26 Nisan 2010 Pazartesi
öldüm ben...
25 Nisan 2010 Pazar
Duvardan Aynalarım, mümkün olası Zaman Parçalarım
Bir beden tanıdım gövdesinden kuru bir durakta, kuru olmasına rağmen yeşil saçları arasında bir çift göz yakaladım eve dönüş yolumda.Bıraksammı bilemedim ellerimden duygularda ve kıramadım zamanda hislerimin aynasında.Bilinmez bir harikalar diyarı değil adımlarımdan alıntılarında zamanım ama nede çok şey gizlenir hiçbirşeylerimin arasına ve diyarından harikaları nede gülümser anı parçalarımda aynalarımdan duvarda.
Ve” zaman” saklanmadan geçmesi mümkün olan zaman parçalarımı verin bana…02:55 25.04.2010
17 Nisan 2010 Cumartesi
delisinden sesi…

Deli adam deli
Sesler karanlık
Gözler çizer bir daire
Görmez iki göz yüzleri
Deli iki ses
Gülmeçten iki dokunak
İki komik insan
Farklı durumlar adı altında iki insan
Nede gerçek bir senaryo şu hayat
Olmak gerekli delisinden adamı
Çalmak gerekli bazen
Eksik senaryo filmleri
Küçük bir alınganlık gerekli
Arta kalan bazenlerde
Arta kalan hislerde
Delisinden sesi
Deli adam deli
Neyi ayırır seni
Ondan farklı kılmanda kendini
Deli adam deli
Uçar gider hayalleri
Düşünmez küçük bir derdi
Nede mutludur kendi
Delisinden sesi
Deli adam deli 22:51 17.04.2010
15 Nisan 2010 Perşembe
Düşünce bilmeceleri...
Farklı düş çemberleri, ortalarında sen bildin ben bildim bilmeceleri ama en doğrusundan ne oldu ne bitti yüklemleri.
Zamanlar esnasında şu yada bu eylemleri, hepsi amaçtan ziyade gösterir seni.
Düşünceden yaratılan bir düş gezegeni, tüm olumlu hatalara olumlu tepkimeleri.
Ben bildim sen bildin, aynı havada nefes bulan, aynı havada can bulan insan bilmeceleri.
Yok olmaktan ziyade ben varım düşünceleri.
Ne ilerisini nede seni ,gösterir eyleminden adımların bir an ötesini.
Ötesi, bir zamanlar bilmecesi, saklıdır içinde zamandan öncesi.
En doğrusu aradaki yalıtımı kaldırmaktır düşüncelerde, hislerde, düzgün bir düşünce yolu.
Gizlenmeden, gereksinimlerinden biraz vazgeçmek, kendinde kendin kalabilmek,düşüncelerde duraksayabilmek, bir an ötesine geçebilmek hislerde, neleri değiştirir hayatında, farkında olmadan…

Düşünceler bilmecesi…
18:25 15.04.2010
9 Nisan 2010 Cuma
zamanı zamanından eskitilmiş anıların…

Zamanından geçmiş anıların, zihninden silinmesini istemediğin duygu kırıklığın, nedir seni farklı kılan tüm insanlardan.
Topraktan gizli bir hayat, yenileşmeye maruz kalmayan düşünce olguların, bilinçaltı Tanrısal doğruların.
Zamanından geçmiş anıların, yaklaştıkça son vuruşuna harflerinin derinden bir sarılış, sanki bir daha tekrarlarından olmuycakmış gibi, sanki sonmuş gibi.
Tüm duygusal birleşimlerinin geçip giden zamandan geçip giden parçalardan geçmiş anılarını küçük bir zaman boşluğunda çıkartıverir, okşardı kıyıda köşede kalmış tüm hislerini…
Zamanı geçmiş anılarımın,
bırakın benim onlar,
benim parçalarımın,
benim...
alıntıları duygularımın,
yoksulluğudur zamanlarımın.
Ve geçmişinden anılarımın,
bırakın kalsınlar orda,
kalsınlar derinlerde,
hatırlatmayın,
bırakın…
01:20 30.03.2010
zamanı zamanından eskitilmiş anıların…
5 Mart 2010 Cuma
Tek bir saç telinde "hayatın"...
Ve sen her yeni güne diğerlerini unutarak ve yenilerini kaybederek girerdin, seninle birlikte yaşamakta olduğun duygu kırıkları yüzünden.Duygularınmı kaybolurdu yoksa bunca insan arasında kendine saklanıp onlardan kaybolurmuydun.İnfazından yargısı, yargısından değer yargısı tek bir saç teline konup uçup giderdi senden, eğer isteseydin. 18:55 04.03.2010
3 Mart 2010 Çarşamba
kurşun kalemim...
13 Şubat 2010 Cumartesi
gününden sevgili
gider bir hava baloncuğu
dilimdeki su tanelerinde
noktasından kesitler yeter bana
yada hayalinden yağmurlar
ki dokunmasından rüyalarım
ve tüm sevgimi harcadığım dostlarım
hislerimin hayaleti
sormasada
ben bilirim gözlerimin rengini
ve bilirim gönlümün ilmini
ne su çözer
ne de dengesi
bir tek
kendin çözer kendini
gününden sevgili
bilinmeyen türkü zili
ne zaman çarpar
rüzgarı seni
gününden sevgili
23:17 13.02.2010
7 Şubat 2010 Pazar
konu bu! "kendin olmak"

