26 Nisan 2010 Pazartesi

öldüm ben...

Kalbime düşen her ölüm parçasında, tüm nefeslerimin bir eksildiğinde, soğuk rüyalar görmeye başladığımda, ışıklarımın son bir gün bitimine dek, ve rastlantılardan unutulana, gözlerde kaybolup gidene dek, sözlerden uzaklaşıp anlamaya çalışana dek, hayallerimin sonuna gelip onlara dokunana dek, artık unutun beni, artık kaldırın beni hatıralardan, üzülmeyin artık her sonun beklentisi gibi unutun beni, öldüm ben…öldüm…öldüm 01:22 26.04.2010

25 Nisan 2010 Pazar

Duvardan Aynalarım, mümkün olası Zaman Parçalarım

Zaman gelir, zaman geçer, bir derinliktir hislerde saklanan kuytuluklar.Bir an öncesi ve sonrası akılllarda kalır zamanın ortası, kalabildiğin tek bir anı parçası, duraksayabildiğin kendi tarihselliğin.
Bir beden tanıdım gövdesinden kuru bir durakta, kuru olmasına rağmen yeşil saçları arasında bir çift göz yakaladım eve dönüş yolumda.Bıraksammı bilemedim ellerimden duygularda ve kıramadım zamanda hislerimin aynasında.Bilinmez bir harikalar diyarı değil adımlarımdan alıntılarında zamanım ama nede çok şey gizlenir hiçbirşeylerimin arasına ve diyarından harikaları nede gülümser anı parçalarımda aynalarımdan duvarda.
Ve” zaman” saklanmadan geçmesi mümkün olan zaman parçalarımı verin bana…02:55 25.04.2010

17 Nisan 2010 Cumartesi

delisinden sesi…


Deli adam deli
Sesler karanlık
Gözler çizer bir daire
Görmez iki göz yüzleri
Deli iki ses
Gülmeçten iki dokunak
İki komik insan
Farklı durumlar adı altında iki insan
Nede gerçek bir senaryo şu hayat
Olmak gerekli delisinden adamı
Çalmak gerekli bazen
Eksik senaryo filmleri
Küçük bir alınganlık gerekli
Arta kalan bazenlerde
Arta kalan hislerde
Delisinden sesi
Deli adam deli
Neyi ayırır seni
Ondan farklı kılmanda kendini
Deli adam deli
Uçar gider hayalleri
Düşünmez küçük bir derdi
Nede mutludur kendi
Delisinden sesi
Deli adam deli 22:51 17.04.2010

15 Nisan 2010 Perşembe

Düşünce bilmeceleri...



Farklı düş çemberleri, ortalarında sen bildin ben bildim bilmeceleri ama en doğrusundan ne oldu ne bitti yüklemleri.

Zamanlar esnasında şu yada bu eylemleri, hepsi amaçtan ziyade gösterir seni.

Düşünceden yaratılan bir düş gezegeni, tüm olumlu hatalara olumlu tepkimeleri.

Ben bildim sen bildin, aynı havada nefes bulan, aynı havada can bulan insan bilmeceleri.

Yok olmaktan ziyade ben varım düşünceleri.

Ne ilerisini nede seni ,gösterir eyleminden adımların bir an ötesini.

Ötesi, bir zamanlar bilmecesi, saklıdır içinde zamandan öncesi.

En doğrusu aradaki yalıtımı kaldırmaktır düşüncelerde, hislerde, düzgün bir düşünce yolu.

Gizlenmeden, gereksinimlerinden biraz vazgeçmek, kendinde kendin kalabilmek,düşüncelerde duraksayabilmek, bir an ötesine geçebilmek hislerde, neleri değiştirir hayatında, farkında olmadan…

Düşünceler bilmecesi…

18:25 15.04.2010

9 Nisan 2010 Cuma

zamanı zamanından eskitilmiş anıların…


Zamanından geçmiş anıların, ifadelerinin altında koyu bir çizgi var önemini taşıyan, onca yükü bir çizgide bırakan nedir seni bu alıntılarda alı koyan.
Zamanından geçmiş anıların, zihninden silinmesini istemediğin duygu kırıklığın, nedir seni farklı kılan tüm insanlardan.
Topraktan gizli bir hayat, yenileşmeye maruz kalmayan düşünce olguların, bilinçaltı Tanrısal doğruların.
Zamanından geçmiş anıların, yaklaştıkça son vuruşuna harflerinin derinden bir sarılış, sanki bir daha tekrarlarından olmuycakmış gibi, sanki sonmuş gibi.
Tüm duygusal birleşimlerinin geçip giden zamandan geçip giden parçalardan geçmiş anılarını küçük bir zaman boşluğunda çıkartıverir, okşardı kıyıda köşede kalmış tüm hislerini…




