Geçer gibi tüm hayatın gözlerinin önünde toplanır sana bir şeyleri hatırlatmaya çalışırdı.Ve kaldığın tüm anılar ülkendeki hayallerine yol gösterirdi karanlık aydınlanadek.Karışımından çok, hayatın içinde bulunan nedenleme sorularından çıkardığın tüm dersler adı altında hislerindeki cümlelere getirdiğin son, getirdiğin yüklem, getirdiğin yargı önemliydi.Ve tek bir saç teline gelirsek, rüzgarına değmeden hayatın uçup giderdi, senden kaçar giderdi, yaşadığı bedenin yargılarındaki infazlarda yaşamaktan kaçıp giderdi.
Ve sen her yeni güne diğerlerini unutarak ve yenilerini kaybederek girerdin, seninle birlikte yaşamakta olduğun duygu kırıkları yüzünden.Duygularınmı kaybolurdu yoksa bunca insan arasında kendine saklanıp onlardan kaybolurmuydun.İnfazından yargısı, yargısından değer yargısı tek bir saç teline konup uçup giderdi senden, eğer isteseydin. 18:55 04.03.2010
5 Mart 2010 Cuma
3 Mart 2010 Çarşamba
kurşun kalemim...
birikintiden toplanır bir hal
akıntılar yönü küçük bir tahtadan adam
aklımdakiler tümüyle onda kalır
ve düşlerime yansır
gölgesinden alıntıları
perisinden ilhamı
içime yansır tahtadan adamın kurşunları
unutmayan bir tek o'dur
bırakmayan bir tek odur parmaklarımı
metalinden kandırmacaları
ruhundan eksiktir duyguları
uçar durur adımları
oysa! benim tahtadan adamım
durmaksızın uçar coşturur duygularımı
ve kendisinden çok
bedenimin parçasıdır tahtadan adam
ruhumdan aşığı
kurşun kalemim...
23:23 03.03.2010
13 Şubat 2010 Cumartesi
gününden sevgili
olmasındansa yalancıktan rüyalar
gider bir hava baloncuğu
dilimdeki su tanelerinde
noktasından kesitler yeter bana
yada hayalinden yağmurlar
ki dokunmasından rüyalarım
ve tüm sevgimi harcadığım dostlarım
hislerimin hayaleti
sormasada
ben bilirim gözlerimin rengini
ve bilirim gönlümün ilmini
ne su çözer
ne de dengesi
bir tek
kendin çözer kendini
gününden sevgili
bilinmeyen türkü zili
ne zaman çarpar
rüzgarı seni
gününden sevgili
23:17 13.02.2010
gider bir hava baloncuğu
dilimdeki su tanelerinde
noktasından kesitler yeter bana
yada hayalinden yağmurlar
ki dokunmasından rüyalarım
ve tüm sevgimi harcadığım dostlarım
hislerimin hayaleti
sormasada
ben bilirim gözlerimin rengini
ve bilirim gönlümün ilmini
ne su çözer
ne de dengesi
bir tek
kendin çözer kendini
gününden sevgili
bilinmeyen türkü zili
ne zaman çarpar
rüzgarı seni
gününden sevgili
23:17 13.02.2010
7 Şubat 2010 Pazar
konu bu! "kendin olmak"

Karamsar dünyanın düşüncelerine eğilimleri, gerekli tüm duygulardan kaçımsamaların önemsiz bir maneviyat boyutu.İçinde doldurulmayan düşünce bulutları, yağmurdan hızlıca uzaklaşmaya çalışan adımlarının doğruyla yanlış arasında seçim yapmaksızın birbirinden ayrı infazları ve infazlarda olan duyguların kendini senden atar uçurumları.Ve ahmak bir dünyada farzından insanlar gibi görünmektense kırılır giderim tavırları, bu en doğruları.Hakkının tümüyle olmadığı beden adımları, bilmediğin tüm akıl oyunları.Malümatlarından hayat gereksinimleri ve bu gereksinimlerden önce neyi niçin yaptım bilmeceleri, çözerken bilmeceleri olmaktır en yakın yanımsamalardan ve kandırmacalardan uzağında kendini.Ve çözemediğin tüm akşam yemekleri bir adım daha yaklaştırır seni, uzaklarında doğrulardan ve ölümlerden, ki en yakını kendi finalindir dünya yarışında gözlerinden yağmurda ve bu yağmurda bir son yakından tüm gözlerde sana.
İşte tüm bunlar olurken gülsem mi yoksa ağlasam mı tiripleri, neyi değiştirir görmekten çekinmeyen gözleri ve gördükçe hislerinden bir dünyada anlarsın gülmeleri.Tanımından eksik davranışlar, tanımından arzusuz davranışlar ve içtenliğinden bir hayli kırılgan yanımsamalar; bu! uzak doğrular...
22:27 07.02.2010
3 Şubat 2010 Çarşamba
"Sihir" buna inanır mısın...

Sihirden kalemim...
Yaprağından sihirli sarı sayfalarım...
