merdivenlerde otururken bakışlarındaki güven ne kadar da tazeydi. İki demir çubuğu;arasında büyük bir tiyatro var.
Gözlerinle savaşmayı bıraktığın tek an,içinde saklayıpta götürdüğün tek an.
Üzerinde çelikten bir savaş yeleği var! Kılıçtan değil de düşüncelerden koruyan. Evet sevinçler var ama eksikler olduğunda ne anlamı var ki sevinçlerin.
Yalnız mı…
Kalakalmıştın içinde onca sevinç varken.
Pamuk prenses ve yedi cüceler,peki ya babası hiç ölmesini ister miydi kızının? Ya avcı belki… Ya pamuk prenses bağırmaz mıydı 'babamı bana geri verin' diye. İstemektense sanırım alışmak daha önemliydi.
Son hava tanesine kadar bağırdı evinin arkasında babasını bekleyen çocuk 'hadi baba gel artık ,gel hadi…'
Karanlık aynı zamanda hem karartmakta olduğu günün hemde çocuğun içindeki ışığı alıp götürmüştü.
Hadi baba gel artık gel hadi… 21:37 24.08.2008
17 Ağustos 2008 Pazar
Köşe başı saklambaç…
Önüm, arkam, sağım,solum ebe!
Her yerde gözler var,karanlığın bulunduğu her yerde.
Işığı almaya çalışan aynalar…
Yıldızlar yalancımıdır yoksa oyuncumudur.
Sessiz bir adım var gecenin karanlığında ilerleyen,adımlarından çıkan tek ses düşüncelerinin fısıltısı.
Niçin etrafındaki fotoğrafların tümü gözünün içine bakar.Nedeni ne…havanın karanlık oluşumu.Belkide diğer seçenektir içinizin karanlık oluşu.
Amaç çığlık çığlığa sevişirken bir adem oğlunu daha dünyaya getirmekmi yoksa düşmüş olmanın verdiği gereksinimleri düşünmemekmi.
Doğru nerde camidemi,kilisedemi,tapınaktamı,mekkedemi bildiğim bir şey varsa o da bu doğru tek bir yerde düşüncelerini biçimlendirebildiğin tek bir yer kendi için.
İnanmak bazen zor olsada elinde kalan tek şey.
Amacına ulaştığında işte bu ‘sobe’…
Köşe başı saklambaç.
Ben kendi içime saklandım.kimseler bilemez ben çıkmadıkça… 00:04 17.08.2008
Önüm, arkam, sağım,solum ebe!
Her yerde gözler var,karanlığın bulunduğu her yerde.
Işığı almaya çalışan aynalar…
Yıldızlar yalancımıdır yoksa oyuncumudur.
Sessiz bir adım var gecenin karanlığında ilerleyen,adımlarından çıkan tek ses düşüncelerinin fısıltısı.
Niçin etrafındaki fotoğrafların tümü gözünün içine bakar.Nedeni ne…havanın karanlık oluşumu.Belkide diğer seçenektir içinizin karanlık oluşu.
Amaç çığlık çığlığa sevişirken bir adem oğlunu daha dünyaya getirmekmi yoksa düşmüş olmanın verdiği gereksinimleri düşünmemekmi.
Doğru nerde camidemi,kilisedemi,tapınaktamı,mekkedemi bildiğim bir şey varsa o da bu doğru tek bir yerde düşüncelerini biçimlendirebildiğin tek bir yer kendi için.
İnanmak bazen zor olsada elinde kalan tek şey.
Amacına ulaştığında işte bu ‘sobe’…
Köşe başı saklambaç.
Ben kendi içime saklandım.kimseler bilemez ben çıkmadıkça… 00:04 17.08.2008
4 Ağustos 2008 Pazartesi
Gecenin karanlığına vuran aydınlıkta düşünüyorumda yüzümde duran insanlar sormalı kendine biz neyin emeliyiz.İnsana nasıl kabul ettirebilirsinki; görmedikleri vadileri,toprağı,suyu,ışığı;görmediğin vaat edilenleri.
Geceye karışan fısıltılarınız kime.
İnanmak ve inanmamak ne fark var arada, hiç.Koca bir hiç.
İnsan yaşamında bir yerlerde duran büyük bir yanlış var ve bu zamanı gelince ortaya çıkıcaktır.
Işığa doğru düşüşe geçtiğimde içimdeki yoğunluk bir anda sarsıldı.
Anlamadığım bir kaygı aynı ışığın bana duyduğu gibi.
Doğrumu…bunu hiç öğrenememek ,ötesini hissedememek kötü bir eksiklik. 00:27 29.07.2008
Geceye karışan fısıltılarınız kime.
İnanmak ve inanmamak ne fark var arada, hiç.Koca bir hiç.
İnsan yaşamında bir yerlerde duran büyük bir yanlış var ve bu zamanı gelince ortaya çıkıcaktır.
Işığa doğru düşüşe geçtiğimde içimdeki yoğunluk bir anda sarsıldı.
Anlamadığım bir kaygı aynı ışığın bana duyduğu gibi.