Zamanı geçmiş anılarımın,
bırakın benim onlar,
benim parçalarımın,
benim...
alıntıları duygularımın,
yoksulluğudur zamanlarımın.
Ve geçmişinden anılarımın,
bırakın kalsınlar orda,
kalsınlar derinlerde,
hatırlatmayın,
bırakın…
01:20 30.03.2010
zamanı zamanından eskitilmiş anıların…

5 Mart 2010 Cuma

Tek bir saç telinde "hayatın"...

Geçer gibi tüm hayatın gözlerinin önünde toplanır sana bir şeyleri hatırlatmaya çalışırdı.Ve kaldığın tüm anılar ülkendeki hayallerine yol gösterirdi karanlık aydınlanadek.Karışımından çok, hayatın içinde bulunan nedenleme sorularından çıkardığın tüm dersler adı altında hislerindeki cümlelere getirdiğin son, getirdiğin yüklem, getirdiğin yargı önemliydi.Ve tek bir saç teline gelirsek, rüzgarına değmeden hayatın uçup giderdi, senden kaçar giderdi, yaşadığı bedenin yargılarındaki infazlarda yaşamaktan kaçıp giderdi.
Ve sen her yeni güne diğerlerini unutarak ve yenilerini kaybederek girerdin, seninle birlikte yaşamakta olduğun duygu kırıkları yüzünden.Duygularınmı kaybolurdu yoksa bunca insan arasında kendine saklanıp onlardan kaybolurmuydun.İnfazından yargısı, yargısından değer yargısı tek bir saç teline konup uçup giderdi senden, eğer isteseydin. 18:55 04.03.2010

3 Mart 2010 Çarşamba

kurşun kalemim...


birikintiden toplanır bir hal

akıntılar yönü küçük bir tahtadan adam

aklımdakiler tümüyle onda kalır

ve düşlerime yansır

gölgesinden alıntıları

perisinden ilhamı

içime yansır tahtadan adamın kurşunları

unutmayan bir tek o'dur

bırakmayan bir tek odur parmaklarımı

metalinden kandırmacaları

ruhundan eksiktir duyguları

uçar durur adımları

oysa! benim tahtadan adamım

durmaksızın uçar coşturur duygularımı

ve kendisinden çok

bedenimin parçasıdır tahtadan adam

ruhumdan aşığı

kurşun kalemim...

23:23 03.03.2010

13 Şubat 2010 Cumartesi

gününden sevgili

olmasındansa yalancıktan rüyalar
gider bir hava baloncuğu
dilimdeki su tanelerinde
noktasından kesitler yeter bana
yada hayalinden yağmurlar
ki dokunmasından rüyalarım
ve tüm sevgimi harcadığım dostlarım
hislerimin hayaleti
sormasada
ben bilirim gözlerimin rengini
ve bilirim gönlümün ilmini
ne su çözer
ne de dengesi
bir tek
kendin çözer kendini
gününden sevgili
bilinmeyen türkü zili
ne zaman çarpar
rüzgarı seni
gününden sevgili
23:17 13.02.2010

7 Şubat 2010 Pazar

konu bu! "kendin olmak"


Karamsar dünyanın düşüncelerine eğilimleri, gerekli tüm duygulardan kaçımsamaların önemsiz bir maneviyat boyutu.İçinde doldurulmayan düşünce bulutları, yağmurdan hızlıca uzaklaşmaya çalışan adımlarının doğruyla yanlış arasında seçim yapmaksızın birbirinden ayrı infazları ve infazlarda olan duyguların kendini senden atar uçurumları.Ve ahmak bir dünyada farzından insanlar gibi görünmektense kırılır giderim tavırları, bu en doğruları.Hakkının tümüyle olmadığı beden adımları, bilmediğin tüm akıl oyunları.Malümatlarından hayat gereksinimleri ve bu gereksinimlerden önce neyi niçin yaptım bilmeceleri, çözerken bilmeceleri olmaktır en yakın yanımsamalardan ve kandırmacalardan uzağında kendini.Ve çözemediğin tüm akşam yemekleri bir adım daha yaklaştırır seni, uzaklarında doğrulardan ve ölümlerden, ki en yakını kendi finalindir dünya yarışında gözlerinden yağmurda ve bu yağmurda bir son yakından tüm gözlerde sana.