Sihirden masallarım...
Hayatımdan geçen sihir adımlarım ve alıp başını çekip giden sihirlerim.
Gelmesi gereken zaman, istediğinde seni bulur, sana uğrar, olmasını istediğini gerçekleştirir kayıplar dünyasına yelken açardı renkli sularda düşlerinin.
Sayfamdan geçen kalemimin gölgesi, hayatımdan geçen düşüncelerin gerçekleşmesi.Renklerin kasırga gibi kulağımdaki fısıltıları müziğin ve çabasıyla ta kendisidir sihrin.Olağanı farklı görmek, farklı hissetmek, rüyalarında yüzebilmek, hiç olmasada zihnini buna yorabilmek, aynı zamanda zamanın diğer tarafında duraksaybilmek.Akıcı bir gece olmak rüyalarında.
Bir anda dalıyorum hayallerime karşımdaymış gibi ve çıkartıyorum tüm umutlarımı sevgiye toprağın altından.
Ve gizem dolaştıkça parmaklarıma, parmaklarımın arasında duran kalemim mistik çağlardaki dansözler gibi dans ederdi akıl üstü sayfalarımda.
Nasıl batarsa bir gölge aydınlığın sonunda, nasıl batarsa bir gölge karanlıkta, tüm gölgeler görünmez fakat kendilerini gösterir hepsi küçük bir aydınlıkta...
Bazen uçmayı özlersin sanki daha önce denemiş gibi ve bazen rüyalarını özlersin, çocukken görmekten mutlu olduğun rüyalar.
Sihirden gözlerimde öylesine koştururdumki, hayaller ülkemdeki tüm hızlı koşuculardan daha hızlıydım.
Bazen oyuncaklarım kadar yakındır kötülük ama hiç istemekli olmam ve korur beni gönlümün sularındaki perim, aşık olduğum tek kadın.
Peki farklı olan neresi, sihirden öte duranlarmı...
Yada nedir farklılık seni tüm insanlardan farklı kılan.
Yüz yıllar sonra tekrardan tek birşey getirir seni bu hayata, dünyaya sihirli bir dokunuş.
Kalsanda kalmasanda hayat.
Sihirden bir şapka, sihirden dev dünya hayaller ülkesi.Var yada yok neyi değiştirir.Zamanımı, senimi.Senden başka...
Kendinin yarattığı korkulardan, yapabilseydin kurtulmazmıydın sihirle ve elinde olsaydı kurtarmazmıydın kötü bir günü, kaybettiğin tüm anıları.
Basit bir uyku gibi gözüksede, nede gerçektir rüyalar, başka bir boyut ruhanilikte ve gerçekten öte sihirle karışık ne varsa...
Ruhumun parfümü piyano vuruşlarım, nedir alıntıları birleştiren.
"Sihre" inanır mısın...o zaman yolculuğa devam. (zamansız yazılımlar)
Yaprağından sihirli sarı sayfalarım...
Sihirden masallarım...
Hayatımdan geçen sihir adımlarım ve alıp başını çekip giden sihirlerim.
Gelmesi gereken zaman, istediğinde seni bulur, sana uğrar, olmasını istediğini gerçekleştirir kayıplar dünyasına yelken açardı renkli sularda düşlerinin.
Sayfamdan geçen kalemimin gölgesi, hayatımdan geçen düşüncelerin gerçekleşmesi.Renklerin kasırga gibi kulağımdaki fısıltıları müziğin ve çabasıyla ta kendisidir sihrin.Olağanı farklı görmek, farklı hissetmek, rüyalarında yüzebilmek, hiç olmasada zihnini buna yorabilmek, aynı zamanda zamanın diğer tarafında duraksaybilmek.Akıcı bir gece olmak rüyalarında.
Bir anda dalıyorum hayallerime karşımdaymış gibi ve çıkartıyorum tüm umutlarımı sevgiye toprağın altından.
Ve gizem dolaştıkça parmaklarıma, parmaklarımın arasında duran kalemim mistik çağlardaki dansözler gibi dans ederdi akıl üstü sayfalarımda.
Nasıl batarsa bir gölge aydınlığın sonunda, nasıl batarsa bir gölge karanlıkta, tüm gölgeler görünmez fakat kendilerini gösterir hepsi küçük bir aydınlıkta...
Bazen uçmayı özlersin sanki daha önce denemiş gibi ve bazen rüyalarını özlersin, çocukken görmekten mutlu olduğun rüyalar.
Sihirden gözlerimde öylesine koştururdumki, hayaller ülkemdeki tüm hızlı koşuculardan daha hızlıydım.
Bazen oyuncaklarım kadar yakındır kötülük ama hiç istemekli olmam ve korur beni gönlümün sularındaki perim, aşık olduğum tek kadın.
Peki farklı olan neresi, sihirden öte duranlarmı...
Yada nedir farklılık seni tüm insanlardan farklı kılan.