Doğrumu…bunu hiç öğrenememek ,ötesini hissedememek kötü bir eksiklik. 00:27 29.07.2008

Ölüm…
Kısa bir son.Belkide isteğinin son hamlesi.Öğrendiğinde vaat edilene beklide hiç ulaşamamak.Bir adım sonrası yok , beklide hiç olmadı.Yada tümü insanın milahları.Belkide kovulduğumuz yere hiçbir zaman geri dönemiycez.Boynunda kendinin olduğu bir ayna,hayatının son anı.
Kötü yada iyi ,iki yüz gecede biri karanlığın soğuttuğu kanlı bedenin diğeri iraden ve zihninin oynu olan ruhun,kötü yada iyi hiç biri yok.Taki tek bir ADEM tohumu kalmayana dek.
Neden neden neden…
Bunu görmek içinmi ?zamanından önce görebilmek varken.
Ne doğru ne yalan kimse bilemez özgür irade…
Zaman yada yalan seçimin yok , hiçbir zaman olmadı.Bir şeyleri seçebilmek için yapmak zorundasın.Nede yüzünün diğer tarafında kimse yok.Seçim şansınız bile yok.
Topraktaki kokuyu üzerinde alabildinmi.
Cezalandırılan hangisiydi,hangi kanatlıydı ?...
Beklide geride kalan hiçbir zaman yoktu.Zorlanan tek şey kalbin ve zihnin.İnanmak nereye kadar…
Yanıltmaz ölümün pençesindeki aynada bulunan yüz
Zihninde yer eder nefesindeki yankılar
Özgür iradedeki son nefes
Hiçbir zaman bitmez tek bir ADEM tohumu kalmayana dek... 00:24 28.07.2008
1 Ağustos 2008 Cuma
zamana direnmek ne mümkün...
Gözlerini ovuşturdu,hafif kanlanmış ne kadar sıcak olsada içindeki soğuklamanın etkisiyle buhulanmış gözlerini açmıştı hayatın sonrasına meraklı olan amcam.Tanımıyordum.Kulağıma yaklaşarak fısıldadı;"kolumdaki bu saati gördünmü işte bu saati durdurup öylece insanları izlemek isterdim evlat.Zamanın öylece kalmasını isterdim.Hiç ilerlememesini.Hayata hep o donuk pencereden bakmayı isterdim evlat.Belkide seneler öncesine gidip gençliğimde kalmayı evlat.Kovulduğum yere gidebilmek için ölmeyi istemezdim.Peki senin kolundaki saat ne işe yarıyor" dedi usulca,ve sonra gitti.01.10 31.07.2008
29 Temmuz 2008 Salı
yaşam ve toprak...diğer hayatta.
Bazen yaşamla toprak arasındaki farkı unutup geriye özlem kılıyorum.Soruyorum kendime olmalımı…insan olduğumu unutuyorum.
Peki içinizde bulundurduğunuz sizinmi,özgür iradenizmi.Hissettiğiniz bumu.
Verilen bu şansta iradenizdeki amaç içinmi buradasınız.Birer birer kardeşlerinizi kaybettiğinizde onların hissetmekte olduğu son şey düşmek.Tekrar geri dönüyorum kafamda belli belirsiz sesler duyuyorum.
Düşüyorum çünkü ordan geldim.Niye buradayız bu bir sınavmı yoksa varsayımmı.Özgür iradenin bile temeli var.gitmekte olduğum yolu hiç göremedim.Umarım tekrar görüşürüz…diğer hayatta ve başka bir diğer hayatta.Ve düştüğüm yerdeyim.21:30 27.07.2008
Peki içinizde bulundurduğunuz sizinmi,özgür iradenizmi.Hissettiğiniz bumu.
Verilen bu şansta iradenizdeki amaç içinmi buradasınız.Birer birer kardeşlerinizi kaybettiğinizde onların hissetmekte olduğu son şey düşmek.Tekrar geri dönüyorum kafamda belli belirsiz sesler duyuyorum.
Düşüyorum çünkü ordan geldim.Niye buradayız bu bir sınavmı yoksa varsayımmı.Özgür iradenin bile temeli var.gitmekte olduğum yolu hiç göremedim.Umarım tekrar görüşürüz…diğer hayatta ve başka bir diğer hayatta.Ve düştüğüm yerdeyim.21:30 27.07.2008
23 Temmuz 2008 Çarşamba
bildiğini sanmak
sevmekmi yoksa sanmakmı.karar verebilmekmi yoksa verebilmeye inanmakmı.seçiminizi kendi içinizde değerlendirebilmekmi yoksa sahip çıkamamakmı.emin olduğunuzda yaptıklarınızın içinizde değerlendirmesini yaparken seçimizden öncesi sizin buna karşın duygularınızın çıkmazından alınan bi kararsızlık eğiliminden varsayım olarak sizi bu kararı vermenizi sağladıysa,seçmekte olduğunuz bu karar sizin için doğru olabilir ama karar verdiğinizin içindekiler size doğruyu getirmez...