İşte tüm bunlar olurken gülsem mi yoksa ağlasam mı tiripleri, neyi değiştirir görmekten çekinmeyen gözleri ve gördükçe hislerinden bir dünyada anlarsın gülmeleri.Tanımından eksik davranışlar, tanımından arzusuz davranışlar ve içtenliğinden bir hayli kırılgan yanımsamalar; bu! uzak doğrular...
22:27 07.02.2010

3 Şubat 2010 Çarşamba

"Sihir" buna inanır mısın...


Sihirden kalemim...
Yaprağından sihirli sarı sayfalarım...
Sihirden masallarım...
Hayatımdan geçen sihir adımlarım ve alıp başını çekip giden sihirlerim.
Gelmesi gereken zaman, istediğinde seni bulur, sana uğrar, olmasını istediğini gerçekleştirir kayıplar dünyasına yelken açardı renkli sularda düşlerinin.
Sayfamdan geçen kalemimin gölgesi, hayatımdan geçen düşüncelerin gerçekleşmesi.Renklerin kasırga gibi kulağımdaki fısıltıları müziğin ve çabasıyla ta kendisidir sihrin.Olağanı farklı görmek, farklı hissetmek, rüyalarında yüzebilmek, hiç olmasada zihnini buna yorabilmek, aynı zamanda zamanın diğer tarafında duraksaybilmek.Akıcı bir gece olmak rüyalarında.
Bir anda dalıyorum hayallerime karşımdaymış gibi ve çıkartıyorum tüm umutlarımı sevgiye toprağın altından.
Ve gizem dolaştıkça parmaklarıma, parmaklarımın arasında duran kalemim mistik çağlardaki dansözler gibi dans ederdi akıl üstü sayfalarımda.
Nasıl batarsa bir gölge aydınlığın sonunda, nasıl batarsa bir gölge karanlıkta, tüm gölgeler görünmez fakat kendilerini gösterir hepsi küçük bir aydınlıkta...
Bazen uçmayı özlersin sanki daha önce denemiş gibi ve bazen rüyalarını özlersin, çocukken görmekten mutlu olduğun rüyalar.
Sihirden gözlerimde öylesine koştururdumki, hayaller ülkemdeki tüm hızlı koşuculardan daha hızlıydım.
Bazen oyuncaklarım kadar yakındır kötülük ama hiç istemekli olmam ve korur beni gönlümün sularındaki perim, aşık olduğum tek kadın.
Peki farklı olan neresi, sihirden öte duranlarmı...
Yada nedir farklılık seni tüm insanlardan farklı kılan.
Yüz yıllar sonra tekrardan tek birşey getirir seni bu hayata, dünyaya sihirli bir dokunuş.
Kalsanda kalmasanda hayat.
Sihirden bir şapka, sihirden dev dünya hayaller ülkesi.Var yada yok neyi değiştirir.Zamanımı, senimi.Senden başka...
Kendinin yarattığı korkulardan, yapabilseydin kurtulmazmıydın sihirle ve elinde olsaydı kurtarmazmıydın kötü bir günü, kaybettiğin tüm anıları.
Basit bir uyku gibi gözüksede, nede gerçektir rüyalar, başka bir boyut ruhanilikte ve gerçekten öte sihirle karışık ne varsa...
Ruhumun parfümü piyano vuruşlarım, nedir alıntıları birleştiren.
"Sihre" inanır mısın...o zaman yolculuğa devam. (zamansız yazılımlar)