3 Şubat 2010 Çarşamba
"Sihir" buna inanır mısın...

Yaprağından sihirli sarı sayfalarım...
Sihirden masallarım...
Hayatımdan geçen sihir adımlarım ve alıp başını çekip giden sihirlerim.
Gelmesi gereken zaman, istediğinde seni bulur, sana uğrar, olmasını istediğini gerçekleştirir kayıplar dünyasına yelken açardı renkli sularda düşlerinin.
Sayfamdan geçen kalemimin gölgesi, hayatımdan geçen düşüncelerin gerçekleşmesi.Renklerin kasırga gibi kulağımdaki fısıltıları müziğin ve çabasıyla ta kendisidir sihrin.Olağanı farklı görmek, farklı hissetmek, rüyalarında yüzebilmek, hiç olmasada zihnini buna yorabilmek, aynı zamanda zamanın diğer tarafında duraksaybilmek.Akıcı bir gece olmak rüyalarında.
Bir anda dalıyorum hayallerime karşımdaymış gibi ve çıkartıyorum tüm umutlarımı sevgiye toprağın altından.
Ve gizem dolaştıkça parmaklarıma, parmaklarımın arasında duran kalemim mistik çağlardaki dansözler gibi dans ederdi akıl üstü sayfalarımda.
Nasıl batarsa bir gölge aydınlığın sonunda, nasıl batarsa bir gölge karanlıkta, tüm gölgeler görünmez fakat kendilerini gösterir hepsi küçük bir aydınlıkta...
Bazen uçmayı özlersin sanki daha önce denemiş gibi ve bazen rüyalarını özlersin, çocukken görmekten mutlu olduğun rüyalar.
Sihirden gözlerimde öylesine koştururdumki, hayaller ülkemdeki tüm hızlı koşuculardan daha hızlıydım.
Bazen oyuncaklarım kadar yakındır kötülük ama hiç istemekli olmam ve korur beni gönlümün sularındaki perim, aşık olduğum tek kadın.
Peki farklı olan neresi, sihirden öte duranlarmı...
Yada nedir farklılık seni tüm insanlardan farklı kılan.
Yüz yıllar sonra tekrardan tek birşey getirir seni bu hayata, dünyaya sihirli bir dokunuş.
Kalsanda kalmasanda hayat.
Sihirden bir şapka, sihirden dev dünya hayaller ülkesi.Var yada yok neyi değiştirir.Zamanımı, senimi.Senden başka...
Kendinin yarattığı korkulardan, yapabilseydin kurtulmazmıydın sihirle ve elinde olsaydı kurtarmazmıydın kötü bir günü, kaybettiğin tüm anıları.
Basit bir uyku gibi gözüksede, nede gerçektir rüyalar, başka bir boyut ruhanilikte ve gerçekten öte sihirle karışık ne varsa...
Ruhumun parfümü piyano vuruşlarım, nedir alıntıları birleştiren.
"Sihre" inanır mısın...o zaman yolculuğa devam. (zamansız yazılımlar)
21 Ocak 2010 Perşembe
bu...(Rüyalar denizinde yüzmek)
alakasız bir savurganlık düşüncelerde
tehlikeli görünen sınırlar
bilmiyorumlar...
neyi bilirki insan
rüyalardan önce
kara bir komedi
rüyalar denizim
birikimi olmayan hayatım gibi
dolup taşan sarı sayfalarım gibi
eskiyen bir ev gibi
sarı sayfalarımda yıpranmış, eskimiş bir ev gibi
patikasını kaybettiğim salıncağım gibi
kayıp bir sihirli kutu
kare olmayan
dünya olmayan
gerçek olmayan
sadece hayal düşündüğüm rüyalar
açmak istediğim rüyalar
deli olmasamda deliyim
sevgiyim kendime
aşkımda
benim kendime
rüyayım
düşüm
koca bir dünyayım kendime
ölmesine izin vermediğim koca bir dünyayım ben
aslında evrende görülmeyen nokta bile değilim ben
Ama içimdekilerle hepsinden
herşeyden büyüğüm ben
benim işte
bu... 00:12 21.01.2010
8 Ocak 2010 Cuma
Tekrarını alamıycağın bir son...(Hayaller Ülkesi)