Yüz yıllar sonra tekrardan tek birşey getirir seni bu hayata, dünyaya sihirli bir dokunuş.
Kalsanda kalmasanda hayat.
Sihirden bir şapka, sihirden dev dünya hayaller ülkesi.Var yada yok neyi değiştirir.Zamanımı, senimi.Senden başka...
Kendinin yarattığı korkulardan, yapabilseydin kurtulmazmıydın sihirle ve elinde olsaydı kurtarmazmıydın kötü bir günü, kaybettiğin tüm anıları.
Basit bir uyku gibi gözüksede, nede gerçektir rüyalar, başka bir boyut ruhanilikte ve gerçekten öte sihirle karışık ne varsa...
Ruhumun parfümü piyano vuruşlarım, nedir alıntıları birleştiren.
"Sihre" inanır mısın...o zaman yolculuğa devam. (zamansız yazılımlar)
21 Ocak 2010 Perşembe
bu...(Rüyalar denizinde yüzmek)
rüyalarımdaki iyi şans...
alakasız bir savurganlık düşüncelerde
tehlikeli görünen sınırlar
bilmiyorumlar...
neyi bilirki insan
rüyalardan önce
kara bir komedi
rüyalar denizim
birikimi olmayan hayatım gibi
dolup taşan sarı sayfalarım gibi
eskiyen bir ev gibi
sarı sayfalarımda yıpranmış, eskimiş bir ev gibi
patikasını kaybettiğim salıncağım gibi
kayıp bir sihirli kutu
kare olmayan
dünya olmayan
gerçek olmayan
sadece hayal düşündüğüm rüyalar
açmak istediğim rüyalar
deli olmasamda deliyim
sevgiyim kendime
aşkımda
benim kendime
rüyayım
düşüm
koca bir dünyayım kendime
ölmesine izin vermediğim koca bir dünyayım ben
aslında evrende görülmeyen nokta bile değilim ben
Ama içimdekilerle hepsinden
herşeyden büyüğüm ben
benim işte
bu... 00:12 21.01.2010
alakasız bir savurganlık düşüncelerde
tehlikeli görünen sınırlar
bilmiyorumlar...
neyi bilirki insan
rüyalardan önce
kara bir komedi
rüyalar denizim
birikimi olmayan hayatım gibi
dolup taşan sarı sayfalarım gibi
eskiyen bir ev gibi
sarı sayfalarımda yıpranmış, eskimiş bir ev gibi
patikasını kaybettiğim salıncağım gibi
kayıp bir sihirli kutu
kare olmayan
dünya olmayan
gerçek olmayan
sadece hayal düşündüğüm rüyalar
açmak istediğim rüyalar
deli olmasamda deliyim
sevgiyim kendime
aşkımda
benim kendime
rüyayım
düşüm
koca bir dünyayım kendime
ölmesine izin vermediğim koca bir dünyayım ben
aslında evrende görülmeyen nokta bile değilim ben
Ama içimdekilerle hepsinden
herşeyden büyüğüm ben
benim işte
bu... 00:12 21.01.2010
8 Ocak 2010 Cuma
Tekrarını alamıycağın bir son...(Hayaller Ülkesi)

İkilemde bir hayat kahramanı, belliki iki hayat...
Hızlıdan dönen yaşam saatini değerlendirmek için tik takların içinde gezer kaybolurdum kendi rüyalarımda.Alıp zamanı cebimde saklardım odamdaki sihirden ve kullanmadığım tüm yaramazlıkları sihirle karıştırırdım.Hayal, kocamân bir hayal, içinde tüm sevdiklerim ve ikilemde kaldığım tüm hayatlarım.Ve annemin genç adamıyım, genç adam, genç adam, kocaman gözüken bir çocuk, yüreğindeki kocaman çocuk, yaşlanmayan bir adam.
Bahsetmek istemediğim dünya içi rüyalarım, ve hala kitaplığımdaki oyuncaklarım, hayaller ülkemde onca hayat verdiğim parçalarım, onlar beni bırakıp gitmeyen tek canlı dostlarım.Zamanı gelince sonrası var yada yok herkes gibi gözümüzü sonsuza dek kapatıcaz ve o azaman gözlerde ve kalplerde bizim için küçük bir son yazıcak.
Tekrarını alamıycağın bir son... 00:15 09.01.2010
25 Aralık 2009 Cuma
Günümün dostlarına...gerçeğe yakın olanlar.

Günüm gelir günüm geçer, hayat ilgisizce beni seçişlerinden vazgeçmez ve ben tanımaktan mutlu olduğum bir sanatsal anı parçasını gerilerde bırakmaktan hiç yadırganmam.Ve sevgisel değerlerin anılarımda kayboluşuna göz yummadan başkalarında bırakırım.Gitmeden: renklerin sıcaklığından, soyut gerçeklerden, farklı yüzlerden ben, dönüşümü olmayan hatırlamalardan kalırdım bir öncesinde.Ve anımsamalar her bir geçişten zamana yansırdı ötesini kestiremediğim düşüncelerimde.