21 Ocak 2010 Perşembe

bu...(Rüyalar denizinde yüzmek)


rüyalarımdaki iyi şans...
alakasız bir savurganlık düşüncelerde
tehlikeli görünen sınırlar
bilmiyorumlar...
neyi bilirki insan
rüyalardan önce
kara bir komedi
rüyalar denizim
birikimi olmayan hayatım gibi
dolup taşan sarı sayfalarım gibi
eskiyen bir ev gibi
sarı sayfalarımda yıpranmış, eskimiş bir ev gibi
patikasını kaybettiğim salıncağım gibi
kayıp bir sihirli kutu
kare olmayan
dünya olmayan
gerçek olmayan
sadece hayal düşündüğüm rüyalar
açmak istediğim rüyalar
deli olmasamda deliyim
sevgiyim kendime
aşkımda
benim kendime
rüyayım
düşüm
koca bir dünyayım kendime
ölmesine izin vermediğim koca bir dünyayım ben
aslında evrende görülmeyen nokta bile değilim ben
Ama içimdekilerle hepsinden
herşeyden büyüğüm ben
benim işte
bu... 00:12 21.01.2010

8 Ocak 2010 Cuma

Tekrarını alamıycağın bir son...(Hayaller Ülkesi)


İkilemde bir hayat kahramanı, belliki iki hayat...

Hızlıdan dönen yaşam saatini değerlendirmek için tik takların içinde gezer kaybolurdum kendi rüyalarımda.Alıp zamanı cebimde saklardım odamdaki sihirden ve kullanmadığım tüm yaramazlıkları sihirle karıştırırdım.Hayal, kocamân bir hayal, içinde tüm sevdiklerim ve ikilemde kaldığım tüm hayatlarım.Ve annemin genç adamıyım, genç adam, genç adam, kocaman gözüken bir çocuk, yüreğindeki kocaman çocuk, yaşlanmayan bir adam.
Bahsetmek istemediğim dünya içi rüyalarım, ve hala kitaplığımdaki oyuncaklarım, hayaller ülkemde onca hayat verdiğim parçalarım, onlar beni bırakıp gitmeyen tek canlı dostlarım.Zamanı gelince sonrası var yada yok herkes gibi gözümüzü sonsuza dek kapatıcaz ve o azaman gözlerde ve kalplerde bizim için küçük bir son yazıcak.
Tekrarını alamıycağın bir son... 00:15 09.01.2010

25 Aralık 2009 Cuma

Günümün dostlarına...gerçeğe yakın olanlar.


Günüm gelir günüm geçer, hayat ilgisizce beni seçişlerinden vazgeçmez ve ben tanımaktan mutlu olduğum bir sanatsal anı parçasını gerilerde bırakmaktan hiç yadırganmam.Ve sevgisel değerlerin anılarımda kayboluşuna göz yummadan başkalarında bırakırım.Gitmeden: renklerin sıcaklığından, soyut gerçeklerden, farklı yüzlerden ben, dönüşümü olmayan hatırlamalardan kalırdım bir öncesinde.Ve anımsamalar her bir geçişten zamana yansırdı ötesini kestiremediğim düşüncelerimde.

Ve ötesinde kestiremediğim ne varsa hayatımda bir kenara bırakmadan atardım yılbaşı hediyelerimin çuvalına ve bir sonraki sene tekrar çıkartır çuvalımdan hediyeleri geriye bakışlarımla zamanı tersine çevirir anlardım ötesindeki çözülmezlikleri hayatımın.

Ve ötesinde ne olursa olsun ben severdim tüm dost bildiklerimi ve kalbimin gizliliklerini...

Bunun için kalırdım dost düşüncelerimde ve yüzümde kalan dostlarda.İçimdeki teşekkürler gibi minnettar kalıp tekrardan teşekkür ederdim dostlarıma...Sevilmekten farklı sevilmek, sevmekten biraz farklı sevmek...

13 Aralık 2009 Pazar

Gece sokakları...


Kaldığım gece sokakları,

düşlerimin rüzgar hovardaları.

çalkalanır harfleri,

aklımın.

kim deliden akıllı,

şehrimin.

yalnızlığımdan uçar gibi,

bulutlar biraz esintili,

üşütür insanı rüyalarım.

bütün bir umut ağacım,

yapraklar tekrar açsın diye beklerim.

esin gözlerinden kalbimin,

ıslak düşlerimin,

yerinde bırakır atışlarında kalbimin.

ve hayat sokağı,

bir gece bana gelir,

bırakır tüm korkularımı,

gitmeden,

cevaplarını bırakmadan,

anlarım ki hayat,

bana gelir ölümün bir öncesinden.