19 Temmuz 2008 Cumartesi
Çingeneler gibi olmak gerekli bazen,onların hayatları gibi hissedebilmek.Yaşadıklarını hayatına yaymak ama onları bir çırpıda hissedebilmek.Her şeyi olduğu gibi o anın ötesine itebilmek.
Tüm neyin varsa bir anda hepsini paylaşabilmek.
Sınır olmalımı yoksa bu sınırı sizmi koymalı.
Yaşamak yaşamak…doyasıya içinden geldiği gibi yaşamak,hissedebildiğin kadar hissetmek.20:00 19.07.2008
Tüm neyin varsa bir anda hepsini paylaşabilmek.
Sınır olmalımı yoksa bu sınırı sizmi koymalı.
Yaşamak yaşamak…doyasıya içinden geldiği gibi yaşamak,hissedebildiğin kadar hissetmek.20:00 19.07.2008
13 Temmuz 2008 Pazar
Düşünmek ya da tam tersi bazen yeterli olmayabilir...
Toparlamalıydım kendimi.İnanmalıydım.Gözlerinin içine baktığımda güvenmeliydim insanlara.
Anlamsızca bir yerde durup düşünceli bakışlar atarken etrafa içlerinden benim olanları çıkartabilmeliydim.
Eylemleri yaparken zamana ve içindekilere yenik düşmemeliydim.Görmeliydim önceden sonuçlarını yaptıklarımın.
Aslında umursamamalıydım geçmekte olanları ,umursamam gereken tek şey zamanı geldiğinde geçmesini istemediğim andı.
01:43 13.07.2008
Anlamsızca bir yerde durup düşünceli bakışlar atarken etrafa içlerinden benim olanları çıkartabilmeliydim.
Eylemleri yaparken zamana ve içindekilere yenik düşmemeliydim.Görmeliydim önceden sonuçlarını yaptıklarımın.
Aslında umursamamalıydım geçmekte olanları ,umursamam gereken tek şey zamanı geldiğinde geçmesini istemediğim andı.
01:43 13.07.2008
11 Temmuz 2008 Cuma
içinize açılan pencere
Adım üstünde adım,nefes içinde nefes,gözler içinde gözler…
Üstünde bir dayanak olmamalı çürümeye karşın duyguların.tüm içtenliğinle orda ol.
Kötü yada iyi, yanlış yada doğru tümü insanların düşünce ürünü,önemli olansa üretim biçimi,üretilirken içinde sakladıkları.
Önemli olan işte bu; insanlar,yollar,düşünceler,hedefler,amaçlar değişebilir ama insanın içi değişmemeli.
Aralarında kötü olansa sizi yanlışa iten hırsınıza yönelik duygu eğilimleri.Bunu kontrol etmenin tek yoluysa amacınıza ulaştığınızda işte tam o an durup kendinize zamanın penceresinden bakmak.
Sakın şaşırmayın, bir anda olması değil istediklerinizin size getirisi , tek sebebi isteme şekliniz.
Kabullenipte bekleyenlerse durup dururken ansızın yolunuza atlayanlar.
Yere dökülüp gidenlerse savaştıklarınız.
Kabullenmekten değil hayatım
Nede soluksuz bir adımda ansızın gelen bir yüz
Amacım değil yüz üstü bırakmak
Umudum değil, sevgimden etrafa saçılanlar
İçimdekiler hepsini yansıtan gerçekler 01:44 11.07.2008
Üstünde bir dayanak olmamalı çürümeye karşın duyguların.tüm içtenliğinle orda ol.
Kötü yada iyi, yanlış yada doğru tümü insanların düşünce ürünü,önemli olansa üretim biçimi,üretilirken içinde sakladıkları.
Önemli olan işte bu; insanlar,yollar,düşünceler,hedefler,amaçlar değişebilir ama insanın içi değişmemeli.
Aralarında kötü olansa sizi yanlışa iten hırsınıza yönelik duygu eğilimleri.Bunu kontrol etmenin tek yoluysa amacınıza ulaştığınızda işte tam o an durup kendinize zamanın penceresinden bakmak.
Sakın şaşırmayın, bir anda olması değil istediklerinizin size getirisi , tek sebebi isteme şekliniz.
Kabullenipte bekleyenlerse durup dururken ansızın yolunuza atlayanlar.
Yere dökülüp gidenlerse savaştıklarınız.
Kabullenmekten değil hayatım
Nede soluksuz bir adımda ansızın gelen bir yüz
Amacım değil yüz üstü bırakmak
Umudum değil, sevgimden etrafa saçılanlar
İçimdekiler hepsini yansıtan gerçekler 01:44 11.07.2008
8 Temmuz 2008 Salı
Yapmak istediklerin,amaçların,yaşamında ve uyurken daldığın rüyaların,insanların yüzleri,en sonunda yazdığın sayfaların bile soğuk oluşu işte o ufacık simsiyah,kapkara,alabildiğince karanlık noktayı dolduran bunlar mıydı sonu getiren.
Yanılgının yeri olmadığı duygularım bana ihanet etmek üzereler.
Aslında soğukkanlı olmaya çalışıyorum…
Belkide TANRI 'dan çok fazla şey istemişimdir.
Bir yol var ama o yolu bulamadıkça hiçbir önemi yok.