Ve ötesinde kestiremediğim ne varsa hayatımda bir kenara bırakmadan atardım yılbaşı hediyelerimin çuvalına ve bir sonraki sene tekrar çıkartır çuvalımdan hediyeleri geriye bakışlarımla zamanı tersine çevirir anlardım ötesindeki çözülmezlikleri hayatımın.
Ve ötesinde ne olursa olsun ben severdim tüm dost bildiklerimi ve kalbimin gizliliklerini...
Bunun için kalırdım dost düşüncelerimde ve yüzümde kalan dostlarda.İçimdeki teşekkürler gibi minnettar kalıp tekrardan teşekkür ederdim dostlarıma...Sevilmekten farklı sevilmek, sevmekten biraz farklı sevmek...
13 Aralık 2009 Pazar
Gece sokakları...

Kaldığım gece sokakları,
düşlerimin rüzgar hovardaları.
çalkalanır harfleri,
aklımın.
kim deliden akıllı,
şehrimin.
yalnızlığımdan uçar gibi,
bulutlar biraz esintili,
üşütür insanı rüyalarım.
bütün bir umut ağacım,
yapraklar tekrar açsın diye beklerim.
esin gözlerinden kalbimin,
ıslak düşlerimin,
yerinde bırakır atışlarında kalbimin.
ve hayat sokağı,
bir gece bana gelir,
bırakır tüm korkularımı,
gitmeden,
cevaplarını bırakmadan,
anlarım ki hayat,
bana gelir ölümün bir öncesinden.
Ne yapsam
Ne sorsam
Ne istesem
Hayat bana gelir mi.
21:14 13.12.2009
10 Aralık 2009 Perşembe
Niçin yaşarız...
Neden yaşıyoruz damlaların ağırlığında, neden yaşarız damlalarda.Dünyanızda dengenin eğilimi ne tarafa doğru eğilirse gözlerinizdeki yaşlar oraya doğru akar.Tek derdin yaşamak mı yoksa yaşarken içlerinde gülebilmek mi.Küçük bir tebessüm; her yalanda mutluluk, küçükte olsa.Hatırladığın onca kararmış gün, düşüncelerinde kalmayan onca anı geçtiğin hayat penceresi.Tekrardan tekrardan bir hayat, olmayan bir düşünce nasıl yoksa yaşamda hayatta tekrarı olmayan bir yaşam gibidir.Kokusuz bir çiçek ama o kadar güzelki yapabildiği tek şey güzel görünmek, zamansızca kaldığımız her anı parçasında yüzümüze vuran gözlerde karşılıksız, çevremizdekilere duyarsız kalmayalım.Ve inanmadığınız tek bir nefes bile kalmasın gerilerde.Ve ne için yaşarız Nazım Hikmet satırlarındaki bu acınası dünyada...
Satabildiğin bir sepet üzüm parası, eve dönerken zehir ve bir gofret tüm günün açlığını yatıştırır, sigaraysa dertlerini geride bırakır başındaki ağrısından kurtulmasını sağlar ve geriye kalan parası adamın çocuklarının yarınki okul harşlığı, eşinin yemeği, sonraki gün için yaşlanmaya tekrar devam eder üzüm sepetinde adam.
Neden yaşarız... neden.
Gidebildiğim bu dünyadan, rüyalarıma, gerçek olmayan tüm düş yağmurlarına ve beni gerçeklikten soyutlayan tüm damlalara.
Neyim ben... neden yaşarım.
Sebepten kırılan aynalarda yaşamaktan, uzak yaşamlarda kalıp ısınmayan yatağımda ruhsuzca yatışımdan.
Yavaş yavaş gidiyorum bu hayattan, belkide kalıyorum zamanda dostlarımdan düşüncelerde ve taşınıyorum açamadğım düşünce topraklarından.Nefesim kendime, kırdığım aynalar kendime, rüyalarım kendime.
Niçin yaşıyoruz...? sen yada ben...? farkımız ne onlardan yada bizlerden...?
Yıldızlar gibi yaşlanıyoruz atmosferin yakıcılığında, düşüncelerimiz, hayallerimiz...
biter! bir gün,rüyalarımdaki rüyalar.
Niçin yaşarız...
eğilir yaşları gözlerimin,
hayatımın dengesine,
belki bende kırılırım,
yüzümdeki aynada.
belki bende üzülürüm,
gözlerimdeki yaşta.
çok şey belkide,
yaşadığın hayatta.
günüm
ne bir gün,
ne de dün ,
ne farklı bir zaman,
benim kararttığım,
benim açtığım
gün.
Niçin yaşarız...22:32 10.12.2009
29 Kasım 2009 Pazar
hayaller ülkesi...