Ne yapsam

Ne sorsam

Ne istesem

Hayat bana gelir mi.

21:14 13.12.2009

10 Aralık 2009 Perşembe

Niçin yaşarız...

Neden yaşıyoruz damlaların ağırlığında, neden yaşarız damlalarda.Dünyanızda dengenin eğilimi ne tarafa doğru eğilirse gözlerinizdeki yaşlar oraya doğru akar.Tek derdin yaşamak mı yoksa yaşarken içlerinde gülebilmek mi.Küçük bir tebessüm; her yalanda mutluluk, küçükte olsa.Hatırladığın onca kararmış gün, düşüncelerinde kalmayan onca anı geçtiğin hayat penceresi.Tekrardan tekrardan bir hayat, olmayan bir düşünce nasıl yoksa yaşamda hayatta tekrarı olmayan bir yaşam gibidir.Kokusuz bir çiçek ama o kadar güzelki yapabildiği tek şey güzel görünmek, zamansızca kaldığımız her anı parçasında yüzümüze vuran gözlerde karşılıksız, çevremizdekilere duyarsız kalmayalım.Ve inanmadığınız tek bir nefes bile kalmasın gerilerde.
Ve ne için yaşarız Nazım Hikmet satırlarındaki bu acınası dünyada...
Satabildiğin bir sepet üzüm parası, eve dönerken zehir ve bir gofret tüm günün açlığını yatıştırır, sigaraysa dertlerini geride bırakır başındaki ağrısından kurtulmasını sağlar ve geriye kalan parası adamın çocuklarının yarınki okul harşlığı, eşinin yemeği, sonraki gün için yaşlanmaya tekrar devam eder üzüm sepetinde adam.
Neden yaşarız... neden.
Gidebildiğim bu dünyadan, rüyalarıma, gerçek olmayan tüm düş yağmurlarına ve beni gerçeklikten soyutlayan tüm damlalara.
Neyim ben... neden yaşarım.
Sebepten kırılan aynalarda yaşamaktan, uzak yaşamlarda kalıp ısınmayan yatağımda ruhsuzca yatışımdan.
Yavaş yavaş gidiyorum bu hayattan, belkide kalıyorum zamanda dostlarımdan düşüncelerde ve taşınıyorum açamadğım düşünce topraklarından.Nefesim kendime, kırdığım aynalar kendime, rüyalarım kendime.
Niçin yaşıyoruz...? sen yada ben...? farkımız ne onlardan yada bizlerden...?
Yıldızlar gibi yaşlanıyoruz atmosferin yakıcılığında, düşüncelerimiz, hayallerimiz...



biter! bir gün,
rüyalarımdaki rüyalar.
eğilir yaşları gözlerimin,
hayatımın dengesine,
belki bende kırılırım,
yüzümdeki aynada.
belki bende üzülürüm,
gözlerimdeki yaşta.
çok şey belkide,
yaşadığın hayatta.
günüm
ne bir gün,
ne de dün ,
ne farklı bir zaman,
benim kararttığım,
benim açtığım
gün.
Niçin yaşarız...
22:32 10.12.2009

29 Kasım 2009 Pazar

hayaller ülkesi...


Saçmalıklar, kalıcılıklar, gidenler, ölümler, farkında olmadığın zamandan kaçmalar, bunların amacı olsun yada olmasın, yaşanmalı olanlar yada olmayanlar bütün bir kalıtsallık olmadığı için insan hayatta kaybolur gibi olan her zaman akımında gidip gelmelerden başka birşey anımsamaz.Zaten doğrular yada yalanlar neyin kanıtıdırki geçmekten başka birşey yapmayan zamanda.Sahte bir rüya gibi gelir yaşadıkların, sahteden de öte bazen olmasından bile yoksun kalırsın gerçekliklerin.Ve her neyse o ân içinde o zamanı yaşatan, sonrasınıda görmende mutlaka yardımcı olur gerçeklikten yakın yada uzak olarak.Soluk bakışların eşliği altında cümleler kurardım düşüncelerimde ama hangi kelimenin bende gerçeğe yakın olduğunu hangilerinin harelere yakın olduğunu bazen kendim bile anlayamaz buna karar veremezdim.Ve gerçeklikten ne kadar uzaklaşırsam bir o kadar çıkıyorum gözlerden ve de cümlelerden.Anlatmakta olduğu gözlerin bana hayat yada değil, gerçek yada gerçek üstü, zaman yada zamanı olmayan, ben buna hayaller ülkesi diyorum ve her düşünceyi,her düşü,her rüyayı,her hayali hayaller ülkeme alıyorum... 21:35 29.11.2009 (zamansız yazılımlar)