Hiç düşünür mü insan ağlarken üşümeyi…
Devam etmek , devam etmek sonuna kadar gitmek peki ya sonunda… olabilecekler?
İçinde yarattığın her şeyin gözlerinin içinde yanıp kaybolduğunu görmek…
Ulaştığın onca şey varken içinde bulunduğun karamsarlık niye…
Ölümün bile sonu var.
Şeytan gibi düşüncelerinden arınamadığında suçlu niye şeytanın ta kendisi ki,işte irade eksikliği bu olsa gerek.
Nereye kadar gitmesini istersin ki…
İnsan hüzünlerini israf yönünde kullanmaya bayılır.
Duygular ,hisler soğuklaşır,donar,kuraklaşır,hepsini bir anda içine alır,adeta görünmez kılar sis, onları.
Kırılır giderler göremez olursun,duymaz,hissedemez olursun.
Tek bir dal görünmez olana dek kaybolur.
İşte kemiklerinin ruhsuzca yerde yatışında sana eşlik eden,yanına son gelen akbabalar.
Onlarsa senin yaşamın içindeki tüm hatıralarını içinde sakladığın, gözlerini senden alıp giderler…
İşte hayat bunun için yaşamaktır…
Hep karanlık bir yol ama bomboş,kararsızlığın ta kendisi seni bulduğunda,inançların sana ihanet ettiğinde,değerlerin senden ayrıldığında,yapman gerekeni nasıl bilebilirsin ki?
Karar zor ve paylaşılmaz bir hüzün…25.12.07
Yanılgının yeri olmadığı duygularım bana ihanet etmek üzereler.
Aslında soğukkanlı olmaya çalışıyorum…
Belkide TANRI 'dan çok fazla şey istemişimdir.
Bir yol var ama o yolu bulamadıkça hiçbir önemi yok.
Hiç düşünür mü insan ağlarken üşümeyi…
Devam etmek , devam etmek sonuna kadar gitmek peki ya sonunda… olabilecekler?
İçinde yarattığın her şeyin gözlerinin içinde yanıp kaybolduğunu görmek…
Ulaştığın onca şey varken içinde bulunduğun karamsarlık niye…
Ölümün bile sonu var.
Şeytan gibi düşüncelerinden arınamadığında suçlu niye şeytanın ta kendisi ki,işte irade eksikliği bu olsa gerek.
Nereye kadar gitmesini istersin ki…
İnsan hüzünlerini israf yönünde kullanmaya bayılır.
Duygular ,hisler soğuklaşır,donar,kuraklaşır,hepsini bir anda içine alır,adeta görünmez kılar sis, onları.
Kırılır giderler göremez olursun,duymaz,hissedemez olursun.
Tek bir dal görünmez olana dek kaybolur.
İşte kemiklerinin ruhsuzca yerde yatışında sana eşlik eden,yanına son gelen akbabalar.
Onlarsa senin yaşamın içindeki tüm hatıralarını içinde sakladığın, gözlerini senden alıp giderler…
İşte hayat bunun için yaşamaktır…
Hep karanlık bir yol ama bomboş,kararsızlığın ta kendisi seni bulduğunda,inançların sana ihanet ettiğinde,değerlerin senden ayrıldığında,yapman gerekeni nasıl bilebilirsin ki?
Karar zor ve paylaşılmaz bir hüzün…25.12.07
Ak ak açan o yapraklar solmaya başladığında,yeni umutların başlangıcı mıdır bilinmez.Peki illaki solması mı gerekir...Hayatın o alınganlık yaptığı dönemlerde insanın yaşamında ne için arziyet etmesi onu hangi o sımsıcak güneşin açtığı beyaz bir günde hüzne boğması gerektiğini kabul edip,kendi hayatınızda buna göz mü yummalısınız...
Yok hayır ,güneşin mi ayı takip ettği yoksa ayın mı güneşi takip ettiği bilinmez bir oyun değil bu.Bu sadece bir tiyatro.Bu tümüyle TANRI'nın sahibi olduğu bir sahne ve bunu ne kadar iyi oynadığınız önemli değil yaptığınız şeyin içine ne kattığınız önemli.
Sen olduğunda çözülen her şey... Bin derdin biri seni güldürür;ama biri senin ruhunu öldürür!Çözersen hayal edebildiğin sayfalarda,silersin aklın olabildiğin silgiyle bütün yanlışlarını ama hep doğrusunu gördükçe!İşte o zamanki tat yaşamın içinde olduğun cennet,belkide sadece senin olan cennet.
Belki ölümün bile kendine ait bir ruhu vardır.Dökülürken yapraklardan sonbahar ağlamak niye kii?
· Her zaman zamanı gelince usulca gelmiş, yaşamımızdan usulca geçmiştir.
· Son bir bakış gözlerinin içinde ,hayat bahçendeki yaşamların hepsi işte o an onların nedenlerini sorgulamanın faydası ne…
· İşte onca zaman ve tek bir düşman fazla değil tek bir düşman sen ve ölüm.Peki diğer taraf ,amaçlarınız oraya ne kadar yansıyabilir ki.