Saçmalıklar, kalıcılıklar, gidenler, ölümler, farkında olmadığın zamandan kaçmalar, bunların amacı olsun yada olmasın, yaşanmalı olanlar yada olmayanlar bütün bir kalıtsallık olmadığı için insan hayatta kaybolur gibi olan her zaman akımında gidip gelmelerden başka birşey anımsamaz.Zaten doğrular yada yalanlar neyin kanıtıdırki geçmekten başka birşey yapmayan zamanda.Sahte bir rüya gibi gelir yaşadıkların, sahteden de öte bazen olmasından bile yoksun kalırsın gerçekliklerin.Ve her neyse o ân içinde o zamanı yaşatan, sonrasınıda görmende mutlaka yardımcı olur gerçeklikten yakın yada uzak olarak.Soluk bakışların eşliği altında cümleler kurardım düşüncelerimde ama hangi kelimenin bende gerçeğe yakın olduğunu hangilerinin harelere yakın olduğunu bazen kendim bile anlayamaz buna karar veremezdim.Ve gerçeklikten ne kadar uzaklaşırsam bir o kadar çıkıyorum gözlerden ve de cümlelerden.Anlatmakta olduğu gözlerin bana hayat yada değil, gerçek yada gerçek üstü, zaman yada zamanı olmayan, ben buna hayaller ülkesi diyorum ve her düşünceyi,her düşü,her rüyayı,her hayali hayaller ülkeme alıyorum... 21:35 29.11.2009 (zamansız yazılımlar)
22 Kasım 2009 Pazar
yorgunluk kahvesi
geldiğim bir şehir gezintisi,
olsan ya karşımda...
zamana sorsam,
seni bana verse.
olsan ya rüyalarımda,
bir deniz kızı
gezsen tüm düşlerimde,
yüzerken gözlerimde.
kaçamaksız bir ruhlar tarlası,
gözümde pekliği olmayan gönül yargısı,
hayat benim avcısı,
iki sokak nasıl ayrıysa,
aşk ayrıdır birleştiremezsin,
gizlenemediğin dünyada.
ve acı bir kahve tadına gelirsek,
ne acı değil ki...
ben yine de tatlısından bahsedeyim,
gelemesemde yanındaki koltuğa,
bir söz bir harf,
küçük bir bakışın yeter kalbime...
ve gözlerimde,
tek bir yüz,
tek bir beden ruhumda,
ve hayata üç noktam var,
görmekte olduğum rüyalar,
ama bilemediğim tüm zamanlar...
21:50 22.11.2009
olsan ya karşımda...
zamana sorsam,
seni bana verse.
olsan ya rüyalarımda,
bir deniz kızı
gezsen tüm düşlerimde,
yüzerken gözlerimde.
kaçamaksız bir ruhlar tarlası,
gözümde pekliği olmayan gönül yargısı,
hayat benim avcısı,
iki sokak nasıl ayrıysa,
aşk ayrıdır birleştiremezsin,
gizlenemediğin dünyada.
ve acı bir kahve tadına gelirsek,
ne acı değil ki...
ben yine de tatlısından bahsedeyim,
gelemesemde yanındaki koltuğa,
bir söz bir harf,
küçük bir bakışın yeter kalbime...
ve gözlerimde,
tek bir yüz,
tek bir beden ruhumda,
ve hayata üç noktam var,
görmekte olduğum rüyalar,
ama bilemediğim tüm zamanlar...
21:50 22.11.2009
12 Kasım 2009 Perşembe
Dev bir akvaryum Dünya (dünyanın ruhu)

Başlangıçtan bir an ötesi, farklı zamanlar adı altında aynı oyun sahneleri, yanımızdakilerden kaybettiğimiz bir sürü insan, amaçtan yola çıkıpta bir türlü amacı anlayamayan düşünce balonları, kısa bir cümle, kısa bir son; doğmak, yaşamak, ölmek.
Neleri katar insan kısa bir cümle içine.Kayıplar zamansızdır, belkide zamansız olan bizizdir o zamân içinde.Periden bir masal, küçük bir hediye, Tanrı'nın küçük bir oyunu, yada olmayan Tanrı'dan küçük bir şans.Küçük bir anı parçası dünya için her bir insan.Birbirine dolaşmış düşünceler eşliğinde hayatların sesi, gülmeden geçirdiğin onca zaman, gidemediğin onca rüyalar ülkesi, hangisini yapabilirsin gözlerini açmaksızın kapadığında.
Gölge gibi unutulmuş anı yaprakları, zaman parçaları ait olmanın anlamı...Seçilmeden amacına ulaşıp kendi iradenle tamamladığın onca istek.Sessiz bir resim sayfası, sessizlikler içinde bir sürü uyum, uyumlu olmanın dev akvaryuma eş değeri; dünya. 09.11.2009 11:10
31 Ekim 2009 Cumartesi
Eskitilmiş düşünceler...

Değeri senden belirsiz ya da senden belirli ifadeler, kişiler... yüzünde göstermediğin sûretler...