22 Kasım 2009 Pazar

yorgunluk kahvesi

geldiğim bir şehir gezintisi,
olsan ya karşımda...
zamana sorsam,
seni bana verse.
olsan ya rüyalarımda,
bir deniz kızı
gezsen tüm düşlerimde,
yüzerken gözlerimde.
kaçamaksız bir ruhlar tarlası,
gözümde pekliği olmayan gönül yargısı,
hayat benim avcısı,
iki sokak nasıl ayrıysa,
aşk ayrıdır birleştiremezsin,
gizlenemediğin dünyada.
ve acı bir kahve tadına gelirsek,
ne acı değil ki...
ben yine de tatlısından bahsedeyim,
gelemesemde yanındaki koltuğa,
bir söz bir harf,
küçük bir bakışın yeter kalbime...
ve gözlerimde,
tek bir yüz,
tek bir beden ruhumda,
ve hayata üç noktam var,
görmekte olduğum rüyalar,
ama bilemediğim tüm zamanlar...
21:50 22.11.2009

12 Kasım 2009 Perşembe

Dev bir akvaryum Dünya (dünyanın ruhu)


Başlangıçtan bir an ötesi, farklı zamanlar adı altında aynı oyun sahneleri, yanımızdakilerden kaybettiğimiz bir sürü insan, amaçtan yola çıkıpta bir türlü amacı anlayamayan düşünce balonları, kısa bir cümle, kısa bir son; doğmak, yaşamak, ölmek.

Neleri katar insan kısa bir cümle içine.Kayıplar zamansızdır, belkide zamansız olan bizizdir o zamân içinde.Periden bir masal, küçük bir hediye, Tanrı'nın küçük bir oyunu, yada olmayan Tanrı'dan küçük bir şans.Küçük bir anı parçası dünya için her bir insan.Birbirine dolaşmış düşünceler eşliğinde hayatların sesi, gülmeden geçirdiğin onca zaman, gidemediğin onca rüyalar ülkesi, hangisini yapabilirsin gözlerini açmaksızın kapadığında.

Gölge gibi unutulmuş anı yaprakları, zaman parçaları ait olmanın anlamı...Seçilmeden amacına ulaşıp kendi iradenle tamamladığın onca istek.Sessiz bir resim sayfası, sessizlikler içinde bir sürü uyum, uyumlu olmanın dev akvaryuma eş değeri; dünya. 09.11.2009 11:10

31 Ekim 2009 Cumartesi

Eskitilmiş düşünceler...


Değeri senden belirsiz ya da senden belirli ifadeler, kişiler... yüzünde göstermediğin sûretler...
Zordan yazılar gibi geri çekerdin dilinden harfleri,saklardın suretleri yüzünden.Bir adımlık düşünce içinde; tükenirken sönmemeye çalışan bir mum iradesi gibi aklında gelip giden düşünceler.Zamanından eksilmiş tekerlemeler gibi kendini içine yarım koyduğun ifadeler.Ve hayatında bunca karmaşa olurken yitik değerler arasında bulunmayan bir çok insanıda bu karmaşa sayesinde kaybederdin.Bu hayattan kaybolup gitmeden bir günlükte olsa dünya sizin dünyanız olabilmeli.Sonuçta fikir, düşünce, hissiyatlardan önce eylemler her başlangıcın sonucunu etkiler, mutlaka biter bir hâl içindeyken insandan bir yapıt, kendisini onda simgeler bir vaziyette kalmasını sağlardı.Yani eylemlerinizde her şeyden önce içinizdir size yön bulan ve ilk doğrunuz olması gerektiğine inandıran.
Her şeylerin içinde bağrıştan hayaller ve küçük iğneden şeytanlar, içleri içlerinde boğulurken insanlar, fark edemedikleri zamanın gerisinde bir hiçmiş gibi unuttukları duygular.
Zaman nereye kadar unutur...
Nereye kadar görmezden gelir...
Nereye bırakır seni zaman...
Nerede inersin gözlerindeki zaman yolculuğundan...
Ve sayfalarını dünyanın tersine koyduğunda anlarsınki düşünürken hep zamanı tersine yatırmışsın.
Hatırlamak hep geçmişli bir zaman olmuş ileride... 01:08 22.09.2009

17 Ekim 2009 Cumartesi

sihirli oyuncakçı...