00:17 07.01.2008
Ölüm, içinde bulunduğumuz yaşam için zoraki bir kural.Peki insan neden bu kadar karamsarlığa düşer ve üzülür? Ölüm korkusuz basit bir kapı ama diğer tarafa geçiş bir sunum olsa gerek;hayatınızda neyin doğrultusunda attığınız adımların sunumu.Bence ölüm hakkında olması gerekense,babalar evlatlarının ölümünü görmemeli,anneler evlatlarının ölümünü görmemeli.Krallar oğullarının ölümlerini görmemeli... 10:30 21.01.08
Ağaçların hafifçe yüzüne çarpan o yağmur bulutları öyle tatlı görünürki bazen…
Hafif bir sis var havada.Aynı insanların umutları gibi.
Niçin çabalarsan çabala görmek bazen imkansızdır ilerisini.
Bazense bu yaşamda büyük bir kaya parçası gibi kıpırdamadan kalırsınız,içinizde onca şey varken.
Yalnızlık hiç sormadan insanlara uğramaktan çekinmez.
Elinizdeki sihirli değnekle ne istediğinizi siz bile bilemizsiniz bazı zamanlarda.
Ne zaman bitmesisini istersiniz ki hayatın…
Ömür silginizdeki o kesitleri hangi kalem yapmıştır bilinmez.
Damlaların yeryüzüne düştüklerinde çıkardığı o her ses taneciklerinde,yaşamak ve yaşamamak arasında seçim yapamayan o kalbiminiz kaç kere atar bilinmez.
20.05 01.05.2007…
Hayat benim hayatım onu içtiğimde,vücudumda
yararlı yararsız hücrelerimde dağılırken kime neki benim içtiklerimden.Hepsi benim doğru olan da,doğru olmayan da.
Olmamalı biliyorum ama ben neyim…
Hiç ayrılır mı insan kendisinden.Neyin, nelerin ortasındayım.
Baksana bu benim oyunum olmamalı.
İşte bu on numara benim babam,bu benim babam demek için nelerini vermezdi ki gözlerinde damlalar içinde ne hayatlar saklayan o çocuk.
Ben körden iki gözü olan aptal bir çocuğum.
Heralde ben çiftçi olsaydım hasat zamanında tarlayı duygularım eşliğinde keser ve sonra insanlar aç kalır,tarlayı yukarıdan göremiycekleri için beş para etmezdi.
Peki hislerim, duygularım gerçekten bir değeri yok muydu.
İnsan kendi duygularına TANRI’dan önce yargı getirebilirmi.
Amaç içinde bulunduğunuz,yapmakta olduğunuz değeri var yada yok ortaya koyduğunuz ruhsuz bir çabamı bu.
Yoksa her şeyi,tüm ne varsa her şeyi bir kenara bırakıp aynı O’nun gibi''hadi durma koş arkandayım'' demesini mi isterdiniz hayatın.
Yinede bu hayata inanıyorum ben…
23:00 31.01.2008…
Onca seçim yapmak zorunda kalırsınız ki hayatınızda.
Seçiminizi yaptığınızda bu seçimi yaparken hangi hiç aralamadan,arkanızda kalanlara ufak bir bakış dahi atmadan girdiğiniz kapıdan çıkmamanızı kim garanti edebilirki.
İnsan amaçlarındaki kararsızlığının, ne de önünde ruhsuzca duranların neden amacının tam ortasında durmakta olduğunu,her şeyin sonuç kısmında geldiğin noktanın doğrumu yoksa yaptığı yanlışın kaybettirdiklerinin tam ortasında anlayacaktır.
Anladığı zaman kendi hayat hikayesinde bitirdiği bu bölümde kazandığı her şey, kaybettikleri…
Düşen onca yağmur damlası arasında hangileri hislerine çarpar,hangileri seni ağlatır.Nereye kadar izin verebilirsinki onlara…
Bölümün sonuna geldiğinde kazandıklarının yanındayken, eğer kaybettiklerin değerlerinse işte o zaman diğerlerinden farksız kalırsın…
16:35 06.02.2008…
Sararmış yapraklarında harfleri hala bir çabayla barındırmaya çalışan o eski defterler…
O hafif kahverengi toprağı üzerinde koşuşturan küçücük ayaklar. Ağaçların beyaz pembesiyle açan ilkbaharın gelişi.
Ağacın dalından ince bir halatla sarkıtılan tahtadan yapım bir salıncak.
Ufak bahçesinde yürüyerek patikalaşmış bir yol, etrafında ufacık çiçekler.Yan tarafta duran üstü kapalı bir boşluk var bahçeyi gören.Tam orada tahtadan bir masa etrafında gevşemiş vidalarıyla duran sandalyeler, ilk baharın ılık sabahlarında, sıcacık yaz sabahlarında kahvaltı için hep oradalar.Ne heyecanlar, ne sevinçler, ne hüzünler gördü o ev.Ne ilkbaharlar ne sonbaharlar gördü o ev.