25 Aralık 2009 Cuma
Günümün dostlarına...gerçeğe yakın olanlar.

13 Aralık 2009 Pazar
Gece sokakları...

10 Aralık 2009 Perşembe
Niçin yaşarız...
Neden yaşıyoruz damlaların ağırlığında, neden yaşarız damlalarda.Dünyanızda dengenin eğilimi ne tarafa doğru eğilirse gözlerinizdeki yaşlar oraya doğru akar.Tek derdin yaşamak mı yoksa yaşarken içlerinde gülebilmek mi.Küçük bir tebessüm; her yalanda mutluluk, küçükte olsa.Hatırladığın onca kararmış gün, düşüncelerinde kalmayan onca anı geçtiğin hayat penceresi.Tekrardan tekrardan bir hayat, olmayan bir düşünce nasıl yoksa yaşamda hayatta tekrarı olmayan bir yaşam gibidir.Kokusuz bir çiçek ama o kadar güzelki yapabildiği tek şey güzel görünmek, zamansızca kaldığımız her anı parçasında yüzümüze vuran gözlerde karşılıksız, çevremizdekilere duyarsız kalmayalım.Ve inanmadığınız tek bir nefes bile kalmasın gerilerde.Ve ne için yaşarız Nazım Hikmet satırlarındaki bu acınası dünyada...
biter! bir gün,
Niçin yaşarız...29 Kasım 2009 Pazar
hayaller ülkesi...

22 Kasım 2009 Pazar
yorgunluk kahvesi
olsan ya karşımda...
zamana sorsam,
seni bana verse.
olsan ya rüyalarımda,
bir deniz kızı
gezsen tüm düşlerimde,
yüzerken gözlerimde.
kaçamaksız bir ruhlar tarlası,
gözümde pekliği olmayan gönül yargısı,
hayat benim avcısı,
iki sokak nasıl ayrıysa,
aşk ayrıdır birleştiremezsin,
gizlenemediğin dünyada.
ve acı bir kahve tadına gelirsek,
ne acı değil ki...
ben yine de tatlısından bahsedeyim,
gelemesemde yanındaki koltuğa,
bir söz bir harf,
küçük bir bakışın yeter kalbime...
ve gözlerimde,
tek bir yüz,
tek bir beden ruhumda,
ve hayata üç noktam var,
görmekte olduğum rüyalar,
ama bilemediğim tüm zamanlar...
21:50 22.11.2009
12 Kasım 2009 Perşembe
Dev bir akvaryum Dünya (dünyanın ruhu)

31 Ekim 2009 Cumartesi
Eskitilmiş düşünceler...

Zordan yazılar gibi geri çekerdin dilinden harfleri,saklardın suretleri yüzünden.Bir adımlık düşünce içinde; tükenirken sönmemeye çalışan bir mum iradesi gibi aklında gelip giden düşünceler.Zamanından eksilmiş tekerlemeler gibi kendini içine yarım koyduğun ifadeler.Ve hayatında bunca karmaşa olurken yitik değerler arasında bulunmayan bir çok insanıda bu karmaşa sayesinde kaybederdin.Bu hayattan kaybolup gitmeden bir günlükte olsa dünya sizin dünyanız olabilmeli.Sonuçta fikir, düşünce, hissiyatlardan önce eylemler her başlangıcın sonucunu etkiler, mutlaka biter bir hâl içindeyken insandan bir yapıt, kendisini onda simgeler bir vaziyette kalmasını sağlardı.Yani eylemlerinizde her şeyden önce içinizdir size yön bulan ve ilk doğrunuz olması gerektiğine inandıran.
Her şeylerin içinde bağrıştan hayaller ve küçük iğneden şeytanlar, içleri içlerinde boğulurken insanlar, fark edemedikleri zamanın gerisinde bir hiçmiş gibi unuttukları duygular.
Zaman nereye kadar unutur...
Nereye kadar görmezden gelir...
Nereye bırakır seni zaman...
Nerede inersin gözlerindeki zaman yolculuğundan...
Ve sayfalarını dünyanın tersine koyduğunda anlarsınki düşünürken hep zamanı tersine yatırmışsın.
Hatırlamak hep geçmişli bir zaman olmuş ileride... 01:08 22.09.2009
17 Ekim 2009 Cumartesi
sihirli oyuncakçı...