Yaşlanmayan bir oyuncak fabrikasında hayat.Geçen ne olursa olsun,zamandan sen geçmedikçe sorun değil.Hikayeci bitirmedikçe masalında kalman, bitmeyince hiç bitmeyen masalın.Gücünü kaybetmediğin hayallerin.Hâla bırakmadığın çocukluğun, yine de bırakma.Ne hüzünler ne de hiç birşeyler,hala hayallerimde oyuncaklar...Konuştuğum odam, oyuncaklarım...
Gerçek yada değil, ona yakın ne varsa hayaller peşinde neyin kanıtıdır.Olanlar, olmuşların arasında gezinen soyut hisler seni nasıl tutar düşlerinde.Ve hayatın geçer, geçerli bir zaman hayatın ve tüm bu zamanlar hayal meyal bir hâtıra, hayatında karmaşalar sürerken sihirli bir oyuncakçı gizemi parmaklarıyla dağıtır kimselerin bilmediği düşüncelerine.Ve akıl üstü bir doktor hayallerime yön verir parmaklarındaki sihirle.Telafi edilmez bir zaman harcı değil bu, sadece ufak bir esneklik yeter düşüncelerinde; çocuk olabilmen için.
Yatay bir sayfadan aşağıya bakan harfler gibi yakındır insana aslında yaramaz bir çocukluk.
Kırılmalı anları zamanın, parmaklarından geçer sihirli oyuncakçının.Yakın bir gerçek doğruya yanımsamaları ve inandırıcılık bir o kadar gayretli ama hepsi hayal.Sınırsız bir tatminlik çocukluk.
Ve kaderden arta kalanlarda insan kendi hayatını kendisi belirlerdi, yolları kendisi inşâ ederdi.
Her ne kadar bilmesekte, rüyalar dozunda göz yaşların katılaştığı bir hayal, hayat dünyası.İçimizden çıkarabildikçe çocukları hayat çocukluktur, yaşama sevinci budur.Parmaklar dokundukça hisler canlı kalır, sözler nefesle karıştıkça hayat bulur ve insan bedeni çocuk kaldıkça tadını bulur sevinçler,gülümsemeler,hayaller.
Ve çocukluk asla yaşlanmaz.
Yarım kaldıkça rüyalar yarım kalan insanlar gibidir.İnsanlar kendinle kalabildiğince yalnız değildir.
İnanmaktır,rüyalarda yaşamaktır, gerçekleri bilip kendinde kabul etmektir, gerçekleri bilip kendinde yaşatmaktır, mucizelere inanmaktır, cebinde oyuncaklarla gezmektir, uğur böceğine şarkı söylemektir, gülmektir, bilmektir tüm çiçeklerin adını, sevmektir tüm insanları, herşeydir çocukluk, tüm herşey.
Kırılmış, bozulmuş, yırtılmış,hastalanmış, tükenmiş olamaz hayaller, tükenemez çocuklarda.
bir çocuk var
bulutlar
ve ağaçlar bulutların üstünde
aynı insanlar gibi
güneşler var
her çiçeğin kanadında
rüyalar,düşler,hayaller
bitmez bir zaman akımı
tükenmez bir bilimkurgu
işlenmez bir doku sanatı hayaller
ve bildiğim birşey varsa
çocukluk en değerlisi
ve şiirimde tüm eksik kalanlar için
özür dilerim tüm çocuklardan
düşler,bulutlar,çocuklar...
zamansız bir yazılımı var şu harflerimin dökülüşünde sayfalarıma.Ve kimseye borcum yok ne hayallerimde ne düşüncelerimde.Ne de yanlışım var.Ben kendimdeyim olabildiğince ve kalabildiğim çocuğum ben...
Ve sevgilerimi sunarım kalbindeki sihire, Mr Magorium'un Ve de teşekkürlerimi...
22:24 23.10.2009