Peki ya şimdi…
Bahçenin içindeki o dar patika, üstünden geçilmeye geçilmeye kaybolmuş, o ufacık çiçekler yok artık.Ağaçlar kışın onlara sunduğu yağmurla hayatta kalmaya çalışan, hala o görünümünü zorda olsa korumaya çalışan tek varisler.Artık ne sandalyeler var ne de tabakların bayram yaptığı masa.
Duvarlarında bir hüzün var artık. Göz kapakları yok pencerelerinin, eskimiş gazeteler,kartonlar var artık.
Ev hep üşümekli artık , ev hep ağlamaklı.
Etiyle, kanıyla, ruhuyla onca şeyi paylaştıktan sonra ödülü bu muydu?
10:20
12.03.2008
Gün her zaman ki gibi aydınlığa kavuştuğunda,hayata dair yeniler öğrendikçe hep geriye dönmek hiç ilerlememek yüzyıllar öncesine dönmek,sadece insanoğlu için yaşamak istiyorum.
Bu kargaşalığın içinde bu inançsızlığın nedeni nedir hiç anlayamadım.En sonunda amaçsızlığın yolunda ayaklarımı hiç yön vermeden bıraktım öylece.Bu kadar mı…hiç bilmiyorum.
Hiç düşünmemeyi öğrenmeye çalışıyorum.Ne zamana kadar?
Onca inandığın şeyden sonra güvendiğin hiçbir şeyin kalmaması.
İnanman gerekenleri nasıl kestirebilirsin ki.
Yazık ,yazık sadece yazık .Verilen bu yaşama şansı bunun içinmi.
Anlamak zor da olsa çabalamak önemli.
Bilmem…Dokunuşlar ne kadar etkili.Sanırım en iyisi kepenklerini bu hayata kapayıp gitmek. 23:45
16.03.2008
Hislerimde soğuklamanın eşiğindeyken kim ne yapmamı söyleyebilirki bana.Tekilliğin sınırındayken diğerleri beni nasıl düşünebilirki.Hayallerimi dört duvar arasına nasıl sığdırabilirsinki.Tamdan eser hiçbir güven yok içimde.Hiç önemi yok gibi güneşin.Hep karanlık olsun farketmez.Körlüğüm işte bu safaya kadar geldi.Yüzlerinde hep yalandan suratlar.
Hayatımda son durak gibiyim.Göremesemde ilerisini hiç gitmek istemiyorum.İçimdekilerin ışığı bir anda sönüverdi.Sanırım o da anladı amaçsızlığın mücadelesini.Hayallerimin üstüne tek bir yağmur damlası yeter.O kadar uzaklara gitmeye gerek yok ben tam burada hayallerimin tam ortasındayım.Mutlu olmayı unuttum.Babamın elini tutmayı çoktan unuttum.Korkularım masallardaki canavarlar değil, korkularım insanlar.
Soğuk hiç önemli değil,hayallerim buz gibi zaten.Güneşin, sıcacık yüzünü hissetmeyi unuttum.Tel tel döküldü içtenliklerin hepsi,yerinde değil artık olması gerekenler.Gölgeler,karanlıklar,güneşin açtığı hiçbir yerde yokum artık…Yapayalnız düşünceler içindeyim.22:03
17.03.2008…
2x…
Hayat felsefesi gibi bir şey…
İkiyi oluşturan birlerden bir tanesi nesnel olarak ya da düşsel olarak evrende gerçeğe yakın olarak kabul edilen.
İkiyi oluşturan birlerden diğeriyse gerçeğe yakın olarak kabul edilene, onun hakkında bilinmeze dair yorumlar, olması gerektiğine inanılanlar , olumsuz düşünceler.
Peki insandaki durmaksızın devam eden bu merak , neden bu ileriye gitme arzusu.
İşte ikinin yanındaki X ise insanların olumsuzluklar üzerine kurduğu tüm çabalar sonucunda dahi olsa gerçeğe yakın olan hakkında hiçbir zaman öğrenemeyecekleri.
Yani yaşarken gözlerinizin içinde yansıyan görüntülerin hepsi birtek kendizin göebiliceği bir ayna.
Gözlerinizin içinde onca yansıma varken aralarındaki doğruları görmen zormu.Peki bu seçimi yaparken ruhsuzca gelmesi gereken günü bekleyen kemiklerin bilgilerine ihtiyacın var mı…
Odak noktan öyle olmalı ki her yanlışa , her doğruya kendi duygularının yansımalarını gönderebilsin, onların hangi değerde olduğunu anlayabilsin.
Her yerde alıntılar var hislerinden.Tek bir görünüm yok aklında belki ama gönderdiğin o karşılıklar aklının içinde nesenel bütünlüğe yakın.İfade ederken bir bütünlük yok ama sizi o düzleme itenler hep yansımalar .Doğru yada yanlış.
Sanki gerçekliği hiçbir zaman oluşamayan 2’nin yanında duran X gibi. 23:11 21.03.08
Açık yada değil.Belkide aralı , olması gerektiği gibi.