Zordan yazılar gibi geri çekerdin dilinden harfleri,saklardın suretleri yüzünden.Bir adımlık düşünce içinde; tükenirken sönmemeye çalışan bir mum iradesi gibi aklında gelip giden düşünceler.Zamanından eksilmiş tekerlemeler gibi kendini içine yarım koyduğun ifadeler.Ve hayatında bunca karmaşa olurken yitik değerler arasında bulunmayan bir çok insanıda bu karmaşa sayesinde kaybederdin.Bu hayattan kaybolup gitmeden bir günlükte olsa dünya sizin dünyanız olabilmeli.Sonuçta fikir, düşünce, hissiyatlardan önce eylemler her başlangıcın sonucunu etkiler, mutlaka biter bir hâl içindeyken insandan bir yapıt, kendisini onda simgeler bir vaziyette kalmasını sağlardı.Yani eylemlerinizde her şeyden önce içinizdir size yön bulan ve ilk doğrunuz olması gerektiğine inandıran.
Her şeylerin içinde bağrıştan hayaller ve küçük iğneden şeytanlar, içleri içlerinde boğulurken insanlar, fark edemedikleri zamanın gerisinde bir hiçmiş gibi unuttukları duygular.
Zaman nereye kadar unutur...
Nereye kadar görmezden gelir...
Nereye bırakır seni zaman...
Nerede inersin gözlerindeki zaman yolculuğundan...
Ve sayfalarını dünyanın tersine koyduğunda anlarsınki düşünürken hep zamanı tersine yatırmışsın.
Hatırlamak hep geçmişli bir zaman olmuş ileride... 01:08 22.09.2009
Zordan yazılar gibi geri çekerdin dilinden harfleri,saklardın suretleri yüzünden.Bir adımlık düşünce içinde; tükenirken sönmemeye çalışan bir mum iradesi gibi aklında gelip giden düşünceler.Zamanından eksilmiş tekerlemeler gibi kendini içine yarım koyduğun ifadeler.Ve hayatında bunca karmaşa olurken yitik değerler arasında bulunmayan bir çok insanıda bu karmaşa sayesinde kaybederdin.Bu hayattan kaybolup gitmeden bir günlükte olsa dünya sizin dünyanız olabilmeli.Sonuçta fikir, düşünce, hissiyatlardan önce eylemler her başlangıcın sonucunu etkiler, mutlaka biter bir hâl içindeyken insandan bir yapıt, kendisini onda simgeler bir vaziyette kalmasını sağlardı.Yani eylemlerinizde her şeyden önce içinizdir size yön bulan ve ilk doğrunuz olması gerektiğine inandıran.
Her şeylerin içinde bağrıştan hayaller ve küçük iğneden şeytanlar, içleri içlerinde boğulurken insanlar, fark edemedikleri zamanın gerisinde bir hiçmiş gibi unuttukları duygular.
Zaman nereye kadar unutur...
Nereye kadar görmezden gelir...
Nereye bırakır seni zaman...
Nerede inersin gözlerindeki zaman yolculuğundan...
Ve sayfalarını dünyanın tersine koyduğunda anlarsınki düşünürken hep zamanı tersine yatırmışsın.
Hatırlamak hep geçmişli bir zaman olmuş ileride... 01:08 22.09.2009
17 Ekim 2009 Cumartesi
sihirli oyuncakçı...

Yaşlanmayan bir oyuncak fabrikasında hayat.Geçen ne olursa olsun,zamandan sen geçmedikçe sorun değil.Hikayeci bitirmedikçe masalında kalman, bitmeyince hiç bitmeyen masalın.Gücünü kaybetmediğin hayallerin.Hâla bırakmadığın çocukluğun, yine de bırakma.Ne hüzünler ne de hiç birşeyler,hala hayallerimde oyuncaklar...Konuştuğum odam, oyuncaklarım...
Gerçek yada değil, ona yakın ne varsa hayaller peşinde neyin kanıtıdır.Olanlar, olmuşların arasında gezinen soyut hisler seni nasıl tutar düşlerinde.Ve hayatın geçer, geçerli bir zaman hayatın ve tüm bu zamanlar hayal meyal bir hâtıra, hayatında karmaşalar sürerken sihirli bir oyuncakçı gizemi parmaklarıyla dağıtır kimselerin bilmediği düşüncelerine.Ve akıl üstü bir doktor hayallerime yön verir parmaklarındaki sihirle.Telafi edilmez bir zaman harcı değil bu, sadece ufak bir esneklik yeter düşüncelerinde; çocuk olabilmen için.
Yatay bir sayfadan aşağıya bakan harfler gibi yakındır insana aslında yaramaz bir çocukluk.
Kırılmalı anları zamanın, parmaklarından geçer sihirli oyuncakçının.Yakın bir gerçek doğruya yanımsamaları ve inandırıcılık bir o kadar gayretli ama hepsi hayal.Sınırsız bir tatminlik çocukluk.
Ve kaderden arta kalanlarda insan kendi hayatını kendisi belirlerdi, yolları kendisi inşâ ederdi.