Hangi durumunda olduğu önemli değil, neyden yapıldığı önemli değil.Önemli olan kapının şu an ki durduğunuz tarafıyla diğer tarafı.Önemli olan oradakilerle durduğunuz yerin uyumu.Uymayanlar olduğunda diğer tarafa uyumu sağlamak için durmakta olduğunuz zaman dilimindeki size ait olanları bırakır mıydınız…
Kapıyı çekip gittiğimde kapı hiç kapanmadan öylece , sonuna kadar açık kalıvermişti.Üzüntülerim ne arkamdaydı ne de önümde.Hayatın rüya kısmının tam ortasında kalıvermiştim.
Adım atmak istemiyor muydum yoksa atamıyor muydum,olanların farkında bile değildim.Donukluğum tam orda başlayıvermişti.Geri bile dönemedim.Hiç değişmez diyebilir misin….Bıraktıklarım tek bir fısıltıyla yeniden aynı yerindeler sanki beni hiç terk etmemiş gibi.
Mavi yeşil sokaklarda gezinirken su oldukça bulanık.
Pencereden , diğer tarafta ne olup bittiğini kestiremiyor insan.
Sokaklardan birinde tırnaklarını gitarın teline her dokunuşunda,adamın hayat diye bağırdığı bariz belli.Başka bir sokaktan geçerkense ileriye doğru derin bir bakış var ,bakarken görmek istedikleri değilde önünde hep çelişkiler var.
Yaklaştıkça korku nedir bilmek istemezsin, yalan nedir tanımak istemezsin.Küçük hayaller her yerden yırtınırcasına bağırmakta.
Kolayın diğer tarafı var ama zorun diğer tarafı yok.
İçindekileri bilmeni engelmene gerek yok zaten hep içindesin sadece dışa vurumu zor.Üç doğru bir yanlışı silseydi yaşamımdan hayata sonuna kadar asılırdım.
07.06.2008. 14:22
Sıkmam canımı nezarathaneler için,banane insanların hapislerinden,sevgilerinden…kimse arkasından dönüp bakmasın…Hele hiç gülümseyerek hoşça kal demesin bana.Herkes sadece kendini sevsin.
Aslında kendinle savaşırken yaptığın tepkiler,gecenin karanlığında dışarıya çıkıp yıldızlara doğru Tanrı’m nerdesin!gibi haykırmaktan başka bir şey olmasa gerek.
Ne varsa o an çıkartıver içinden aşktan başka, o kalsın bir gün mutlaka onunda zamanı gelir.Umutlar,sevinçler,hatalar,göz göre göre yaptığın yanlışlar,kimse kalmadığında yalnızlık bu muydu diye soracakmısın kendine.
Hayat ve hayal insanın ne kadar çok reaksiyonu vardır bu ikileme.Gerçeğe duyarlı hislerle yapmak istediklerinizin bileşimi.
Pencereyi hiç kapatmamak o ana öylece durup bakmak öylesine bakmak ki saçların sakalların ağırasıya kadar bakmak.Gelmesini istediğin, onun için neleri göze aldığın, gecelerini kaybettiğin,gelip geçmesi bu kadar kolay bir an içinmi.
Gördüklerimden değil mutsuzluğum, duyduğum inançsızlıktan, hissedemediğim güvenden.İkinci evim bunlar.
Herkes gibi doğduk , herkes gibi büyüdük, herkes gibi öğrendik ama herkes tek başına hissetti. 01:37 27.06.20008
Küçük bir kız çocuğu
Tam olarak farkında değilim hayatın.
Sevgiden yana bir sürü hayalim var.
Karamsarlığa hiç yer yok içimde.
Tek hedefim kendi maratonumu bitirmek.
Sokakları dolaşıyorum her kapıdan ayrı bir fısıltı…
Hangisine kulak versem diye şaşırdım.
Tam o zaman canım annemin söyledikleri aklıma geliverdi’’biz toprak anaya misafirliğe uğradımızda sakın sokaklarda gezinen fısıltılara aldanma’’deyişi:Evet buldum! diye bağırdım içimden geldiği gibi.Anlamıştım o an , tamamen yalnız kaldığımda kendi düşüncelerim benim her şeyimdi.
Aralara girmeye çalışırken hava bile sıkıştı, insanlar nasıl sıkışmasın bu kalabalıkta.
Duyguların çapraz bir dağılımda, hislerin anlamsızca yollarına yön vermekte.
Kendinse gözlerinin gerçeklik payını ortadan kaldırdığı bir yoldasın.Neyin amacında olduğunu bilmeden attığın adımlar, iradenin olmadığı sorumlulukların, bir anda olup bitenler,sanki amaçsızca bakışların arasında kayboluşun,eski plak kaplarının üzerinde yazanların, sana geri dönüşü olmayan zamanı hatırlatışı…
Parça parça, nefes nefes kabullenmektense, tüm ne varsa olduğu gibi içinizden istediğiniz gibi etrafınıza saçmak , içinizde tek bir parçasını bile bırakmamak, sanırım bazen en doğrusu bu.
İnsan kendini onca şey varken artık oracıkta saklamamalı onları, yok saymayı denememeli.Kendi içinde gördüklerini inkar etmemeli.
Beklide bazen hayatınızda önemli olanları unutmamalısınız yada öyleymiş gibi davranmamalısınız.