Her ne kadar bilmesekte, rüyalar dozunda göz yaşların katılaştığı bir hayal, hayat dünyası.İçimizden çıkarabildikçe çocukları hayat çocukluktur, yaşama sevinci budur.Parmaklar dokundukça hisler canlı kalır, sözler nefesle karıştıkça hayat bulur ve insan bedeni çocuk kaldıkça tadını bulur sevinçler,gülümsemeler,hayaller.
Ve çocukluk asla yaşlanmaz.
Yarım kaldıkça rüyalar yarım kalan insanlar gibidir.İnsanlar kendinle kalabildiğince yalnız değildir.
İnanmaktır,rüyalarda yaşamaktır, gerçekleri bilip kendinde kabul etmektir, gerçekleri bilip kendinde yaşatmaktır, mucizelere inanmaktır, cebinde oyuncaklarla gezmektir, uğur böceğine şarkı söylemektir, gülmektir, bilmektir tüm çiçeklerin adını, sevmektir tüm insanları, herşeydir çocukluk, tüm herşey.
Kırılmış, bozulmuş, yırtılmış,hastalanmış, tükenmiş olamaz hayaller, tükenemez çocuklarda.
bir çocuk var
bulutlar
ve ağaçlar bulutların üstünde
aynı insanlar gibi
güneşler var
her çiçeğin kanadında
rüyalar,düşler,hayaller
bitmez bir zaman akımı
tükenmez bir bilimkurgu
işlenmez bir doku sanatı hayaller
ve bildiğim birşey varsa
çocukluk en değerlisi
ve şiirimde tüm eksik kalanlar için
özür dilerim tüm çocuklardan
düşler,bulutlar,çocuklar...
zamansız bir yazılımı var şu harflerimin dökülüşünde sayfalarıma.Ve kimseye borcum yok ne hayallerimde ne düşüncelerimde.Ne de yanlışım var.Ben kendimdeyim olabildiğince ve kalabildiğim çocuğum ben...
Ve sevgilerimi sunarım kalbindeki sihire, Mr Magorium'un Ve de teşekkürlerimi...
22:24 23.10.2009
8 Ekim 2009 Perşembe
İhanet'ten arta kalanlar...
Parmaklarındaki gözleriyle yanan bedenini gezerken unutamadığın nefesi, yüzü aynalar arasında hep sana bakar.İhanet soğumadığından devamlı bu ân içinde ateş gibi kalır.Tadı, kokusu silinmez bir kaydediciyle sende saklanır.Ve sandığın tüm zamanlar sadece senin için yalan olarak kalır.Bazı şeyleri görerek öğrenirsin, bazılarını duyarak,bazılarınıda hissederek...Yakınlığın tarifi yokken aranızda olanları ne olarak adlandırabilirsin... içindekileri ve kendini paylaşırken. 23:04 08.10.2009
5 Ekim 2009 Pazartesi
hayaller,geçişler ve zamanları...
Düşünüyorum karar veremiyorum.Kapıdan kapıya sanki hayaller geçişi var.Aklı hep hayallerde olan bir adam var yolumda, selamımı alır ve geriye verir.Dönüş yolunda gölgem benden biraz daha dolu hislerle eve döner.Ve gelirken karanlık olan yollar aydınlanır, kötüler ve iyiler iki tarafa ayrılır Tanrı bu noktada adımlarıma aydınlık sağlar.Mezar bekçisi Anubis giderken aynı bıraktığım gibidir, Tanrı'ya sadık bir çakal.
Geldiğim yollarda bazen hayaller beni bıraksada ben asla kendi hayallerimi bırakmadım.Ve hiçbir zaman geriye dönüşlerde yaşamadım.
Hayallerim,düşlerim,hayatım,bırakamadığım kendim.
Aslında işine kayıtlı bir sokak lambası gibi çalışmaları, soyutluktan vazgeçilmiş hayatları, tadını alamadığım bir günde olmayı, hayatlardan kaybolmayı hiç denemedim.Sadece kendimde kalmaya çalıştım, içimdekileri yitirmeden.
Ben
sen
Nedir insanı bu dünyanın
Nasıllar düşer mi yağmur damlalarından
Meltem rüzgarları
Ağlar mı
Güler mi
Nedir insanı bu dünyanın
Ben varmıydım
Yapraklarda açarmıydım mevsimimde
Gülermiydim bir sevgili elinde
Ağaçlar tutun elimi
Nedir insanı bu dünyanın
Beton ve demirden yüzlerle
Soğuk renkli gözlerle
Yaşar gibi
Yaşamak sanki gibi
Yaşamak değil bu
Nedir insanı bu dünyanın
Hayaller içinde yüzmek
Düşlerde kaybolmak
Rüyalarda yaşamak
Sormadan
Bilerekten
Nedir insanı bu dünyanın
Tanrı 'nın bu insanı nedir?
Gökte midir
Yerde midir
Gözlerindeki bulantıları insanın
Nereye taşınır
Zamanı
İçindekileri
İnsanın
Nedir insanı bu dünyanın
Bende olmayan...
22:54 04.10.2009
Geldiğim yollarda bazen hayaller beni bıraksada ben asla kendi hayallerimi bırakmadım.Ve hiçbir zaman geriye dönüşlerde yaşamadım.
Hayallerim,düşlerim,hayatım,bırakamadığım kendim.
Aslında işine kayıtlı bir sokak lambası gibi çalışmaları, soyutluktan vazgeçilmiş hayatları, tadını alamadığım bir günde olmayı, hayatlardan kaybolmayı hiç denemedim.Sadece kendimde kalmaya çalıştım, içimdekileri yitirmeden.
Ben
sen
Nedir insanı bu dünyanın
Nasıllar düşer mi yağmur damlalarından
Meltem rüzgarları
Ağlar mı
Güler mi
Nedir insanı bu dünyanın
Ben varmıydım
Yapraklarda açarmıydım mevsimimde
Gülermiydim bir sevgili elinde
Ağaçlar tutun elimi
Nedir insanı bu dünyanın
Beton ve demirden yüzlerle
Soğuk renkli gözlerle
Yaşar gibi
Yaşamak sanki gibi
Yaşamak değil bu
Nedir insanı bu dünyanın
Hayaller içinde yüzmek
Düşlerde kaybolmak
Rüyalarda yaşamak
Sormadan
Bilerekten
Nedir insanı bu dünyanın
Tanrı 'nın bu insanı nedir?
Gökte midir
Yerde midir
Gözlerindeki bulantıları insanın
Nereye taşınır
Zamanı
İçindekileri
İnsanın
Nedir insanı bu dünyanın
Bende olmayan...
22:54 04.10.2009
3 Ekim 2009 Cumartesi
biraz uzak biraz yakın hayaller...
vuruşlarda piyanonun
bir yüz var
kalışlarda zamanda
bir göz var
gittim geldim değil bu
nede anlık bir düş
aklımda
yada rüyalarda
olası bir mevsim
tutku mu, ne değil bu
nede bulmak
bu hissetmek
yargıya gerek yok burda
nede bir oyun sahnesi
burası sana ait olan dünya
zamanlardan bir budala gibi
anlasan...
ki bu neye gerek
ne varsın
nede bulanık bir hayat
nerede doğruyum
nedeni yanlışımın
aslında bu güzel bir rüya
düşündüğüm bir rüya
ve gereği olmamalı harflerin
yeterlidir gözlerde durmak
gölgesindeyim düşlerimin
ve kendimdeyim düşlerken
ama ne bilirim
ben kendi içimdeyim
gözleri güzelden bir içtenlikteyim
ama ne bilrim
bilmem
00:15 04.10.2009
bir yüz var
kalışlarda zamanda
bir göz var
gittim geldim değil bu
nede anlık bir düş
aklımda
yada rüyalarda
olası bir mevsim
tutku mu, ne değil bu
nede bulmak
bu hissetmek
yargıya gerek yok burda
nede bir oyun sahnesi
burası sana ait olan dünya
zamanlardan bir budala gibi
anlasan...
ki bu neye gerek
ne varsın
nede bulanık bir hayat
nerede doğruyum
nedeni yanlışımın
aslında bu güzel bir rüya
düşündüğüm bir rüya
ve gereği olmamalı harflerin
yeterlidir gözlerde durmak
gölgesindeyim düşlerimin
ve kendimdeyim düşlerken
ama ne bilirim
ben kendi içimdeyim
gözleri güzelden bir içtenlikteyim
ama ne bilrim
bilmem
00:15 04.10.2009
29 Eylül 2009 Salı
zaman geçmişi...

Zamansal kavramlar içinde yok olabildiğin her anı parçasında geçmişe dönüp neler yaptığını izlersin,nerelerde kaldığını,gidemediğin tüm zamanları ve seni bırakmak istemeyen anı parçalarını.Kendi iradenle zamanda yaptığın her geçişte anlarsınki doğruların ve yanlışların var.Gerçeklik ve hayaller arasında birbirinden ayıramadıkların senden hiçbir zaman vazgeçmezler.Anlamsızlıklar sendeyken bir suçlu hissiyatiyle seni sıkarlar, içinde bulundğun günü senden alana dek.Ve kendi içinde çıkamadığın tüm zamanlarda gözlerin anlamsız bakışlarının eşliğinde dünyaya ait olmayan davranışlarda bulunursun.Tekrardan tekrardan kalırsın düşlerin içinde, ve sana ait olan zamanlarda zemin yaparak sende yer edinmelerini sağlarsın.Kalmaktan sıkılsanda bazen gidemediğin tek yer kendi içindir. 19:19 29.09.2009
14 Eylül 2009 Pazartesi
A touch of shadow ...(big family)
There were days, there was the sun of the last days. There was time, in the never-ending human life. time had come all the people waiting to cross. had in fact your presence. There were thousands of people at the shadow. face a lot, but still got the rest Calendered in mind. tawny eyes like a sky, see what drops what you get, you never stayed in such time. When good-bye time...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)