Peki aşk nedir bilmelimi insan,devam etmelimi,sahip çıkmalımı yoksa olması gerektiği gibi öylece bırakıp gitmelimi…
Bazen susmakmı yoksa susmamakmı bu ikisi arasında iyi bir seçim yapmak size kördüğümde saklanan korunaklı değerleri kazandırabilir. 22:08 29.04.2008
Tarihin kesinlikle tekerrür ettiği yalan olmalı.Evler hep eski balkonlarını yenileyemezsiniz.Sanki insanların ruhsallığıyla korunan canlılar gibiler.
İnsanlarda aslında hep aynı sadece ufacık bir fark var ruhlarının kılıfları değişmekte.İnsan bir şeyleri zorlamamalı, o kendisi benim diyebilmeli.Önemli olansa onca insanın arasında taş gibi durabilmek.öyleki bu kababiyetle bile bir şeyleri öğrenebilmek, bir şeyleri öğretebilmek…30.06.2008
Aslında kendinle savaşırken yaptığın tepkiler,gecenin karanlığında dışarıya çıkıp yıldızlara doğru Tanrı’m nerdesin!gibi haykırmaktan başka bir şey olmasa gerek.
Ne varsa o an çıkartıver içinden aşktan başka, o kalsın bir gün mutlaka onunda zamanı gelir.Umutlar,sevinçler,hatalar,göz göre göre yaptığın yanlışlar,kimse kalmadığında yalnızlık bu muydu diye soracakmısın kendine.
Hayat ve hayal insanın ne kadar çok reaksiyonu vardır bu ikileme.Gerçeğe duyarlı hislerle yapmak istediklerinizin bileşimi.
Pencereyi hiç kapatmamak o ana öylece durup bakmak öylesine bakmak ki saçların sakalların ağırasıya kadar bakmak.Gelmesini istediğin, onun için neleri göze aldığın, gecelerini kaybettiğin,gelip geçmesi bu kadar kolay bir an içinmi.
Gördüklerimden değil mutsuzluğum, duyduğum inançsızlıktan, hissedemediğim güvenden.İkinci evim bunlar.
Herkes gibi doğduk , herkes gibi büyüdük, herkes gibi öğrendik ama herkes tek başına hissetti. 01:37 27.06.20008
Küçük bir kız çocuğu
Tam olarak farkında değilim hayatın.
Sevgiden yana bir sürü hayalim var.
Karamsarlığa hiç yer yok içimde.
Tek hedefim kendi maratonumu bitirmek.
Sokakları dolaşıyorum her kapıdan ayrı bir fısıltı…
Hangisine kulak versem diye şaşırdım.
Tam o zaman canım annemin söyledikleri aklıma geliverdi’’biz toprak anaya misafirliğe uğradımızda sakın sokaklarda gezinen fısıltılara aldanma’’deyişi:Evet buldum! diye bağırdım içimden geldiği gibi.Anlamıştım o an , tamamen yalnız kaldığımda kendi düşüncelerim benim her şeyimdi.
Aralara girmeye çalışırken hava bile sıkıştı, insanlar nasıl sıkışmasın bu kalabalıkta.
Duyguların çapraz bir dağılımda, hislerin anlamsızca yollarına yön vermekte.
Kendinse gözlerinin gerçeklik payını ortadan kaldırdığı bir yoldasın.Neyin amacında olduğunu bilmeden attığın adımlar, iradenin olmadığı sorumlulukların, bir anda olup bitenler,sanki amaçsızca bakışların arasında kayboluşun,eski plak kaplarının üzerinde yazanların, sana geri dönüşü olmayan zamanı hatırlatışı…
Parça parça, nefes nefes kabullenmektense, tüm ne varsa olduğu gibi içinizden istediğiniz gibi etrafınıza saçmak , içinizde tek bir parçasını bile bırakmamak, sanırım bazen en doğrusu bu.
İnsan kendini onca şey varken artık oracıkta saklamamalı onları, yok saymayı denememeli.Kendi içinde gördüklerini inkar etmemeli.
Beklide bazen hayatınızda önemli olanları unutmamalısınız yada öyleymiş gibi davranmamalısınız.
Peki aşk nedir bilmelimi insan,devam etmelimi,sahip çıkmalımı yoksa olması gerektiği gibi öylece bırakıp gitmelimi…
Bazen susmakmı yoksa susmamakmı bu ikisi arasında iyi bir seçim yapmak size kördüğümde saklanan korunaklı değerleri kazandırabilir. 22:08 29.04.2008
Tarihin kesinlikle tekerrür ettiği yalan olmalı.Evler hep eski balkonlarını yenileyemezsiniz.Sanki insanların ruhsallığıyla korunan canlılar gibiler.
İnsanlarda aslında hep aynı sadece ufacık bir fark var ruhlarının kılıfları değişmekte.İnsan bir şeyleri zorlamamalı, o kendisi benim diyebilmeli.Önemli olansa onca insanın arasında taş gibi durabilmek.öyleki bu kababiyetle bile bir şeyleri öğrenebilmek, bir şeyleri öğretebilmek…30.06.2008
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)